Bu haber kez okundu.

‘Hüseyin’i seven Allah’ı sever’

ORHAN DEDE / BURSA

Uludağ Üniversitesi Fethiye Kültür Merkezi’nde geçtiğimiz Pazar günü gerçekleştirilen Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt ve Aşura programında yurtdışından gelen misafirler de tebliğ sundu. Programa İran’dan katılan Seyyid Celal Meaş da konuşmacılar arasındaydı. Seyyid Celal Meaş, programın bitiminde Kerbela’dan getirdiği İmam Hüseyin’in kabrinde dalgalanmış olan iki sancağı Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’a hediye etti. Konuşmasına Prof. Dr. Haydar Baş’a ve Türk milletine teşekkür ederek başlayan Celal Meaş, “Şu anda bütün İslam âlemi Peygamber Efendimizin hüznüyle hüzünleniyor. Bu hüzünden dolayı biz Irak’ta ve bütün İslam ümmetinde siyah giyiniyoruz ve sizlerle beraber bu hüznü yaşıyoruz” dedi. Arapça yaptığı konuşmasını Türkçeye İlahiyatçı Ömer Nezir’in çevirdiği Seyyid Celal Meaş şöyle konuştu: “Ben bu daveti aldığımda Kerbela’daydım. Bizim için bu günler çok mübarek ve özel günlerdir. Fakat ben Prof. Dr. Haydar Baş Bey’den bu daveti aldığım zaman hemen yol hazırlıklarına başladım. Arkadaşlarım ‘sen deli misin, neden Türkiye’ye gidiyorsun’ dediler. Ben de ‘Türkiye’de çok önemli bir insan var, orada da çok önemli bir topluluk var. onlarla bir olmak için gidiyorum’ dedim. Ben sizlerle bir olmak için buraya geldim.”

Hüseyin doğduğunda Resulullah ağladı

Konuşmasında Kerbela şehidi İmam Hüseyin’in hayatından örnekler veren Seyyid Celal Meaş, “Bir çocuk dünyaya geldiği zaman bütün aile fertleri sevinir. Fakat İmam Hüseyin dünyaya geldiği zaman Peygamber Efendimiz ağlamıştı. Peygamber Efendimiz İmam Hüseyin’in Kerbela’da öldürüleceğini biliyordu. Sizin de bildiğiniz gibi hem Ehl-i Sünnet, hem de Şia dünyasında bilinen Ümmü Seleme’nin rivayet ettiği bir hadis vardır. Peygamber Efendimiz bir gün rahatsızlandı ve odasına kimsenin girmemesini istedi. Fakat o sırada çocuk yaşta olan Hz. Hüseyin’e bir şey söyleyemediler. Peygamberimizin bulunduğu odaya girdi. Ve arkasından Peygamber Efendimiz elinde bir miktar toprakla odadan çıktı. ‘Bu nedir Ya Resulullah’ diye sordular. Peygamberimiz, ‘Bana bunu Cebrail verdi. Bu toprak Hüseyin’in Kerbela’da şehit olacağı topraktır. Bunu bir cam şişeye koyun. Bu cam şişe kanla dolduğu zaman bilin ki Hüseyin vefat etmiştir’ dedi. Ve gerçekten de Aşura günü ikindiden sonra Ümmü Seleme ‘İmam Hüseyin öldüğünde ben bu toprağın kanla karıştığını gördüm ve çığlıklarla, feryatlarla ağlamaya başladım’ demiştir.”

Rasulullah’ın omzunda İmam Hüseyin

Peygamber Efendimiz bir Cuma günü mescitte hutbe verirken Hz. Hüseyin Efendimiz mescide girdi. Peygamber Efendimiz hutbesini kesti ve İmam Hüseyin’i kucağına alarak tekrar hutbeye çıktı. Bir seferinde de Peygamber Efendimiz mescitte secdedeyken Hz. Hüseyin geldi ve Peygamber Efendimizin boynuna oturdu. Peygamberimizin secdesi epey uzadı. Namazdan sonra ashap Peygamber Efendimizin yanına gelerek, ‘ Ya Rasulullah acaba secdede size vahiy mi geldi ki secdeyi uzun tuttunuz’ diye sordular. Peygamberimiz (saa) buyurdu ki; ‘Hayır vahiy gelmedi. Torunum Hüseyin boynumdaydı. O aşağı düşer diye üzüldü, O’nun üzmek istemediğim için secdemi uzattım.’ Alemlerin Efendisi Hz. Hüseyin’e nasıl bir ihtimam gösteriyor, nasıl önem veriyor ve O’nu üzmemeye çalışıyor. Bir bunu düşünün, bir de İmam Hüseyin’e Aşura’da yapılanları düşünün.”

