26 Ekim 2011 Çarşamba 00:00
759 Okunma
Hak Batıl Mücadelesinde Hz. Ali'nin tavrı
22-23 Ekim tarhilerinde Bursa Merinos Atatürk Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Uluslararası Ehl-i Beyt Sempozyumu'nda Hukukçu Ahmet Erimhan aşağıdaki tebliği sundu. İşte Ahmet Erimhan'ın tebliğinin tam metni: ~|~

Değerli Misafirler evvela Ehli Beytin nefesinin buram buram hepimizi sardığı, büyük bir manevi ve fikri ziyafetin yaşandığı bu programın yapılmasına vesile olan, bayraktarlık eden Prof Dr Haydar Baş Hocamıza sonsuz teşekkür selam ve hürmetlerimizi arz ediyoruz. Sizleri de saygı ile selamlıyorum.
Hz Ali Efendimiz 1000 hayata bedel bir hayat yaşamıştır. Adeta bütün bir insanlık tarihinin çilesini, ihanetlerini, eza ve sıkıntısını, sonuna kadar haklı iken haksızlığa uğramayı, kadir bilmezliği, ikiyüzlülüğü, arkadan vurulmayı, Aslana kedi muamelesi yapılmasını tek bir hayatta, topu topu 63 yılda yaşamıştır. Bu yönü ile diyebiliriz ki Cenabı Hakk, Efendimizin Ali'nin hayatına bütün bir insanlığın cilvelerini gizlemiştir.

Hz. Ali'nin imanı ağır basar
Bu böyledir çünkü Hz. Peygamberin mübarek tarifleri ile "Eğer yer ve gök bir kefeye konulsa ve Ali'nin imanı da başka bir kefeye; hiç şüphesiz Ali'nin imanı ağır basar"!
Cenabı Hakk her sıklete uygun bir tarife uyguluyor. Sinek sıkletlere başka tarife, Aslanımız Haydar'ımız Baş Pehlivan'a başka tarife!
Kendi heva ve hırslarından başka hiçbir şeyi taşıyamayacak tek kişilik takalara başka, Nuh'un gemilerine başka!
Bu kıstasla bakınca elbette "güneş ile konuşan adam"ın yükü ağır olacak! Yüksek zirvelerin başı hep dumanlı değil midir?
Hz. Ali Efendimiz Allah'ın Hüccetidir, Kapısıdır, Yoludur, Sıratı Müstakimidir, Sıddıkların Efendisidir, Vasilerin en hayırlısıdır ama bir önemli sıfatı da Peygamber'imizin ifadeleri ile Faruk'tur. Yani Hakk'ı Batıldan ayıran olmasıdır.
Hz. Ali'yi Allah'ın sağlam ipi yapan şey işte bu sırdır! Faruk, olma hali yani hak'kı batıldan ayırma hususundaki kararlığı...

Hakkı yerine getirmekte taviz yok
Hz. Ali Hakkı yerine getirme hususundaki tavrı çok netti!
Yemen Seferi dönüşü Hz. Ali, bir an evvel Efendisine kavuşma arzusu ile atını hızla Mekke'ye sürdü. Ancak Hz. Ali'nin seriyyesinde bulunan bazı adamlar, O'nun hakkı yerine getirme hususunda gösterdiği sert tutumdan şikâyetçi oldular. Peygamberimiz bunu duyunca onlara şöyle cevap verdi:
"Ey insanlar Ali'den şikâyetçi olmayın, Allah'a yemin ederim ki Ali haklar hususunda çok serttir ve bu hususta şikâyetçi olmanın faydası yoktur"!
"Biz kâfirlere bile kâfir deme hakkına sahip değiliz, kâfirler de Cennet'e girse ne olur? Allah'ın Cennet'in de yer mi kalmaz" diyen Hariciye zihniyetli diyalogcuları Efendimiz Ali'ye arz ediyoruz.

