02 Aralık 2006 Cumartesi 00:00
119 Okunma
Fenerkent'ten, Heybelikent'ten ne haber
Ne İlber Ortaylı'nın dediği gibi iş "Ehlen ve sehlen" kadar ucuz, ne Cumhuriyet'in 27 Kasım Pazartesi günkü başyazısındaki gibi "Hoş geldi, sefa geldi" kadar basit.. ~|~


"Geleneksel Türk misafirperverliği" gibi bir mantık ve üslûbun arkasına sığınmak da gereksiz, çünkü "Papa 16'ıncı Bendiktus" nam Kardinal Ratzinger azılı bir Türk ve Müslüman düşmanı..
Üstelik ziyareti geleneksel Türk konukseverliğinden yararlanmasını gerektirecek bir iyi niyet taşımıyor.
En ufak iyi niyet taşımıyor..
1. "Hacı olmaya geliyorum" dedi.
2. "Ekümenik bir ziyarettir" dedi.
3. Türklüğün iki düşmanı Katolik ve Ortodoks mezheplerini barıştırmaya, birleştirmeye geldiğini açıkladı..
4. Erdoğan ile "kısa fakat anlamlı" görüşmesinde de "diyalog", yâni "misyonerlik" çağrısında bulundu..
Evet; "Diyalog eşittir misyonerlik"? Papa'nın, Kasım ayının son günlerinde Endonezya?Bali'de toplanan Katolik yetkililerin Pan?Asya Zirvesi'ne gönderdiği mesaj.. Türkiye'ye "Hac"ca gelmeden iki gün önce..

Ortadoğu'da Hıristiyanlar "barış ve demokrasi" diye Müslümanların üzerine çullanmışken; son derece ileri görüşlü "Eşbaşkanlar" projesi sonucu Türkiye'nin yakın coğrafyasından Türk adı silinirken ve Bush Müslümanlara karşı Hıristiyan dünyasını "küresel" anlamda bir Crusade'e davet etmişken, hem de Konstantinopl'de birbirlerini taa 1054 yılında aforoz eden mezhep görünümlü farklı iki dinin birleşmesini, güçbirliği yapmalarını, bunu hem de İstanbul'da yapmalarını teşvik etmek, alkışlamak ne iştir?
Nedir Ortodokslarla Katoliklerin birbirlerini aforoza kadar varan en büyük düşünce farklılığı?

Katoliklere göre Papa "Tanrı'nın Elçisi"dir ve "Mesih İsa'nın yeryüzündeki halefidir"
Ortodokslar ise Papa'yı evet "Birinci Episkopos" sayarlar ama ne Hıristiyan Kilisesi üzerindeki hükümranlığını, ne de Tanrı'nın elçisi ve İsa'nın yeryüzündeki halefi olduğunu kabul ederler..
Evet Papa ve Fener Papazı, 11 Eylül'de oluşturulan "yeni dünya düzeni" "procesi" uğruna cini şişeye sokmaya çalışacaklar ve bunu İstanbul'da yapacaklar..
Neresi "hoş geldi" bunun?
Katoliklerden sonra Ortodokslar da Amerika'nın, Amerika'yı yöneten Siyonist çetenin emrine girecek..

Birleşince ne olacak?
Geçen hafta Rum kesiminde taç ve Bizans İmparatoru kaftanı giydirilip tahta oturtulan II'inci Hristostomos "Müezzinden değil, Türk askerinden korkuyoruz" demişti..
Al sana diyalog? Her ikisi de İbrahimî dinler ya, müezzinden korkmuyorlar ama Türk askerine karşı birleşiyorlar..
Peki "birleşmeden sonra" Fener papazı da askere karşı tavır alacak mı, yahut Benedictus'un dediği gibi "İslâmın akıl dışı ve kılıçla" büyüdüğünü söyleyecek mi?
Türk Devleti'nin kuruluş senedi sayılan Lozan ne olacak Lozan?
İstanbul Ortodoksların merkezi olduğu an; Patrikhane'nin sadece İstanbul Rumları üzerindeki yetkisini kabul şartıyla Türkiye'de kalmasına izin veren Lozan rafa mı kaldırılacak?

