Bu haber kez okundu.

Hükümet sınıfta kaldı
Ankara Ticaret Odası 59. Hükümetin 3 yılını değerlendiren bir rapor hazırladı. Rapora göre AKP hükümeti tek kelimeyle 'sınıfta kaldı' ~|~

3 yıllık AKP döneminde cari açık 10.4 kat artarken, kredi kartı borcunu ödemeyenlerin sayısı 2001 krizi dönemindeki rakamları bile ikiye katladı.
Raporda vergi yükünün ağırlığından, protestolu senetler ile arkası yazılan çeklerin sayısının artmasına kadar bir çok konuya dikkat çekilirken, bugünkü tablo "Yalancı Bahar" olarak yorumlandı ve "Kriz Kapıda" denildi

Ankara Ticaret Odası (ATO) 59. Hükümetin 3 yılını değerlendiren bir rapor hazırladı. ''59. Hükümetin 3 Yıllık Karnesi'' adını taşıyan raporda, borçlardan, kredi kartlarına, karşılıksız çeklere kadar çok sayıda parametreden yola çıkılarak ekonomide durum değerlendirmesi yapıldı.

Rapora göre, 2002 yılında 130.2 milyar dolar olan dış borç, 2005 yılı Haziran ayı itibariyle 161.8 milyar dolara yükseldi. 2002 yılı sonunda 91.7 milyar dolar olan iç borç stoku ise 2005 yılı Ağustos sonu itibariyle 177 milyar dolar oldu.
Buna göre, hükümetin göreve geldiği günden bu yana iç ve dış borç stoku 116.9 milyar dolarlık artış gösterdi. 2002'de 3 bin 214 dolar olan kişi başına düşen borç miktarı ise 4 bin 666 dolara çıktı.

DIŞ TİCARET AÇIĞI REKORA DOYMUYOR

2001'de 10 milyar dolar olan dış ticaret açığı, 2002'de yüzde 54, 2003'te yüzde 43, 2004'te ise yüzde 56 artarak 34.4 milyar dolara yükseldi. Rapora göre, dış ticaret açığındaki bu artış ''Cumhuriyet tarihinin rekoru'' oldu.

Geçen yıl toplam 97.5 milyar dolar ithalat, 63.1 milyar dolar ihracat yapıldı. Türkiye söz konusu yılda, yaptığı ihracatla dünyada ilk 30'a giremedi, ancak ithalatıyla ilk 30 ülke arasında 22. sırada yer aldı.

Türkiye'nin 2004 yılında ihracatta yakaladığı yüzde 34'lük artış, dış ticaret açığını kapatmaya yetmediği gibi, yüzde 41'lik ithalat artışı, dış ticaret makasını daha da açtı.

Rapora göre, 2005 yılının ilk dokuz ayında da durum değişmedi. 2004 yılının Ocak-Eylül döneminde 25.4 milyar dolar olan dış ticaret açığı, bu yılın aynı döneminde yüzde 26.4 artarak 32.1 milyar dolara yükseldi. Böylece hükümetin 2005 yılı bütçesinde öngördüğü 20 milyar dolarlık dış ticaret açığı, yıl bitmeden aşılmış oldu.
     
KARNEDEKİ EN KIRIK NOT, CARİ AÇIK

Cari açık, hükümetin 3 yıllık karnesindeki ''en kırık not''u oluşturuyor. Raporda, 2002'de 1.5 milyar dolar olan cari açığın, 2003'de 8 milyar dolara, 2004'de ise 15.5 milyar dolara, 2005 Ağustos sonu itibariyle de 15.7 milyar dolara çıktığına dikkat çekilirken, ekonominin en kırılgan noktasını oluşturan cari açığın, 59. hükümet döneminde 10.4 kat artığı vurgulanıyor.

