Bu haber kez okundu.

İcmal Gençliği ‘İstiklal Marşı’ ruhuyla yetişiyor

AYCAN SARIBAY/ANKARA

İcmal Gençlik Derneği Genel Merkezi’nde devam eden haftalık eğitim seminerlerinde bu hafta ‘İstiklal Marşı’nı Anlamak’ konusunu işledi. İstiklal Marşı’nın kabulünün 94. yıldönümü nedeniyle Ankara Üniversitesi DTCF Öğretim Üyesi ve Yeni Mesaj yazarlarından Prof. Dr. Nurullah Çetin’in konuşmacı olarak davet edildiği seminere gençlerin ilgisi yoğun oldu.
Prof. Dr. Nurullah Çetin, Mehmet Akif Ersoy’u ve İstiklal Marşı’nın mısraları arasında gizlenmiş olan derin anlamı ortaya koydu. Sayın Çetin İstiklal Marşı’nın hangi şartlarda doğduğunu anlatarak başladığı konuşmasına şöyle devam etti: 
“Mondros Mütarekesi ve Sevr anlaşması ile birlikte siyasi, iktisadi, kültürel ve askeri istiklalimiz elimizden alınmıştır. Bu büyük millet esaret altına alınmak istenmiştir. İşte bu şartlar içerisinde başlayan bir milli mücadele var. Mustafa Kemal’in liderliğinde istiklal mücadelesi var. Çok zor günlerin yaşandığı, milletin moralinin bozulduğu, umutların kırılmaya baş gösterdiği bir ortam söz konusu. İşte bu şartlar içerisinde milletin moral seviyesini yükseltecek, yüreklendirecek bir marşa ihtiyaç duyulmuştur. Bunun üzerine düzenlenen bir yarışma neticesinde Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı ve “İstiklal Marşı” adını verdiği marş TBMM tarafından ayakta alkışlanarak kabul edilmiştir.

Atatürk ve arkadaşları icazeti Allah’tan almışlardı

Türkiye Cumhuriyeti devletini kuran Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, Hacı Bayram Camii’nde önce cuma namazını kılmış, sonra TBMM’nin açılışını dualarla yapmışlardır. Yani icazetlerini Allah’tan almış ve Türk milletinin iradesi ile bağımsızlık mücadelesini vermişlerdir. İcazet Avrupa’dan, ABD’den almamışlardır. İstiklal Marşımız için de aynı şey söz konusudur. Hem dini, hem de milli iki temel kaynaktan ilham almaktadır.

İstiklal marşının yazıldığı dönem, uzun yıllar savaşmış ve ne yazık ki milyonlarca şehit vermesine karşılık harap olmuş, işgal edilmiş, harim-i namusuna göz dikilmiş bir millet görüyoruz. Ve moraller son derece bozuk, umutsuzluk içerisinde yaşam mücadelesi veriyor. İşte böyle bir ortamda devam eden milli mücadele sırasında, bu marş milletimize bir ufuk açmış, umutlandırmış ve cesaret vermiştir. 

İstiklal Marşımız ‘korkma’ diye başlar

İstiklal Marşımız “korkma” kelimesi ile başlar. Korkmak çok normal bir insani duygudur. Harap ve bitap düşmüş bir memleket ve zorluklar içerisindeki bir milletin korkması, çekinmesi çok normaldir. İşte Mehmet Akif bunu bildiği için, cesaret vermek amacıyla “korkma” kelimesi ile marşa başlamıştır.

Milli mücadelemiz aynı zamanda bir bayrak mücadelesidir. Bizim bayrağımız yalnızca bir bez parçası değildir. Birliğimizi, dinimizi, inancımızı, karakterimizi, bağımsızlığımızı, temsil eden bir semboldür. 

Fransızlar 1919 yılında Maraş’ı işgal ettiğinde Ermeniler, Fransız işgal ordusunu tezahüratlarla karşılıyorlar. Bir akşam vakti işgali kutlamak için Ermeni asıllı Osmanlı vatandaşları ve Fransız askerleri bir eğlence tertip ediyor. Fransız komutan eğlence yerinde gördüğü bir genç kızla dans etmek istiyor. Lakin o Ermeni kız Maraş kalesinden Türk bayrağı inmediği sürece kendisi ile dans etmeyeceğini söylüyor. Bunun üzerine yapılan ilk iş ise Türk bayrağını indirmek oluyor. İşte Maraş’ta milli mücadele de bayrağın kale burcundan indirilmesiyle birlikte ateşlenmiştir. 

Dedelerimizin kemikleri sızlıyor

O gün milli mücadelede savaştığımız İngiliz’in, Fransız’ın, İtalyan’ın, Yunan’ın bayrağını astırmayan dedelerimizin kemikleri sızlamaktadır.  Bugün Mehmet Akif’in torunu olduğunu söyleyen bu zihniyet ise her kurumunda Türk bayrağının yanına AB bayrağını asmış, bayrağımıza hakaret etmiştir. Onlar ne Mehmet Akif’in mücadelesini ne de düşüncesini anlamamıştır. ‘Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet’ dizelerinde geçen hür kavramından bu insanlar acaba ne anlıyorlar? Bayrağımız bugün ne yazık ki bu vaziyet ve şartlar altında hür değildir. Vatan namustur, şereftir, haysiyettir terkedilmez veya satılamaz çünkü vatan kutsaldır. ‘Ebediyen sana yok ırkıma yok izmihlal’ dizeleri ile Mehmet Akif yine bir ümit ve cesaretin yanı sıra bir gerçeği de bizlere öğretiyor. Türk milleti sonsuza dek yok olmayacaktır.” 
Seminerin soru cevap bölümünde gençlerden gelen çok sayıda soruya da cevap veren Prof. Dr. Nurullah Çetin, İcmal Gençliğinin mimarı Prof. Dr. Haydar Baş Bey’e de teşekkür ederek, vatan, bayrak, din sevdalısı bir nesil yetiştirme gayretlerini takdirle karşıladığını belirtti.
Gençlere çok çalışmaları, kapı kapı gezerek doğruyu anlatmaları gerektiğini de belirten Çetin, mankurtlaştırılmış insanımızın uyandırılması görevini yapmak zorundayız dedi. Seminer bitiminde kitaplarını da imzalayan Çetin, gördüğü ilgiden son derece memnun olduğunu söyledi. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100