Bu haber kez okundu.

Fransız ruhu sıçradı
Referandumda çıkan hayır kararı, liberalizme asırlardan beri tepki duyan "Fransız ruhu"nun yeni bir dışavurumudur.
Tepkilerini "Bu anayasa, bizi Anglosakson kalıplarına sokacak..." diye ifade ettiler.
Anayasadaki terimleri bile saymışlar: Seksen küsur defa "rekabet" kelimesi geçen anayasada "sosyal" ve "kamu" gibi terimler çok azmış.
Anayasanın birinci maddesindeki şu ifadeler de Fransızları kızdırdı:
"Birlik, iç sınırların bulunmadığı bir özgürlük, güvenlik ve adalet alanı ile, rekabetin serbest olduğu ve çarpıtılmadığı tek bir pazar sunar."
Fransızlar düşünüyor ki, "iç sınırlar" olmayacaksa, Doğu Avrupa'dan ve Türkiye'den milyonlar gelip işlerini ellerinden alacaklar! Kuzey Afrikalılara bir de bunlar eklenecek! "Biz ne olacağız?" diyerek sinirlendiler.
Fransız ruhu "rekabet"ten "liberalizm"i anlıyor ve kızıyor. Anayasanın 178. maddesinde "serbest rekabeti içeren açık pazar ilkesi"nden hoşlanmıyorlar.
Anayasada "sosyal piyasa ekonomisi" teriminin yer alması da onları yatıştırmadı.
"Bunlar Tony Blair'in lafları" diye daha da kızdılar!
Neden 'hayır' dediler?
Öne çıkan ret sebepleri de Fransız ruhunun bu tepkilerine denk düşüyor:
Anayasa iktisaden fazla liberal: % 27
Fransız kimliğini tehdit ediyor: % 25
Türkiye'yi engellemek için ret: % 20
AB projesi Fransa için olumsuz : % 18
Peki milliyetçi De Gaulle geleneğinden gelen Chirac, eski sosyalist Başbakan Jospin gibi isimler niye bu anayasayı savundu? Sadece söz verip imza attıkları için mi?
Hayır, bu çağda Avrupa'da rekabetsiz ve entegrasyonsuz gelişmenin mümkün olmayacağını gördükleri için.
Şu tabloya bakın: İşsizlik oranı "serbest rekabetçi" İngiltere'de yüzde 4.7 iken; "kamu" fikri ağır basan Fransa'da yüzde 10, "sosyal" karakteri ağır basan Almanya'da yüzde 11.8 civarında!
Milli gelir artış oranı İngiltere'de yüzde 3.2 iken, Fransa'da 2.2, Almanya'da sadece 1...
Bu örneklere göre: Rekabetçi serbest piyasa ekonomisi ekonomiyi daha iyi büyütüyor, işsizliği azaltıyor, dolayısıyla sosyal hizmetler için daha iyi kaynak yaratıyor.
Ama "Fransız ruhu" bunu içine sindiremiyor.
Liberallik herşeyi açıklar mı?
Liberal Anglosakson ve "devletçi" Fransız modelleri her zaman farklı oldu. Laiklik anlayışları bile bu sebeple farklıdır.
İngiltere'de daha 1688 yılında "devlet karışmasın" diye ihtilal yapıldı; bireysel özgürlük fikri esas alındı; demokrasi, ekonomi, sekülarizm gibi kavramlar buna göre gelişti. Liberalizmin "sınırlı devlet" kavramı ile ifade edildi bunlar.
Fransızların 1789 ihtilali ise toplumu serbest bırakmak için değil, "devlet eliyle" toplumu modernleştirmek amacıyla yapıldı. Ekonomiden kültüre her şeye karışan "müdahaleci devlet" kavramı gelişti. Demokrasi, ekonomi ve laiklik bu anlayışla şekillendi. Buna "Jakoben gelenek" denildi.
Bugüne kadar çok değişimler yaşandı ama, tarih günümüzü böyle yoğurdu: İki üç yüzyıl önceki yol ayrımı hâlâ etkilerini sürdürüyor.
Getrude Himmelfarb "Roads to Modernity" adlı kitabında bu iki ayrı çizginin farklarını çok güzel anlatır.
Peki, rekabete dayalı bir dinamizm çağında Fransa, eski dogmalarıyla ileriye yürüyebilir mi? Duraklamış ekonomisini harekete geçirebilir mi?.. Avrupa'da etkili olabilir mi?
Şoven duygularla Türkiye'ye en çok itiraz eden Fransa, şimdi başta kendisi olmak üzere, herkesi sıkıntıya soktu! ~|~
Anahtar Kelimeler:
fransız ruhu sıçradı
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100