08 Eylül 2005 Perşembe 00:00
189 Okunma
Huzur olmadan Doğu'da yatırım zor
Ethem Sancak, Mardin'de, Garanti Bankası'nın "Anadolu Sohbetleri" programı kapsamında düzenlenen toplantıda Mardinlilere hayvancılığın önemini anlatıyor. "Ey Mardinliler" diyor ~|~ "Günümüzde üç baş, beş baş hayvan besleyerek, hayvancılıktan para kazanılamıyor. Hayvancılık artık tarım işletmesi düzeninde para kazandırır oldu. Çok sayıda hayvanı, çok geniş alanlarda besleyeceksiniz. İşte o zaman hem et, hem süt hayvancılığı para getiriyor. Bu işte gelecek var. Bizler bugüne kadar yaptığımız yatırımlardan memnunuz. Memnun olduğumuz için de Denizli yakınlarında 23 bin dönüm arazide 5 bin sağmal ineklik yeni bir çiftlik kuruyoruz."
Mardinli soruyor: "Siirtliyim diyorsunuz. Doğu'nun adamısınız. Gidiyor, Batı Anadolu'da çiftlik kuruyorsunuz... Orada ne var?"
Ethem Sancak cevaplıyor: "Orada huzur var... Orada hayvanların dağlarda serbestçe dolaşma imkânı var... Bunlar yatırımcı için çok önemli. Yatırımcı, işe bağlayacağı paranın yok olmamasını, gelir getirmesini ister. İş yapmak, ekonomik yatırım yapmak ile, hayır yapmak, sosyal yatırım yapmak farklı şeylerdir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da can ve mal güvenliği olacak... Hayvanlar dağlarda serbestçe dolaşacak... İşte o zaman burada da benzer yatırımlar yapılacak... Ama o zamana kadar Doğu ve Güneydoğu ihmal mi edilecek? Hayır. Örneğin ben çiftlik için buraya para bağlamıyorum ama, bu yörede okul yaptırıyorum. Öğrenci yurdu yaptırıyorum... Buralara huzurun yerleşmesi bir ölçüde de yöre halkına bağlı..."
Yatırım mı, huzur mu?
Bu tartışma kafaları karıştırıyor. Bazılarına göre, Doğu ve Güneydoğu'ya özel sektör yatırım yapmalı ki, bu yöreler zenginleşsin, bu topraklara huzur gelsin... Ama işadamları diyor ki, "Eğer bir yöredeki yatırım para kazanmıyor ise, yaşayamaz... İşadamı, bile bile para kazanamayacağı bir yatırımı yapamaz." Açık anlatımıyla, "Yumurta mı tavuktan çıkacak, tavuk mu yumurtadan çıkacak?" hikâyesi.
Bir haftadır Diyarbakır, Batman, Siirt, Mardin illerinin yollarında otobüs ve minibüs ile geziniyoruz. Önceki yıllarda bu yollardan asker eşliğinde geçerdik. Bu yollarda çok sık kontrol noktaları vardı. Saat 15.00'ten sonra karayolunda seyahat, saat 17.00'den sonra tarlalarda çalışmak yasaktı. Meralar köylüye kapatılmıştı. Açık olan meralara ve tarlalara çıkış için jandarmadan günlük izin kâğıdı alınıyordu. Oralara gittiğimizde, ya polisevinde ya öğretmenevinde konaklıyorduk.
Terör azaldıkça durum iyileşti. Bu gidişimde yollardaki kontrol noktalarının kalktığını gördüm Karayolları bakımlı, karayolu trafiği gece gündüz güvenli idi. Karanlıkta Dargeçit'ten Midyat'a, gece yarısı Midyat'tan Mardin'e minibüsle seyahat ettik. Şoförümüz de yolcular da hiçbir endişe duymugyordu.

Geçen yıllara göre durum iyi


Köylere dönüş başlamış. Uzun yıllar boş kalan köylerdeki alt ve üstyapıyı devlet onarıyor. Can ve mal güvenliğini Silahlı Kuvvetler sağlamaya çalışıyor. Huzuru bozan yok mu? Var... Bizim otobüs ile geçtiğimiz Hasankeyf?Gercüş arasındaki yola teröristler iki defa mayın döşemiş. Dört kişi şehit olmuş... Ama bu tür olaylar Batı'daki kadar panik yaratmıyor. Doğu ve Güneydoğu'da Kürt kökenli vatandaşlar, Kürt sorununa daha sakin ve barışçı biçimde yaklaşıyor. Şimdilerde Doğu ve Güneydoğu'daki insanlar üç sektörde gelişme umudu içinde. Bu üç sektör (1) Turizm, (2) Organik meyve ve sebze üretimi, (3) Hayvancılık. Bu üç sektörün gelişmesi de, huzura bağlı. Huzur olacak ki yatırımcı Doğu ve Güneydoğu'ya para bağlasın. Huzur olacak ki, yerli ve yabancı turist gelsin. Para harcasın. Huzur olacak ki, insanlar serbestçe tarlaya çıksın, meralarda hayvan otlatsın.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100