Fedakarlıkta doruk nokta
Hz Ali bir tavır insanıdır. Hayatının her anı Hz. Peygamber ile özdeşleşmiş bir tavır! Hz. Peygamberin Hicret'e karar vererek Mekke'yi terk etmeye karar verdiği zaman Onun omuzlarına yüklediği mesuliyet ve Hz. Ali'nin tavrı Hicret'in kendisi kadar önemlidir. Hatta denilebilir ki Hz. Peygamber'in giderek kazandığı Hicret'i Ali Efendimiz O'nun yatağına uzanarak kazanmıştır.
Meseleyi biliyorsunuz. Hz. Ebu Talib'in ölümünden sonra Kureyş'in Allah'ın Resulüne yaptığı baskı ve işkenceler iyiden iyiye azmıştı. Evs ve Hazrec kabilelerinin İslam'ı kabul etmeleri üzerine Darü'nNedve'de toplanan müşrikler Efendimizin canına kast etmeye karar verdiler. Sorumluluğu dağıtmak adına da her kabileden bir kişi seçmişlerdi. 40 katil, seçilmiş 40 katil O'nun mübarek evine geceleyin girerek Resulullah'ı öldüreceklerdi.
Hesap buydu buydu ama bir de Allah'ın hesabı vardı!
Resulullah komplodan haberdar edildi ve Yüce Allah O'na Mekke'den çıkması emrini verdi.
Hz. Peygamber, efendimiz Ali'yi çağırarak durumu anlattı ve "Ey Ali, benim yatağıma yat, yeşil örtümü üzerine ört. Böylece onlar evde olduğumu zanneder ve Beni takip etmezler"!
Hz Ali "Ya Resulullah! Kendimi feda edersem sen kurtulacak mısın?" dedi. Resulullah 'evet Rabbim bunu bana vaat etti' buyurdu. Bunun üzerine Hz. Ali Allah'a şükrünü eda etti?"
Hz. Ali'nin Resulullah ile yaptığı konuşmada hesabını yaptığı şeye dikkatlerinizi çekelim. O, 40 azılı katilin, sürü psikolojisine sokulmuş, doldurulmuş, arkalarında Mekke'nin var olduğunu bilen 40 azılı katilin kendisine yapacağını düşünmüyor. Bunlar canıma kast etmeyecekler mi diye sormuyor. Siz gideceksiniz ben ne olacağım diye düşünmüyor?
Resulullah'ın kurtulacağını anladıktan sonra bu göreve, şehadete seçilmiş olmasına sadece şükrediyor?
İşte Hz. Ali, İşte İman ve işte O'nu Allah'ın Aslanı yapan tavır! Ve Müjde Bakara Suresi Ayet 207'den geliyor:
"İnsanların öyleleri vardır ki Allah'ın rızasına nail olmak için kendisini satar, Allah rızasını alır. Allah Kullarını esirger."
Hz Ali'nin bu tarihi hadise hakkında okuduğu bütün şiirler Suyuti Tefsiri'nde geçmektedir. Hz. Ali bu olayı şöyle dizelere döküyor:
"Ben canımı yeryüzünün en şerefli insanına ve Allah'ın Evi'ni ve İsmail'in taşını tavaf eden Büyük Zât'a siper ettim.
O büyük şahıs Hz. Muhammed'dir. Kâfirler O'nu öldürmek istediklerinde ben bu işe kalktım. Fakat Allah O'nu düşmanın şerrinden korudu. Ban yatağında sabahladım. Düşmanın bana saldırmasını bekliyorum. Kendimi ölüm ve esaret için hazırlamıştım."
Değerli Misafirler,
Hz. Ali'nin hiç korkmadan Batılın 40 Katiline karşı dimdik durduğu bu iftihar sayfası bana 180 derece tersinden zannederim ki Gayretullah'a da dokunmuş bir teslimiyet karesini hatırlattı.
2 yıl kadar önce idi biliyorsunuz Danimarka'da Peygamber Efendimiz'e karşı çok çirkin bir kampanya başlatıldı. Mekke'deki müşrike şarkıcıların Hz. Peygamber'in geçtiği yolarda arkasından çemkirerek alay etmesi gibi bir karikatürist'te O'na karşı hakaretamiz karikatürler yayınladı. Tüm İslam Dünyası ayağa kalktı. Protestolar birbirini izledi!
En azından dönemin Danimarka Başbakanı'ndan bir özür dilemesi istendi. Rasmussen "hayır dilemeyeceğiz" dedi ve karikatüristin yanında yer aldı. Ardından aynı Rasmussen belki de bu tavrı nedeni ile ödüllendirilerek NATO'ya genel sekreter adayı olarak ilan edildi. Gözler Türkiye'nin üzerinde idi. Türkiye'nin "Hayır'ı, Rasmussen'i Nato Genel Sekreterliği'nden edecekti.
Sonuç ne oldu biliyor musunuz?
Türkiye oyunu hayırdan yana değil evet olarak kullandı. Cumhurbaşkanı'nın gerekçesi ise daha da ilginçti:
"Obama'nın yeni başkan olduğu şu günlerde onu bir sorunla karşılamak istemiyoruz"!!!
Söylenecek bir söz var mı bilemiyorum ama bu anlayışın Hz. Peygamber'in yatağına yatan Hz Ali'nin tavrından zerrece nasibi olmadığını söyleyebiliriz. Bu zihniyet Obamalarla bir ve beraber olmayı, aynı fotoğraf karesinde bulunmayı her şeyden çok istiyorlar! Onla Obama'nın hesabını yapıyorlar, Hz. Ali ise Allah!
Bu anlayışa göre Obama'nın, Rasmussen'in hatırı, Hz. Peygamberin hatırından daha önemli!
Hz. Ali, Peygamberi'nin aşkına ölüm döşeğine uzanmaya şükrediyor, Emevi zihniyeti ise teslim olmayı tercih ediyor!

Büyük bir yanlışa imza atılmak üzere
Şimdi bu anlayış değerli misafirler güncel olarak İslam Dünyasında büyük bir yanlışa imza atmak üzere? Emin Belde Şam'a karşı savaş naraları atılıyor. Terörün kaynağını bu bölgede gözü olaneli olan adreslerde değil, Şam'da, İran'da arıyor! Neymiş efendim teröristlerin gıdasında Arapça yazılar çıkmış! Eğer bu kriter ise teröristin silahında acaba hangi ülkelerin ismi yazıyor? Teröristin silahını kim temin ediyor? Teröristi acaba kim eğitiyor?
Bilakis Suriye'yi kana boğan ve adına Arap baharı denilen kaosu oluşturanlar acaba vizesiz Türkiye topraklarında eğitilmiş, lojistiğini bizim sınırlarımızdan sağlamış olabilirler mi?
Ehli Beyt'in toprakları olan Şam'a saldırmanın, ABD ile İngiltere ile birlikte iş tutmanın hesabını hiç kimse veremez. Ve bu anlayışta ne izzet var? Ne de içimizdeki kimi ahmakların iddia ettiği gibi hikmet var!
Suriye'den sonra sıra kime gelecek acaba sorusu bile anlamsız iken nasıl böyle bir akıl tutulması ülkeye hakim olabilir ki?
Ehli Beyt'in nefesini hissettiğimiz şu ortamda hatırlatalım ki Medine ne ise Şam'da odur, Şam ne ise Bursa'da odur.!
Yarın devam edecek...

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100