16 Mart 2007 Cuma 00:00
713 Okunma
Hrant için Yasin okumak!
Diyalogcuların müteveffa Dink'i bile dinler arası diyalog emellerine alet etmekten çekinmemeleri dikkat edilmesi gereken bir konudur. Orhan Dede'nin yazısı... ~|~

 


Geçtiğimiz Ocak ayının 28'inde Hürriyet gazetesinde yayınlanmış bir haber gözüme takılmıştı. İleride bir yazı yazarın diye bir kenara not etmiştim.
Gazetenin "Hrant Dink için Batman'da Yasin okutuldu" başlıklı haberi şöyleydi;
"Batman'da, dinler arasındaki hoşgörü ortamına katkı sunan Seyid Bilal Vakfı, öldürülen Gazeteci-Yazar Hrant Dink için yasin okudu. Vakıf ikinci Başkanı Emin Bulut, "Yıllar öncesinden Dink'in atalarının geçtiği bu topraklarda, her kesimle iç içe yaşadık. Dink, bizim için bir değerdi. Öldürülmesi bizi derinden üzdü. Ona içimizden gelen duygularla Yasin okuduk" dedi.
?Dink için okutulan Yasin'i yaklaşık 30 Vakıf üyesi dinledi. Vakıf İkinci Başkanı Emin Bulut, dinler arasındaki hoşgörü, sevgi ve barışı her platformda dile getirdiklerini söyledi.

?Emin Bulut, şöyle konuştu:
"Bizler vakıf olarak din, dil, ırk ve mezhep gözetmeksizin hoşgörünün temsilcisiyiz. Üç semavi dininin atası olan Hz. İbrahim'in soyundan geliyoruz. Yıllarca bu coğrafyadaki diğer inançların mensuplarıyla bir arada yaşadık. Et ve tırnak gibi iç içeydik. Yezidi, Süryani, Ermeni ve Keldaniler de bizim parçamız gibiydi. Hrant'ın öldürülmesi bizi de üzmüştür. İçimizden Hrant'a yasin okumak geldi. Ruhu şad olsun, mekânı cennet olsun."

Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki, gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesine üzülmek gayet normal ve olması gereken bir şeydir.
Düşünceleri ve savunduğu şeyler Türkiye Cumhuriyetine zarar verecek görüşler bile olsa hiç kimsenin düşüncelerinden dolayı öldürülmesi tasvip edilemez. Zaten Dink'in düşüncelerinden dolayı değil, Türkiye'yi daha da köşeye sıkıştırmak isteyen dış kaynaklı güçler tarafından birkaç tane piyon kullanılarak öldürüldüğü giderek daha fazla netlik kazanmaktadır.

Dink'in öldürülmesine üzülmek ayrı şeydir, bu ölümün üzerinden Türk milletine Vatikan projesi olan dinler arası diyalog mesajları vermeye çalışmak ayrı şeydir. Diyalogcuların müteveffa Dink'i bile dinler arası diyalog emellerine alet etmekten çekinmedikleri ise dikkat edilmesi gereken bir başka konudur.
Dinler arası diyalogcu bazı vakıfların Müslüman bir kadınla Hıristiyan bir erkeği Harran'da evlendirmek gibi daha radikal şeyler yaptığını biliyordum, ama söz konusu vakfın adını ilk kez duydum. İnternet sitesine girdiğimde sitede bulunan linklere bir göz attığımda Harran'daki düğünü tertip edenlerle aynı yolun yolcusu olduklarını gördüm ve şaşırmadım.

Bu yapılanların yanlışlığını İslami literatüre göre ortaya koymak uzmanların işi elbette, ama Müslüman olmayan insanların ne dirisi için ne de ölüsü için mevlit ya da Yasin okunamayacağını bilmek için ilahiyatçı olmaya da gerek olmadığını biliyorum.
Ne Hz. Peygamber'in (SAV) hayatında ne de asrısaadetten günümüze kadar olan süreçte, diyalogcuların yaptıkları işlere benzer bir tane örnek bile bulmak mümkün değildir. Ama bunlar için bu dediğimiz hiç önemli değil, çünkü onlara göre Müslümanlar İslam'ı yanlış anlamış durumda.

Dinler arası diyalogcuların bu düşünceleri, sağlık bahanesiyle ABD'nin himayesinde yaşayan önde gelen bir diyalogcunun 1998 yılında Papa'ya verdiği mektupta, "İslam asırlarla ölçülen bir şekilde yanlış anlaşılmıştır" cümlesiyle gün yüzüne çıkmıştı.
Bu zihniyete göre Hz. Peygamber, Ashabı Kiram ve ondan sonra gelen bütün İslam âlimleri İslam'ı yanlış anlayıp, yanlış yorumlamışlardı. Doğru(!) yorumu asırlar sonra Vatikan'dan aşılanmış olanlar ortaya koyuyordu.
Asıl gerçek ne biliyor musunuz?
ABD'nin BOP projesiyle, AB'nin de üyelik bahanesiyle ulaşmaya çalıştıkları Türkiye hedefinde dinler arası diyalogcu faaliyetler onlar için öncü kuvvet gibi çalışmakta ve onlara uygun ortam ve zemin hazırlamaktalar.

Dinler arası diyalog furyası ilk olarak başladığında işin hangi noktalara geleceğini ve asıl hedefin ne olduğunu Prof. Dr. Haydar Baş şöyle ortaya koymuştu;
"Türk coğrafyasının ve Türk milletinin üzerindeki hesabın gerçekleşmesi için Türk milletinin direncinin olmaması lazım, değerlerinin olmaması lazım. Eğer bu maddi ve manevi değerlerine sahip olma, aidiyet duygusu dediğimiz duygular hayatiyetini devam ettirirse, milletin ve devletin üzerinde hesabı olanlar rahatlıkla bu işi halledemezler. Onun için dikkat ederseniz dinlerarası diyalog davası aslında "bir insan şu dine girsin, hidayet bulsun" çalışması değildir. Bu projenin sahibi malum Vatikan'dır."

Papaz Samuel Zweimer, 1935 yılında Kudüs Hıristiyanlaştırma Konferansında söylediği şu sözlerde bu gerçeği ortaya koyuyordu; "Hıristiyan Ülkelerin, İslam ülkelerinde yapmak istediği şey, Müslümanları Hıristiyanlığa almak değildir. Bu onlar için hidayet(!) ve şeref(!) olur. Sizin göreviniz, Müslüman'ı Müslümanlıktan çıkarıp Allah ile ahlak ile ilgisi kalmayan yaratık haline getirmektir."
Son olarak Hrant Dink için Yasin okutanlara şu duayı etmek benim de onlar gibi içimden geldi; "Allah sizi Hrant'la birlikte haşretsin ve onun için takdir edeceği şeylerin aynısını sizin için de takdir etsin"
Amin?

Orhan DEDE / orhandede@gmail.com

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100