10 Ocak 2007 Çarşamba 00:00
124 Okunma
Filistin geçici sınırları kabul edemez
ABD destekli Etiyopya güçlerinin İslamcıları devirmek için Somali'ye saldırmasıyla, Afrika uzun sürecek bir istikrarsızlık dönemine girdi ~|~

İnsanın belirli aralıklarla Filistin'de yaşanan çekişmenin genel çerçevesine göz atmak için geri adım atması faydalıdır. Tabii sadece ayrıntılara dalmanın ve günlük olayları takibin ormanı görmeyi engellemesi sebebiyle değil, genel çerçeve belirli aralıklarla değiştiği için de.

Genel bakış açısına göre çekişme, Filistin direnişiyle İsrail arasında yaşanıyor. Filistin direnişinin amacı işgale son vermek, bugün işgal altında bulunan topraklar üzerinde 1967 sınırlarına göre Kudüs'ü de içine alan egemen ve tam bağımsız bir Filistin devleti kurmak, Filistinli mültecilerin haklarının tanınmasını sağlamak. İsrail'se Kudüs'ü Filistin'e katmayan, sınırların ve gerçekçi egemenliğin var olmadığı, sadece geçici sınırlara sahip bir Filistin devleti kurma projesiyle faşist ve ayrımcı rejimini derinleştirmeye çalışıyor. İsrail hükümetinin yeni yerleşim birimleri kurulması kararı da bunun teyidinden başka bir şey değil.

Ortada bu yeni geçici çözümü hayata geçirmek amacıyla izlenen bir stratejik hedef daha var: Filistin yönetiminin, yetkileri sınırlı, egemenlikten yoksun, İsrail'in ve birçok uluslararası çevrenin güvenlik ajanı gibi çalışan bir otoriteye dönüştürülmesi ve bu yapısının derinleştirilmesi. Bu yönetim, ekonomi, siyaset ve güvenlik açısından İsrail hegemonyası altında çalışacak.  İsrail'in geçici çözümünün, yani geçici sınırlara sahip bir Filistin devleti düşüncesinin üçüncü hedefiyse, Amerikan politikalarının Irak, Afganistan ve genel olarak Ortadoğu'da girdiği kriz sebebiyle Filistin halkına verilmesi gündeme gelen siyasi fırsatların çöpe atılması. Baker?Hamilton raporu Filistin sorununa çözüm bulunmasını öneriyordu. Filistin halkının yaşadığı zulmün boyutuna yönelik uluslararası sıkıntıların artması sebebiyle eski ABD Başkanı Jimmy Carter bile tahayyül edilemeyecek bir biçimde,'işgal bölgelerindeki faşist ve ayrımcı rejimin, Güney Afrika'daki apartheid günlerinden daha kötü olduğunu' söylüyordu.  İspanya, Fransa ve İtalya'nın çekişmeye kapsamlı çözüm bulunması için uluslararası bir konferans düzenlenmesi çağrısı da, Filistinlilere verilebilecek fırsatları ortaya koydu. Konferans önerisi, zararlı Oslo deneyimi sonrası kısmi veya geçici çözümlerin alternatifi olarak bütün bölge ülkelerini kapsıyordu.

İsrail'in, Filistinlileri iç savaş ve kanlı çatışma uçurumuna çekerek ve havayı gerginleştirerek dış çekişmeyi Filistin'in içine taşıma girişimi yaşanan tehlikenin göstergesi. İsrail şu üç yöntemle çekişmeyi Filistin'in iç siyasetine taşıdı:
Birincisi, Filistin sorununun ve Filistin güçlerinin imajını lekeleyerek. Bu, Filistin sorununu bölgesel anlaşmazlıkların merkezi haline getirerek ve bir kısmı 'şer ekseni'ne, diğer kısmı da İsrail'in yanındaki 'ılımlı eksen'e 'yerleştirilen' Filistinlileri ikiye ayırıp bir tarafı ötekine karşı destekleyerek yapılıyor.

İkincisi, Fetih'le Hamas arasındaki çekişmeyi tırmandırıp, bunu bir iktidar kavgası gibi göstererek. Filistin'deki tartışmanın, hükümetin yapısı ve İsrail ve diğer uluslararası çevrelerce tanınması üzerinde yoğunlaşması da bu duruma destek oluyor. Oysa yapılması gereken, ablukanın kırılabilmesi için ulusal birlik hükümeti düşüncesini ele almak.

Son olarak İsrail, el Fetih'le Hamas'ı profesyonel ve amatör simsarlar kanalıyla rekabete sürüklemek istiyor. Bu noktada bütün tarafların kısmi veya geçici çözümlere katılmayı reddettiklerini ve geçici sınırlara sahip bir devlete karşı çıktıklarını ilan etmesi önemliydi.

Sonuç itibarıyla Filistin güçleri olarak karşılaştığımız en büyük sorun, vizyonumuzu, stratejimizi ve çekişmeyi idare etmek konusunda güçlerimizi nasıl birleştireceğimiz, en az 30 yıldır sağlayamadığımız birleşik yönetimi nasıl hayata geçireceğimiz... Çekişmeye nasıl son vereceğimizi iç rekabet konusuna dönüştürmek bizi zayıflatır; gücümüzü ortaya koyabilecek biçimde birleşmeliyiz.

Filistin çıtayı yüksek tutmalı
Bir başka ifadeyle, ya siyasi çoğulculuk iç çekişmeyi alevlendirerek zayıflık kaynağı olacak ya da güçlerin birleştirilmesi, Filistin'in siyasi tutumunun sağlamlaştırılması, çıtanın ulusal hedefleri koruyacak biçimde yüksek tutulmasıyla bu çoğulculuk güç kaynağına dönüşecek. Acilen bir ulusal birlik hükümeti kurulmasına ihtiyacımız var, ancak Filistin'in üç temel parçası olan Batı Şeria, Gazze ve Kudüs arasında koordinasyon sağlamaya kadir kapsayıcı ve birleşik bir yönetime daha fazla muhtacız.

Kamuoyu anketlerinin Filistinli ve İsraillilerin çoğunun kapsamlı çözümü desteklediğine işaret etmesine rağmen, İsrail'deki barış kampı buharlaştı veya kısmi ve geçici çözümlerin altına gizlendi. İsrail ya işgale son verip tam bağımsız Filistin devleti kurulmasını kabul edecek ve dolayısıyla kapsamlı barışı derinleştirecek ya da Güney Afrika'daki faşist rejime benzer bir yapıya sahip milliyetçi bir devlet olduğu gerçeğiyle yüzleşecek. Bu yapı işgal topraklarındaki direnişe ve İsrail içindeki demokratik direnişe uzun süre karşı koyamaz. Zira nihayetinde bütün direniş unsurları faşist ve milliyetçi baskıya karşı birleşecektir.
Daha önce Oslo Anlaşmaları veya diğer geçici anlaşmalar yüzünden yaralandık. Acaba bu deneyimden ders alıp, 'Mümin bir taştan iki kez yaralanmaz' hadisini hayata geçirebilecek miyiz?
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100