Çöpe mi atılacak?
Veya moda deyimle, "üzerine sifon mu çekilecek"?
Laiklik ne olacak?
Laiklik için yırtınanlar ne yapacak?
Fener'dekinden büyük, ve kökü dış kaynaklara dayalı "irtica" olur mu?
Nesi hoş geldi Benedictus'un?
Hoş da gelmedi, sefalar da getirmedi..
Papa'nin bizatihi ziyareti ve ziyaret planlaması, düzenlemesi tam bir yanlışlıklar komedyası olup, Türk hariciyesinin teslim bayrağını çektiğinin resmidir..
Geleneksel Türk Hariciyesi yerlerde sürünmektedir..
Papa'nın geliş amacı belli.. Yukarıda ifade ettik?
Üç sene önceki ilk gelme teşebbüsü; devlet ve hükümet yetkilileri tarafından ustalıkla savuşturulmuştu..
Geçen sene; devletin söz geçiremediği Barthalemeos büyük bir uyanıklıkla daveti kendisi yeniledi, o da derhal geleceğini belirtti.
Gezi o takdirde tamamen "dini" özellikler taşıyacaktı.
Bu takdirde Cumhurbaşkanlığı kerhen ve biraz da zorlama bir mecburiyetten kendisi davet etmek zorunda kaldı, daha doğrusu bırakıldı.
Kabul etti Papa.. Çünkü daveti kimin yaptığı değil, kendisinin burada ne yapacağı idi önemli olan.

Bağcıyı dövmeye geliyordu..
Akepe bir taşla iki kuş vurdu.. Hem daveti üzerinden atmış oldu, böylelikle "evsahibi" olmadığını ifade edecekti tabanına karşı.. Papa'yı da "laik" Cumhurbaşkanı çağırmış olacaktı..
Hem de "medeniyetler ittifakına" uygun davranmış olacaktı..
Ziyaret saati ve mahallinde Papa ile bir arada bulunmamak, aynı karenin içine girmemek için en etkili ve yetkili Akepe'liler derhal birer mazeret seyahati ayarladılar yurt dışında.. Bu da kolay oldu.. Çünkü Papa'nın geleceği gün sabitti.. İleri geri bir?iki günlük değişiklik yapılamıyordu, çünkü Fener'deki kutsal Aya bilmem ne ayinine katılacaktı, katılmalıydı.
Ama bu takdirde bile gezinin ayrıntıları altı ay, bir sene önceden iki tarafın dışişleri yetkilileri tarafından kararlaştırılırdı..
Masaya oturuldu, fakat programı Vatikan dayattı..
Papa ill ede Ayasofya'ya da gidecekti..
Bu noktada ben Ayasofya'da namaz kılma fikrini destekliyorum..
Madem burası en son 500 yıl cami idi, madem dört yanında dört tane minaresi ve minarelerde şerefeleri vardır, o halde ve madem papa orada şu veya bu şekilde dini bir ritüel sergileyecek, uygulayacaksa elbette namaz kılınabilir.
Kılınmalıdır.
Ama "camide" slogan atılıp gösteri yapılmaz..
Sanki Atatürk'ün her dediğini yaparmış gibi yapan entel?dantellerin, "Canım, Ayasofya Atatürk zamanında müze haline getirilmemiş miydi?" yaklaşımına ise bayılıyorum..

Bakın bakalım mahût kararnamenin altındaki imza gerçekten Atatürk'ün mü?
Hem batılı gazetelerin olayı "Bizans Kilisesi'nde namaz kıldılar" manşetiyle duyurmaları bile bir anlam ifade etmiyor mu sizin için?
Geliyoruz, karşılıklı "jest"lere..
Papa gelmeden bir gün önce Vatikan'da, Papa 16. Benediktus'un İslam konusundaki danışmanlarından biri olan Prof. Dr. Semir Halil, Türkiye'nin, kültürel ve dinsel nedenlerden dolayı Avrupa Birliği'ne üye olabilecek konumda olmadığını söyledi. Halil, Papa'nın Türkiye'ye yapacağı seyahatin, ''hem uluslararası, hem de siyasal açıdan en zorlu seyahat'' olacağını da belirterek, şöyle konuştu: ''16. Benediktus'u Türkiye'yi ziyarete götüren ilk neden ekümeniktir; Hıristiyanlararası birlikle ilgili bir konudur. Ama kalabalık nüfusunun çoğunluğu Müslümanlar'dan oluşan ve Brüksel'in kapısını tıklatmakta olan bu ülkedeki İslam sorunu, Papa'yı da yapacağı seyahatlerin en zorlusuyla karşı karşıya getirecek. Türkiye seyahati, Papa'nın yapacağı en zorlu seyahat olacak.''