Raporda, cari açığın yıl sonunda 23 milyar dolara yaklaşmasının beklendiği kaydedilerek, bu durumda yıl sonunda cari açığın milli gelire oranının yüzde 7.5 düzeyine ulaşacağı oysa gelişmiş ülkelerde bu oranın sadece yüzde 4 civarında olduğu hatırlatıldı.
     
SICAK PARA YAKIYOR

Raporda, Türkiye'ye giren sıcak para miktarının Eylül ayı sonu itibariyle 48 milyar dolara ulaştığının da altı çizildi. Bu büyüklükte sıcak paranın ekonomiden ani çıkışının yaratabileceği depremin uykuları kaçırmaya yettiği ifade edilen raporda, 2001'de 7 milyar doları portföy satışlarından olmak üzere toplam 10 milyarlık sıcak paranın ani çıkışının krize yol açtığı vurgulandı.

Sıcak paranın Türk Lirası'nı yabancı paralar karşısında ''sahte değerli'' kılmasının, ithalatı ucuzlatıp, harcamalarda ve milli gelirde artışa neden olduğu belirtilen raporda, sıcak para ile gerçekleşen büyümenin kalıcı olmadığı kaydedildi.
     
VERGİ ÇOK, MÜKELLEF VE YATIRIM YOK

Rapora göre, son 3 yılda vergi mükellefi sayılarında ciddi bir azalma oldu. Türkiye tarihinin en ağır krizinin yaşandığı 2001'de 1 milyon 768 bin 653 olan gelir vergisi mükellefi sayısı, 2005 Eylül sonu itibariyle 1 milyon 699 bin 862'ye geriledi.

KDV mükellefi sayısı da azalma gösterdi. 2001'de 2 milyon 870 bin 826 olan KDV mükellefi sayısı yüzde 24.4 gerileyerek 2005 Eylül sonunda 2 milyon 168 bin 925'e düştü. 2001'de 808 bin 787 olan basit usule tabii mükellef sayısı ise 2005 Eylül sonunda 797 bin 466 oldu.

Vergi mükellefi sayısındaki azalmaya karşın vergi gelirlerinin yükseldiği belirtilen raporda, bu ters denklemin vergi ödeyen kesimin üzerindeki yükü arttığına vurgu yapıldı. Raporda, vatandaştan toplanan vergilerin, yatırıma yönlendirilmediği, borç ve faiz ödemelerinde kullanıldığı belirtildi.

Bütçeden yatırıma ayrılan paydaki düşün de bunun en bariz göstergesi olduğu ifade edilen raporda, 2001'de yatırıma ayrılan pay milli gelirin yüzde 2.4'ü olarak gerçekleşirken, 2004'de bu oranın 1.8'e gerilediği yer aldı.
     
PROTESTOLU SENETLER ARTTI

Protestolu senetler ve karşılıksız çeklerdeki artışların esnaf ve tüccarın durumunu ortaya koymak açısından önemli bir gösterge olduğu belirtilen raporda, 2002'de 498 bin 748 adet olan protestolu senetlerin, 2004 sonu itibariyle 589 bin 892 adete çıktığı kaydedildi.

Geçen yılın ilk dokuz ayında 412 bin 146 olan protestolu senet sayısı, 2005'in aynı döneminde yüzde 54 artış göstererek 634 bin 841'e ulaştı. Bu yılın ilk dokuz ayında protestolu senet tutarı ise, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 79 artış göstererek 1 katrilyon 60 trilyondan, 1.9 katrilyona çıktı.
     
ÇEKLERİN ARKASI YAZILDI

Karşılıksız çeklerin durumu da senetlerden farklı olmadığı belirtilen raporda, 2002'de 748 bin 493 olan karşılıksız çek sayısının, 2003'de 849 bin 642, 2004 yılı sonunda 964 bin 611 adete yükseldiği ifade edildi. Karşılıksız çek adedi 2004'de 2002 yılına oranla yüzde 28 artış gösterdi. 2005'in ilk dokuz ayında 813 bin 368 olarak gerçekleşen karşılıksız çek sayısı, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 18 artış gösterdi.
     