‘Kim Hüseyin’i severse Allah’ı sever’

İmam Hüseyin’in faziletiyle ilgili Hadisi Şeriflerden örnekler veren Seyyid Celal Meaş, Peygamber Efendimizin ‘Hasan ve Hüseyin ikisi de cennetin efendileridir’ diye buyurduğunu söyledi. Celal Meaş şunları söyledi: “Peygamber Efendimiz ‘Ben Hüseyin’denim, Hüseyin de bendendir. Kim beni severse Allah’ı sever, kim Hüseyin’i severse Allah’ı sever. Allah da onu sever’ buyurmuştur. Rasulullah (saa) İsra ve Miraç gecesinde arşa çıktığında arşta şu yazıyı gördü: ‘Hüseyin hidayet nurudur ve kurtuluş gemisidir.’ İslam alemi şu anda barışta, huzurda ve mutlulukta yaşamak istiyorsa bize Hüseyin’in kokusu, Hüseyin’in nuru ve Hüseyin’in hidayet gemisi lazımdır. Dünyada savaşsız, kavgasız, mutlu, huzurlu ve bütün mezheplerin birliğiyle yaşamak istiyorsak İmam Hüseyin’in sancağı ve gözetimi altında olmamız gerekmektedir. Bu söz benim sözüm değildir, vallahi Peygamber Efendimizin sözüdür. Hatta Prof. Dr. Haydar Baş’tan da duymuştum, Peygamberimiz ‘ Size iki emanet bırakıyorum; Biri Kuran, diğeri itretim, Ehl-i Beyt’imdir’ buyurmuştur. Yine Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: ‘Kim Hasan ve Hüseyin’i severse Beni sever. Beni severse Allah’ı sever. Allah’ı severse cennete girer. Kim Hasan ve Hüseyin’i düşmanlık eder ve sevmezse Beni sevmez. Beni sevmezse Allah’ı sevmez. Allah’ı sevmeyense cehenneme girer.”

“İmam Hüseyin’i öldürenlerin cezalarını Allah ölmeden önce dünyadayken verdi” diyen Seyyid Celal Meaş, “İmam Hüseyin’i öldürenler öldürüldü ve Allah onların yüzlerini kara eyledi. Onların mülkleri, malları Yezid gibi kısa sürede ellerinden gitti” dedi.

‘İmam Mehdi’yi bekliyoruz’

Konuşmasında İmam Hüseyin’in 12. İmam Mehdi’yle alakasını izah eden Seyyid Celal Meaş şunları söyledi: “Yeryüzü zulümle, savaşla ve düşmanlıkla dolduğu anda İmam Mehdi çıkacak ve yeryüzü adaletle, sevgiyle ve muhabbetle dolacak. Şu anda bütün dünyada her taraf savaş ve zulümle dolmuş durumda. Bütün insanlar Mehdi Aleyhisselamı bekliyor. İmam Mehdi ilk başta Mekke’de çıkacak, ondan sonra Medine’ye geçecek, sonra Necef’e ondan sonra da Kerbela’ya gelecek. Kerbela’da İmam Hüseyin’in kabrinin başında şöyle diyecek; ‘Ey âlem, dedem Hüseyin’i susuz olarak katlettiniz. Ve İmam Hüseyin’in kabrinde bir çocuk var. 6 aylıkken İmam Hüseyin’le beraber katledilmiş, şu anda da Kerbela’da O’nun mezarında göğsünün üzerinde yatan bir çocuk, bir bebek. İmam Hüseyin yarenleriyle birlikte Kerbela’da 3 gün susuz bırakılmıştı. Susuzluktan herkesin gözlerinin nuru gitmişti. Hatta Hz. Hüseyin’in en küçük çocuğu susuzluktan bir bayılıyor, bir ayılıyordu. Bu çocuk susuz kaldığı anda Hz. Hüseyin çocuğun annesini göstererek, ‘Bu çocuğun annesi de susuz kaldı o yüzden çocuğa süt veremiyor. Ey İslam ordusu diye geçinenler bu çocuğu alın ve ona su verin.’ Bu arada ordu ikiye ayrıldı. Bir bölümü ‘çocuğa su verelim’ dediler, diğerleri ise ‘hayır onu da öldürelim’ dediler. İbni Saad, Hermele adındaki adamına şöyle emretti: ‘Onu boğazında okla öyle bir öldür ki, o çocuk yaşamasın yoksa ordu ikiye ayrılacak.’ Daha sonra Hermele’ye sordular, ‘Büyükler sizin istediğine biat etmediler diye öldürdünüz. Küçük çocuğun ne suçu vardı ki onu da öldürdün?’ Hermele dedi ki; ‘Benim kalbim taş gibidir, hiçbir zaman üzülmez. Fakat o esnada ben gerçekten üzüldüm, çünkü ben okla o çocuğu vurduğum zaman, o önden girdi arkadan çıktı. Kundaktaki o benek ellerini çıkarttı ve babasına sarıldı.’ Kerbela’da kadınlara, çocuklara nasıl bir katliam yapıldı, bunu hepimiz bilmemiz lazım. Hz. Hüseyin’in kızlarına, ailesine öyle bir alçaklık yapıldı ki, günlerce onlar Şam’a, Irak’a, Kerbela’ya, Necef’e ve Medine’ye sürüldüler, zillet ve mağduriyet içinde kaldılar.” 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100