24 Mart 2011 Perşembe 00:00
447 Okunma
Halk direnişleri işgalin altyapısıydı
Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi'den (UHİM) yapılan açıklamada Ortadoğu'da başlayan isyan hareketlerinin arkasında coğrafyayı işgal etmek isteyen küresel güçlerin bulunduğu vurgulandı ~|~

BM'nin Libya'ya müdahale etmesini değerlendiren Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi UHİM, Ortadoğu'da başlayan isyan ateşinin arkasında işgalcilerin olduğuna çarpıcı bir açıklama ile dikkat çekti. BM'nin Libya'ya müdahalesini "Direnişe Selam İşgale Devam!" başlıklı basın açıklamasıyla değerlendiren UHİM'e göre, Ortadoğu'da başlayan isyan ateşinin ardından bugünün işgalcileri vardı ve o süreç doğru okunamadı. Diktatörlüğe baş kaldıran eylemlerin bir halk hareketi gibi gösterildiğini ve  İslam coğrafyasında böyle bir kanı oluştuğunu belirten UHİM özellikle Türkiye'de oluşan duygusal havaya dikkat çekti: "Özellikle ülkemizde, duygusallıktan öteye geçemeyen bu yaklaşım, beraberinde, süreci destekleyici bir işleve büründü ve 'Devrime Selam Direnişe Devam' anlayışıyla içselleştirildi. Süreci doğru okumaya çalışan ve temkinli bir yaklaşım sergileyenler de yine aynı duygusallıkla eleştirildi ve komplo teorisi üretmekle suçlandı."

Küresel güçler işgale kolları sıvadı
UHİM'den yapılan açıklamada dünya üzerinde yaşanan gelişmelerin kamuoyuna sunulduğu şekliyle değil, olayların arkasındaki asıl sebepler göz önünde bulundurularak değerlendirmesi gerektiğine vurgu yapıldı. Açıklamada şöyle denildi: "Son aylarda Ortadoğu coğrafyasında yaşananlar da böylesi bir yaklaşıma ihtiyaç duyuyor. Ancak yavaş yavaş bölge üzerindeki sis bulutları dağılmaya ve taşlar yerine oturmaya başladı. Tunus'ta başlayan ve peşisıra Mısır, Yemen, Bahreyn ve Libya'da devam eden olaylar zinciri; küresel güçlerin Ortadoğu'daki yeni işgal politikasının ne olduğuna dair önemli ipuçları veriyordu. Nitekim beklenen oldu ve BM Libya'ya müdahale kararı aldı. Daha önceki pek çok örnekte olduğu gibi, bu kez de müdahalenin Libya'nın ve Libya halkının menfaatleri için olduğu söyleniyor. Ancak geçmiş tecrübelerimiz bize bunun küresel güçlerin yeni bir oyunu olduğunu açıkça gösteriyor. Ortadoğu'daki diktatörlük rejimlerinin artık miadını doldurduğu ve küresel güçlerin bölgedeki varlıklarını eskisi gibi devam ettirebilmeleri için yeni demokratik (!) rejimlere ihtiyaç duyduklarını görmek zor değil."

İsrail'in keyfi yerinde
Ortadoğu'da yaşanan gelişmelerin İsrail'in çıkarlarına ters düşmediğine dikkat çekildiği açıklamada şu noktalara vurgu yapıldı: "Küresel güçlerin hâlihazırda dünyanın dört bir tarafında sürdürdüğü işgallerin canlılığını muhafaza ediyor olması ve olayların yaşandığı coğrafyanın İsrail için hayati önem taşıyor olması bile maalesef oyunu fark etmemiz için yeterli olmadı. Küresel güçlerin Darfur'u bahane ederek başlattığı; medya, insan hakları örgütleri ve UCM'yi bir taşeron gibi kullandığı süreç sonunda Sudan'ı böldüğü; ve Güney Sudan'daki milyarlarca Dolar'lık petrol rezervlerine el koymak için gerekli altyapıyı hazırladığı son marifetinin üzerinden de sadece birkaç hafta geçmişti oysa. Öte yandan Ortadoğu'daki olayların başladığı ülke olan Tunus'taki belirsizlik sürerken, Mısır'da yönetimin askeri cuntaya terk edilmiş durumda. Kaosun yaşandığı diğer ülkeler Yemen ve Bahreyn'de ise Şii-Sünni çatışması üzerinden kardeş kanı akıtılmaya çalışılıyor.

Sömürgeci alışkanlıklar depreşti
Özellikle Fransa'nın, Libya'ya müdahale sürecinde üstlendiği rol irdelenmelidir. Yakın bir geçmişte Cezayir'de yüzbinlerce insanın ölümüne sebep olan sömürgeci Fransa'nın, bugün bölgenin hamiliğine soyunması, büyük resmi daha net görmemize yardımcı olacaktır. Yine başta Fransa olmak üzere, İtalya ve diğer küresel güçlerin, çok kısa süre önce Libya ile milyarlarca Dolar'lık anlaşmalara imza atmış olması da göz ardı edilmemelidir. Artan ihtiyaçları karşısında kaynakları giderek azalan küresel güçlerin, yüzlerce yıllık alışkanlıklarıyla, yeniden bu coğrafyaya yöneldiği ve yeni bir sömürge dalgasının fitilini ateşlemeye çalıştıkları açıktır.

Silah sanayine doping
Sorgulanması gereken bir diğer konu; küresel güçler tarafından ateşe atılan coğrafyalar sayesinde ayakta duran silah sanayinin, sirkülâsyonun devamı için yeni çatışma bölgelerine ihtiyaç duyduğu gerçeğidir. Suudi Arabistan'ın son yıllarda 100 milyar Dolar'a yaklaşan silah anlaşmaları başta olmak üzere, Ortadoğu ülkelerinin başdöndürücü silah alımlarını canlı tutmaya çalışan küresel güçlerin, bölgede mevcut silahların tüketilmesine ve böylece yeni anlaşmaların önünün açılması dair bir hesap güttükleri de ortadadır."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100