02 Ekim 2006 Pazartesi 00:00
245 Okunma
Fransa'ya gözlük
38 yıl önce yine bir sonbahar günü Fransızların efsanevi devlet başkanı General De Gaulle Ankara'daydı. ~|~

Uçaktan askeri üniformasıyla inmişti.
Ancak bir sorun vardı:
Askeri üniformayla gözlüğün bir arada kullanılamayacağını düşünüyordu. Oysa gözleri iyi görmüyordu.
Peki kendisini karşılamaya gelen Ankaralıları nasıl görüp selamlayacaktı?
Bu "diplomatik sır"rı, o gezide kendisine mihmandarlık yapan büyükelçi Faik Melek yıllar sonra açıkladı ("Dış Politikamızın Perde Arkası", editör: Turhan Fırat, Ümit Y., 2005).
Havaalanından Çankaya'ya kadar üstü açık bir limuzin arabayla gidecek olan De Gaulle, mihmandarına "Nerede halk toplanmışsa beni ikaz edin, ayağa kalkıp selamlarım" demiş.
Kavşaklarda mihmandarı uyarınca ayağa fırlayıp kendisine tarif edilen tarafı selamlıyor, sonra yeniden yerine oturuyormuş.

* * *
Fransız Meclisi, Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın dün başlayan Ermenistan ziyaretinin hemen öncesinde Ermeni soykırımının inkârını hapisle cezalandıran yasayı gündeme alınca "Yine bir gözlük sorunu var" diye düşündüm.
Oysa Chirac, "Nouvelles d'Armenie" dergisinin bu ayki sayısına verdiği röportajda, hem Türkiye'nin AB üyeliğini destekleyen sözler söylüyor hem de Türkiye?Ermenistan sınırının açılması ile Yukarı Karabağ sorununun çözümü arasında bağ kurarak ?belki de ilk kez? Türkiye'nin tezini savunuyor.
Neden Fransa, Türkiye ile Ermenistan arasında bir aracılık rolüne soyunmuşken şimdi Ankara'yı karşısına alıyor?
Buna yanıt ararken 2007'deki cumhurbaşkanlığı seçiminin iklimini ve Fransa'daki Ermeni lobisinin etkinliğini göz önüne almalıyız.

* * *
Önceki hafta Fransız Büyükelçisi Paul Poudade, De Gaulle'ün Türkiye ziyaretinin yıldönümü nedeniyle elçilikte bir resepsiyon verdi.
Hem Fransız devlet başkanı için Sevres imalathanesine ısmarlanan yemek takımını gördük hem de ziyaretin görüntülerini izledik.
Büyükelçi Poudade bize 1930'larda Ulusal Saraylar Başmimarı Albert Laprade tarafından yapılan elçilik binasını iftiharla gezdirirken bir yandan da Fransa'daki "kamu binalarını halka açma" uygulamasını bu yıl ilk kez Türkiye'de de gerçekleştireceklerini müjdeliyor ve "Herkesi bekliyoruz" diyordu.
Ertesi gün 3 saat için açılan elçiliği 500 Ankaralı gezdi.

* * *
Fransız elçiliği, tam da ilişkileri ısıtmaya çalıştıkları ortamda gündeme getirilen yasanın, bu olumlu havaya ne kadar zarar verdiğinin farkında...
Türkiye'ye "Soykırımı tartışmaya aç" denilirken "Soykırımı tartışanı hapsederim" diye yasa çıkarılmasının mantıksızlığı da ortada...
Sadece o da değil; bu tür zorlamaların, Türkiye'de konunun tartışılması yönünde başlayan dinamiği de torpillediği konusunda Paris'i uyarıyorlar.
Yasanın 12 Ekim'deki görüşmede Meclis'ten çıkabileceği, ancak kesinleşmesinin birkaç yıl alabileceği tahmin ediliyor.
Fransızlara, De Gaulle'ün tecrübesinden dersle, üniformayla gözlüğü bir arada kullanmamalarını önererek bitirelim:
İlişkilerde ya üniforma, yani sertlik olacak ya da gözlük, yani netlik...
Yoksa yanlış tarafa selam yollama ihtimali bir hayli fazla...

Can Dündar
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100