02 Ağustos 2006 Çarşamba 00:00
260 Okunma
Hayalet köy Kana
Radikal'den Ayşe Karabat, Yahudilerin 37 çocuğu birden katlettiği Lübnan'ın Kana kentindeki tabloyu aktarıyor ~|~

Fotoğrafınızı izinsiz aldığım için çok ama çok özür dilerim. Darmadağın olmuş evinizin salonunda, kırılmış tahta bir çerçeveden fırlamıştı. Kana'da, çoğu yaşıtlarınız onlarca kişiye mezar olan eve komşuymuşsunuz. Hemen önünüzde, vadiye bakan tepedeki o ev, yerle bir olmuş şimdi. Öyle bir hal almış ki, adım atmak mümkün değil yıkıntılar üzerinde. Belki de evinizin geniş bahçesinde, birlikte oyun oynadığınız arkadaşlarınız artık yaşamıyor. İsrail füzeleri, komşunuzun evini mezara çevirdi, sizinkini de kullanılmaz hale getirdi çünkü.

Ne güzel durmuşsunuz fotoğrafta
Çok mu acil çıktınız evden? O yüzden mi kapınız ardına kadar açık? Komşu evlerin çoğu, yarı yıkılmış, bazı evler daha az hasarlı gibi. Ama kasabanız artık yaşayan bir yer değil. Evinizin yarısı yıkılmış. Aileniz, geniş holdeki pencereye bir yatak dayamış. Oysa barış zamanı eminim, anneniz mutfaktan çıkıp, o güzel vadi manzarasına bakarak yorgunluk çayı içiyordu. Yan yana ne güzel durmuşsunuz fotoğrafta. Belli ki abi kardeşsiniz, kara gözleriniz birbirine benziyor. Ama biraz ürkek mi bakmışsınız ne? Belki de hep tedirgin yaşadınız. Pembe kurdeleli, mavi?beyaz ayakkabılı kız çocuğu! Kasabanıza, 1996'da yapılan, yine çoğu çocuk 106 insanın öldüğü katliamı hatırlayamayacak kadar küçüksün. Ama sanırım, ağabeyin hayal meyal da olsa anımsıyordu. Kardeşiniz nerede acaba? Evinizin salonunda bir bebek yürüteci var çünkü.

Acaba birlikte eğlenir miydiniz, iyi geçinir miydiniz? Ne oynardınız? Salonunuzda, kaynamış yumurtalar kalmış. Yedi tane. Bazıları yere düşmüş. Eviniz vuruldukça mobilyalar yerlerinden oynamış. Annenizin üzerine özenle dantel örtü örttüğü televizyon büfede duruyor, önüne geçip, çizgi film izlerdiniz, herhalde. Bütün çocuklar gibi, televizyona yakın mı otururdunuz, büyükleriniz "İçine düşme" uyarısı mı yapardı? Salonda, açık bir Kuran?ı Kerim var, koltuğun üzerinde. Belli ki büyükleriniz, Allah'a sığınmaktan hiç vazgeçmemiş. Yatak odasında da duruyor bir tane. Annenizin bitmek üzere olan parfümü yerli yerinde. Kapının arkasında da, büyüklerinizin giysileri asılmış. Annenizin yataklarınızı yapmaya vakti olmamış. Vakti olsaydı, toplardı, eminim. Mutfaktan titiz olduğu belli.

Buzdolabınız boş sayılır. Birkaç tereyağı paketi. Baharatlar, plastik torbalarda dondurulmaya çalışılmış birkaç parça çürümüş yiyecek. Ama elektrik kesik olduğu için kokmaya başlamışlar. Anneniz, sarı plastikten laleler koymuş buzdolabının üzerine.

Bulaşık bırakmak istememiş ama sular kesik, ne yapsın?
Eviyede birkaç boş bardak, içinde çay kalıntıları. Tencereler açık raflarda üst üste dizilmiş, parlıyorlar. Bir poşette biriktirdiğiniz az miktardaki çöpünüz, karıncalara yem oluyor şimdi. Misafirleriniz de varmış yatılı. Belki de savaştan kaçıp size sığınmışlardı. Bir odanızda yer yatakları var. O oda kapısının önünde de terlik. Vakti mi olmadı misafiriniz terliğin tekini giymeye? Diğer komşunuzun evi de yok artık. Hani şu tütüncülük yapan komşunuz. Tütünleri kurutmak için astığı ipler sarkıyor. Yanında birkaç oyuncak ve üç tekerlekli bisiklet. Siz de ara sıra oynar mıydınız onlarla?

Topçu ateşine alışmış mıydınız?
İsrail, sivillerin ayrılması için ara verdiğini açıkladı saldırılarına ama sesleri duyuluyordu ben evinizdeyken. Alçaktan uçtuklarında çok mu korkardınız? Peki, topçu ateşi gürültüleri, annenizin yanına mı koşardınız hemen, yoksa alışmış mıydınız?
Komşu kasabanızdakiler yollara döküldü artık. Çok değiller ama, artık ne buldularsa toplamış güvenli olabileceğini düşündükleri yerlere gidiyorlar konvoylar halinde. Savaşın yerlerinden ettiği 1 milyon insanın listesine ekleniyor adları. Beyaz bayraklar sallanıyor araçlarından. Ama kaçışları kolay olmuyor, yollar delik deşik olmuş bombardımandan. Bir aracın zar zor geçtiği çukurlardan geçebilmek için, saatlerce bekliyorlar. Arabalardan akranlarınızın ağlamaları duyuluyor. Ter damlıyor babalarının yüzlerinden. Annelerin bazıları, başörtülerinin ucuyla siliyor gözyaşlarını. Füzeler ve bombalar, göz alabildiğince uzanan muz, hurma ve palmiye ağaçlarını da yok etmiş.
Çocuklar, kaçmayı başardınız mı? Hayatta mısınız?
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100