Buyurun buradan yakın..
"Son dakikada" Erdoğan karar değiştirerek Papa ile Riga yolculuğuna çıkarken Papa'nın uçağını alanda beklemeyi ve "görüşmeyi" kabul etti..
Aslında "müteveffa" Papa II'inci İnnocenti'nin devasa heykelinin ayakları dibinde ve Beetjoven'in 9'uncu Senfonisi eşliğinde AB Anayasası'na imza koyan Erdoğan ve Gül'ün "canlı" Papa'nın gelişini protesto etmeleri son derece anlamsızdı.
Erdoğan bekledi çünkü papa'nın uçağı erkene alınamıyordu..
Jest onunla da sınırlı kalmadı.. Erdoğan Papa'nın uçağının merdivenlerine kadar giderek "geleneksel Türk misafirperverliğini" sergiledi.
Ecevit de bir zamanlar Karamanlis'in arabasının kapısını "nezaketin" açmıştı..
Şu diyalog Erdoğan?Papa görüşmesinde aynen yaşanmıştır..
"Erdoğan: Türkiye'nin ve hükümetimizin temel siyaseti AB'ye tam üyeliktir. İşte bu çerçevede AB'ye üyeliğimiz için desteğinizi bekliyoruz.
Papa: Biz siyasi bir kurum değiliz. Türkiye'yi desteklemek için siyasi manevra alanımız bulunmuyor. Ama medeniyetler ittifakı çerçevesinde farklı inanç ve kültürlerin birlikte yaşaması için Türkiye'yi AB ile birlikte görmek isteriz".
Erdoğan'ın; AB'ye üye olmayan, dini kişiliği siyasi kişiliğinden her zaman önde gelen, daha doğrusu siyaseti işine geldiği zaman dini hedeflerine ulaşmak için bir araç olarak kullanan Papa'dan AB için müzaheret, icazet istemesi önceden planlanmamış, düşünülmemiş anlık gelen siyasi bir gaftır..
Büyük bir gaftır..
Papa'nın cevabının ilk bölümü taşı gediğine koymaktadır.. "Biz siyasi bir kurum değiliz."
İkinci bölümde de yine kendi amaçları doğrultusunda, yâni medeniyetler ittifakı çerçevesinde, yani diyalog çerçevesinde, yani misyonerlik çerçevesinde Türkiye'yi AB ile birlikte görmek istediğini belirtiyor..

Bali'ye gönderdiği mesajda ne demişti Papa?
"Kilisenin, İsa'yı daha fazla tanıtan ve sevdiren misyonerlik tutkusundan esinlenen bir cemaate dönüşebilmesi için Hıristiyanlaştırmanın keyfini yeniden yaşaması gerekir. Misyonerlerin, İncil'i o yörenin kültürüne harmanlamaları gerekir. Bu sayede dinin, oradaki yerel dillerde ve kültürlerde yaşanır hâle gelmesi sağlanmalıdır.. Ama bu işlem rölativizm ve senkretizmden hiçbir iz taşımaksızın gerçekleştirilmelidir".
Evet Papa, 4 gün boyunca Türkiye'de "Hıristiyanlaştırmanın keyfini yeniden yaşamaya" geliyor..
Meraklılarına duyurulur..
Erdoğan daha önce de Batı Trakya Türkleri için "Türk vatandaşı" Barthalemeos'tan yardım istemişti..

Erdoğan din ile devlet işlerini hayli karıştırıyor gibime geliyor..
Papa'ya yine de en anlamlı "jest"leri Sezer ve Bardakoğlu sergilemiştir..
Sezer "C" Protokolu ile karşıladığı Papa'ya Kıbrıs'taki Rum katliamlarını anlatan bir kitap hediye etmiştir..
Papa, İslâm kılıç zoruyla yayılmıştır demişti ya?
Bardakoğlu da malûm Almanya konuşmasının cevabını Diyanet İşleri başkanlığında pek de diplomatik olmayan bir üslûpta vermiştir..
Ama bu acaba Akepe'nin tabanına yönelik bir düzenleme midir?
Sonuçta kıymetli okuyucu?.
"Fener'de ayrı bir devlet mi olacakmış, hadi canım" diyenlere iki çift lâfımız olacak..
"Akredite" gazetecilerin boynuna Fener'in taktığı "Kutsal Ekümenik Patriklik" yaftası, modern dilde "tanıtma kartı" diyorlar; bir çeşit bağımsızlık gösterisi, bilek güreşi değil midir?

Sen Sinod'a yasaya aykırı olarak "Türk olmayan" yabancıları atarken; Kudüs Patriği için şeriat mahkemesi kurarken ses çıkarmayanların, boyunlarına geçirilen "Kutsal Ekümenik Patrik" yaftasından da rahatsız olmamaları gerekir..
Kuzey Irak'takine de "devlet" demiyorsunuz? Fener'dekine de "devlet" demiyorsunuz.. Peki, hadi gönlünüz olsun diye "kanton" diyelim; Fener kantonuna, Fener dükalığından akreditasyon almadan girebiliyor musunuz? Acarkent'le herkes uğraşır, elbette uğraşılmalıdır ama Acarkent'i öne çıkarıp Fenerkent'i unutturmaya kalkmayın?
İki elimiz yakanızdadır..

 Hüseyin Mümtaz/ Giresun Işık Gazetesi
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100