KREDİ KARTI KRİZİ KAPIYA DAYANDI

Rapora göre, bankaların kullandırdıkları toplam tüketici kredileri de 59. hükümet döneminde artış gösterdi. 2002'de 1 milyon 274 bin kişi toplam 3 katrilyon 316 trilyonluk taşıt, konut ve diğer kredileri kullanırken, 2004'de kredi kullanan kişi sayısı 3 milyon 396 bine, kredi miktarı da 21 katrilyon 343 trilyona yükseldi. Kredi kullanan tüketici sayısı yüzde 166 artarken, kullanılan kredi miktarı yüzde 543 artış gösterdi.

Kullanılan krediler içerisinde konut kredisi miktarı yüzde 951, taşıt kredisi miktarı ise yüzde 605 oranında arttı.2005 yılının ilk dokuz ayında da durum değişmedi. 2005 yılı Ocak-Eylül döneminde 24.1 katrilyonluk toplam tüketici kredisi kullanılırken, bunun 8.9 katrilyonu konut kredisi, 5.5 katrilyonu da tüketici kredi olarak kullanıldı.

2002'de kullanılan kredi kartı sayısı 15.7 milyondan 2005 yılı Ağustos ayı itibariyle 28.9 milyon adete yükselirken, toplam kredi kartı borcu ise yılın ilk 9 ayında 16.6 katrilyona ulaştı. Ödenmeyen borçlar ise Eylül ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 157 artarak 1.2 katrilyon lira oldu.

2001 krizinde borcunu ödeyemeyenlerin sayısı 111 bin kişi iken bu rakam 204 bin kişiyi aştı. Borcunu gecikmeli ödeyenlerin sayısı ise 131 bin oldu. Bankaların kara listesinde yer alan kredi kartı mağdurlarının sayısı ise 685 bine ulaştı.

Rapora göre, 59. hükümet döneminde sorunlu kredi kartı sayısı da artış gösterdi. 2002'de 183 bin 903 olan sorunlu kredi kartı sayısı, 2003'de 246 bin 405'e, 2004'de de 368 bin 230'a yükseldi. Bu rakam 2005 yılının ilk sekiz ayında 571.311 sayısına ulaştı. 2002'den bu yana sorunlu kredi kartındaki artış yüzde 210 arttı.
     
YALANCI BAHAR

Rapora ilişkin bir değerlendirme yapılırken, hükümetin bütçe disiplininde, faiz dışı fazlada ve enflasyonda olumlu gelişmeler kaydetti gibi gösterildiğini ancak genel durumu ortaya koymak için, ekonominin iklimini gösteren diğer verilere de bakmak gerektiği vurgulandı.

Rapor için özetli şunlar söylendi: ''Ekonomide bazı göstergelerde yalancı bahar yaşanıyor olabilir. Ancak çarşı pazarda hava mevsim normallerinde seyretmiyor. Tüccarın, esnafın kafasına protestolu senet ve karşılıksız çek yağıyor. AKP hükümetinin 3 yıllık icraatı piyasalarda havayı mevsim normallerine çeviremedi. Hala, ekonomik sorunlar hız kulvarında, hala reel sektör sisler bulvarında.''

Senedi protesto olanın da, çeki karşılıksız çıkanın da, işyerini kapatanın da Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin vatandaşı olduğu kaydedilen raporda, ''Sadece vergi mükellefi sayılarının azalması bile tek başına bir gösterge olarak ekonominin gidişatı hakkında fikir veriyor. Ekonomide normalleşmenin olduğunu söyleyebilmek için, borç yükünün azalması, dış ticaret dengesinin ithalat lehine gelişmesi, cari açığın ve reel faizin düşmesi, tüccarın esnafın çek, senet derdinin olmaması gerekir'' denildi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100