Bu haber kez okundu.

Giresun ayları
Yılın yine Giresun aylarındayım.. ~|~

Ağustos sonlarıdır..
Böyle aylarda önce ''finduğa'' gelinir.
Sonra ''asker arkadaşım'' Musa'nın tezgâhına çingene palamutları gelir..
Hemen hemen aynı anda kırmızı soğan ve Erzincan Üzümü de kendi tezgâhlarında boy gösterir. Okullar açılırken de incir..
Ve hepsi tarif üzre bir araya gelince, yahut mecburen getirilince ''Kale''nin öte tarafında denize nâzır bir yer bulunup akşam yemeği yenilir..
Tibor (Ticaret Borsası restoranı) son bir kaç senedir, püfür püfür çatı katını hizmete açtığından beri en gözde mekân orasıdır. Amcaoğlu Fevzi'nin ''öğle yemeği sonrası nasıl kahve içilmeli?'' tarifine gülünür Allah gülünür..
Ama vakit tamamdır ve Hacı Hüseyin Muhtarı Dayıoğlu İshak'la beraber Abbas'ın kulakları çınlatılır..

Sonra güneş, Bulancak sırtlarında Çadır Tepe'ye doğru batırılır....
Gecenin bir vakti bahçeye dönerken, harman başında çadır kurup tüfeği ile ''fındık faresi'' bekleyen ''yarıcı''ya laf atılır..
Bu yıl bütün harmanlarda tüfeğiyle nöbet tutmakta olan bütün gece nöbetçileri rüyalarında her nedense Zapsu'yu beklemekte ve gecenin ilerlemiş bir vaktinde harman yerinin bir köşesinde onu görmeyi ümit etmektedirler.
Ve her yıl bu vakitler ''Zafer'' havası nedense önce Giresun'a gelir.
Nasıl gelmesin ki?
Binbaşı Hüseyin Avni alpaslan Giresun'ludur, Topal Osman Giresunlu'dur.
Her ikisi de 42 ve 45'inci Gönüllü Alayı'nın Komutanları olup Sakarya ''melhame?i kübrasına'' katılmışlardır.
Binbaşı Alpaslan ''hâlâ'' oradadır..
Bütün Alayıyla beraber şehit olmuştur..
Ve Sakarya'da onlara atfen inşa edilmiş bir ''Giresun Şehitliği'' olup her yıl şehirden resmî heyetler eşiliğinde ve onlarca otobüslük kafileler halinde gidilip ziyaret edilirler...
İşte bu yüzden her yıl bu vakitler ''Zafer'' havası daima ve en evvel Giresun'a gelir .
Ve bu yıl daha da evvel geldi..
25 Ağustos'ta devreden ve devralan Kara Kuvvetleri Komutanları konuştu..
Büyükanıt Paşa ''askerlik yemini''ni hatırlattı..
İyi etti..
Çıkışta resepsiyon verildi.. Erken ayrılan Erdoğan ve Arınç'ı kimse uğurlamadı, Cumhurbaşkanı ''Lübnan'a asker göndermeye karşıyım'' dedi.
Özkök askeri lise öğrencisinin bile yapmayacağı ucuz bir espri yapıp ''Cumhurbaşkanım, sizi isterseniz gazetecilerden kurtarayım'' dedi..
Aldığı cevap Giresun'da bile havayı buz gibi etti..
''Benim kurtarılmaya ihtiyacım yok''..
Sezer ''Talabani'yi bir yıldır ben kabul etmiyorum'' deyince şimşek çaktı..
Demek Erdoğan Köşk'e çıkınca ilk olarak Talabani'nin kırmızı halı ile karşılanacağı ihtimaline de hazırlıklı olmamız gerekecek..
Savarona'nın batma tehlikesi geçirdiğini de harmanda duyduk..
batmadı.. Ama önceleri karşı çıktığım ''satılmış olmasına'' da memnun oldum..
Ya Cumhurbaşkanlığı yatı olarak kalsaydı!
Erdoğan Cumhurbaşkanı olunca kimbilir Ekinlik adasına ne ''haşemalı'' turlar, güvertede terlikli basın toplantıları izlerdik..
Allah korudu..
İşte size yılın Giresun ayları..
Genel Yayın Yönetmeni Candemir Bey'in istediği ''fındık yazısı''nı da böylece çıkarmış olduk..
Yoksa benden rekolte, randıman, Fiskobirlik filanlı bir yazı mı bekliyordu?
Hüseyin Mümtaz/

Giresun Işık Gazetesi
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100