30 Ağustos 2015 Pazar 00:02
549 Okunma
Güney Afrika’nın öteki yüzü
Güney Afrika Cumhuriyeti’nin sahil kenti Cape Town, zenginliğin olduğu kadar yoksulluğun da adresi. Şehrin pek çok yerinde boy gösteren villaların hemen yanı başına kurulan teneke evler, sokakta yaşayan evsizler, zengin-fakir uçurumunu gözler önüne seriyor.
Cape Town’un ilk kadısı Abdullah Kadi Abdus Salam’ın yanı sıra Osmanlı ulemasından Ebubekir Efendi’nin türbesinin de bulunduğu kentin en eski mezarlığı Tana Baru’da hayat mücadelesini sürdüren John Swartz, babasını kaybettikten sonra yerleştiği yetimhaneden 18 yaşında ayrıldığını ve gidecek yeri olmadığı için 31 yıl önce mezarlığa sığındığını söyledi.
Mezalıkta gönüllü bekçilik yapan Swartz, “Yetimhaneden çıktığımda nereye gitmem lazım diye düşündüm, sonra belki mezarlıkta yatanlar bana yardım eder diye buraya sığındım” dedi. Tenekeden yaptığı kulübede eşi ve iki çocuğuyla birlikte yaşayan Swartz, ailesini yemek artıklarıyla beslemeye çalıştığını söyledi. Adını Yahya olarak değiştirdiğini, çocuklarını da medreseye gönderdiğini dile getiren Swartz, “tavuk derisini eritip yağ haline getirip onunla yemek pişirmeye uğraşıyoruz, hayırseverlerin yardımlarıyla ayakta duruyoruz” diye konuştu.

Teneke kent Khayelitsha’da hayat
Öte yandan Cape Town’un en fazla teneke evde yaşayan nüfusuna sahip Khayelitsha semtinde yaşayan mahalle sakinleri, yaşamın korkutucu ve zorlu yanlarını anlattı.
Tuvalet ve banyonun bulunmadığı teneke evlerde çamaşır iplerinden, elektrik tellerinden bir korkuluk gibi görünen ve ucu ufukta biten yoksul bir semt Khayelitsha. Yarım milyondan fazla insanın barakalarda yaşadığı Khayelitsa, yüksek suç oranı ve fakirliğin üst seviyede olduğu semtlerden sadece birisi.
Tuvalet, banyonun bulunmadığı, elektriksiz ve susuz barakalarda yaşayan Khayelitsha halkı, bir yandan açlık ve soğuk bir yandan da hırsızlar ve çeteler nedeniyle gasp ve hırsızlık korkusu yaşıyor. Khayelitsha’da binlerce aile elektrik parasını ödeyemediği için mum ışığında geceyi geçiriyor. 
Khayelitsha sakinlerinden Nosmimo Simankkele, varoşlarda yaşamanın çok zorlu olduğuna vurgu yaparak, soğuktan korunmanın mümkün olabildiğini ancak yağmura çare bulamadıklarını, her yağış sonrasında tüm eşyaları çıkartıp kurutmak zorunda kaldıklarını ifade etti. Simankkele, “güvende değiliz, ancak yaşamak ve çalışmak zorundayız” diye tamamladı sözünü.
Elektriksiz ve susuz bir evde yaşamanın zorluğunu anlatan bir diğer mahalle sakini Lusanda, hayat zor da olsa, eve bakmakla yükümlü olduğunu kaydetti. Yollarda dilenen Lusanda, çoğu zaman beş parasız eve döndüğünü ifade ederek komşularından yemek istemek zorunda kaldığını anlattı. Lusanda ayrıca banyoları olmadığından leğende yıkandıklarını söyledi. AA
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100