03 Ekim 2006 Salı 00:00
309 Okunma
Her ormanı boş sanma!
Şirazlı Şeyh Sadi'den "padişahların âdetleri hakkında" bir hikâye: İşittim ki bir padişahın şehzadelerinden birisi kısa boylu, gösterişsiz imiş. Bir gün padişah o kısa boylu oğluna, kendisini beğenmediğini sezdiren bir bakışla bakmış. Zeki şehzade işi anlamış. Babasına lazım gelen hürmeti ifadan sonra şöyle demiş... ~|~

"Şah baba! Akıllı kısa, cahil uzundan daha iyi biridir. Boyca her türlü büyük olanın kıymette
daha iyi olması lazım gelmez. Koyun paktır, fil murdardır.
Yeryüzündeki dağların en küçüğü Tur'dur, fakat Cenabı Hakk'ın indinde kadir ve mertebece diğer dağlardan daha büyüktür. İşittin mi, bir gün bir zayıf âlim bir şişman ahmağa şunu demiş: Arap atı zayıf ise de bir tavla eşekten daha iyidir."
Şehzadenin sözüne babası gülmüş, devlet erkânı beğenmiş fakat kardeşleri yürekten incinmiş.

* Bir insan söz söylemedikçe ayıbı, hüneri gizli olur. Her ormanı boş sanma, içinde bir kaplanın uyumuş olması pek mümkündür.
İşittim ki o sırada çetin bir düşman padişaha yüz göstermiş, harp ilan etmiş. İki ordu karşı karşıya gelmiş. Meydanda ilk evvela atını oynatan o şehzade olmuş ve düşmana hitaben şöyle demiş:
"Ben o kimse değilim ki cenk gününde arkamı görmüş olasın. Kanlı toprak arasında bir baş görürsen işte o benim başımdır. Harbe giren kendi kanıyla oynar. Kaçacak olursa ordunun kanıyla oynamış olur."
Şehzade bunu söyledikten sonra düşman askerlerine hücum etmiş. İşe yarar yiğitlerden birkaçını öldürmüş. Sonra dönüp babasının huzuruna gelerek yer öpmüş ve "Muhterem baba" demiş, "şahsım sana hakir görünmüştü. Sakın şişmanlığı hüner saymayasın. Muharebe meydanında da ince belli Arap atı işe yarar, besili öküz bir şey yapamaz."

Naklettiler ki düşman çok, bunlar az imiş. Askerin bir kısmı kaçmak istemiş. Şehzade, "Yiğitler, çalışın ki kadın elbisesi giymeyesiniz" diye haykırmış.
Şehzadenin bu sözü üzerine süvarilerin hiddeti, şiddeti artıp hamle etmiş. İşittim ki hemen o gün içinde düşmanı mağlup etmişler.
Bunun üzerine padişah şehzadenin başını gözünü öpmüş, onu kucaklamış. Ona karşı hüsnü nazarını her gün biraz daha artırmış. Nihayet onu veliaht yapmış. Kardeşleri kıskanmış, yemeğine zehir koymuşlar.

Çardaktan bu suikasti gören kız kardeşi pencerenin kanatlarını birbirine vurmuş. Zeki çocuk işi anlayarak elini yemekten çekmiş ve "Hünerliler ölsün de hünersizler onların yerini tutsun, bu olmayacak bir iş" demiş. (Dünyada hüma kuşu kalmasa dahi baykuşun gölgesi altına kimse gelmez.)

İşi padişaha duyurmuşlar. Padişah diğer oğullarını çağırtıp onları lazım geldiği surette cezalandırmış. Sonra memleketi çocukları arasında taksim etmiş, her birine memnun olacakları bir parçayı vermiş. Bu suretle fitne yatışmış, münazaa kalkmış.
Zira hükemâ demiştir ki: "On derviş bir kilimde uyur, iki padişah bir iklime sığmaz." * Allah adamı bir ekmeğin yarısını yerse yarısını fakirlere verir.
Bir padişah yedi iklime malik iken iklimi de zaptetmek arzusunda bulunur.
Okay Gönensin/ Vatan
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100