Bu haber kez okundu.

İnsanlık açlığa çözüm bekliyor

ORHAN DEDE / ANALİZ

Dünya nüfusu 7 milyarı aşmış durumda. Nüfus ne kadar artarsa artsın aslında herkese yetecek miktarda olan dünyanın sahip olduğu kaynaklar maalesef günümüzde insanlığa yetmiyor. Bunun altında yatan neden kaynakların paylaşımında adaletin olmayışı. Aslında bu adaletsiz paylaşım her alanda yaşanıyor. Günümüz dünyasında en temel ihtiyaç olan gıda konusunda bile adaletli bir paylaşım yok. Bundan dolayı her yıl çoğu çocuk yüz binlerce insan hayatını kaybediyor. İngiliz sivil toplum kuruluşu Oxfam Vakfı’nın kısa süre önce yayınladığı bir araştırma tüm dünya ülkelerindeki gelir paylaşım sorununun ne kadar büyük olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre dünyanın en zengini 85 kişinin yaklaşık 1.7 trilyon dolara ulaşan servetleri toplamı, dünya nüfusunun yarısını oluşturan fakirlerin, yani 3.5 milyar insanın toplam servetine eşit durumda. Araştırmayla elde edilen başka bir çarpıcı veri ise dünya ekonomisinde dolaşımda olan 110 trilyon doların dünya nüfusunun yüzde 1’inin elinde yoğunlaşmış durumda olması. Bu rakam dünyadaki toplam sermayenin yarısını oluşturuyor. 

Milyonlarca insan aç

Dünyanın en zengin 85 kişisi 1.7 trilyon dolarlık servetini nasıl harcayacağını düşünürken 1 milyarı aşan sayıda insanın aç bir şekilde yaşam mücadelesi veriyor. 7 milyar insanın yaklaşık 900 milyonu açlıkla boğuşuyor. Bu açlıkla pençeleşen insanlardan binlercesi hayatını kaybediyor. Resmi verilere göre dünya üzerinde açlık yüzünden her gün hayatını kaybeden insan sayısı 30 bini aşıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, 840 milyon kişi yetersiz besleniyor ve her yıl beş yaşın altındaki altı milyon çocuk bu nedenle yaşamını yitiriyor. Eğer önlem alınmazsa 2025 yılına kadar 450 milyon çocuk açlıktan etkileneceği tahmin ediliyor.

Bu problem nasıl çözülür?

Dünyada yaşanan açlık kaynakların yetersizliğinden ya da gıda üretiminin azlığından kaynaklanmıyor. Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi bu kaynakların adil paylaşılmamasından kaynaklanıyor. O zaman açlığın ortadan kaldırılması için çözülmesi gereken en temel sorun kaynakların adil paylaşımı olmalı. Bu konuda başta kapitalizm olmak üzere uygulanan tüm ekonomik modeller dünyayı bugün içinde bulunduğu duruma mahkûm ettiler. Dolayısıyla yaşanan sorunun kaynağı olan ekonomik anlayışlarda soruna çözüm bulmak mümkün değil. Kaynaklara diğer ekonomi anlayışlarından çok farklı bir tanım getiren Milli Ekonomi Modeli bu adil paylaşımı sağlayabilecek bir model olarak görülüyor. 2007 yılında Almanya’nın Heidelberg kentinde Türkiye’den ve dünyadan yüzün üstünde akademisyenin katılımıyla gerçekleşen Milli Ekonomi Modeli Kongresi’nde Almanya Dresden Üniversitesi’nden katılan Prof. Dr. Irina Hundt, sunduğu tebliğde Prof. Dr. Haydar Baş’ın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli’nin kaynak paylaşımına çözüm olduğunu dile getirmişti. Prof. Dr. Hundt şunları söylemişti: “Milli Ekonomi Modeli’nin temel felsefesini oluşturan ‘kaynaklarının sınırsız olduğu’ tezini destekliyorum. Bu temel felsefe kâinata mevcut olan kaynakların hiçbir kavgaya gerek olmadan herkesin ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda olduğunu ifade etmektedir. Bu görüşün hayata geçmesi halinde dünyada kaynak bölüşümünden kaynaklanan kavgaların son bulacağını ümit ediyorum. Hem insan olarak, hem bilim kadını olarak ve hem de bir anne olarak, Milli Ekonomi Modeli’nde projelendirilen temel fikirlere çok yakın bakıyorum ve katılıyorum.”

Adil paylaşımı MEM sağlayabilir 

Başta Rusya olmak üzere dünyada 150’den fazla ülkenin formüllerini hayata geçirdiği Milli Ekonomi Modeli’nin (MEM) sahibi Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’a milyonlarca insanı açlığa mahkûm eden kaynakların çarpık paylaşımının nasıl çözüme kavuşturulabileceğini sorduk. “Denenmiş ve miadını doldurmuş kapitalizm ve sosyalizm gelirde adil paylaşımı sağlamak konusunda aciz kalmıştır” diyen Prof. Dr. Baş şunları söyledi: “Tüketim eksenli tek iktisadi analiz olan Milli Ekonomi Modeli (MEM), sürekli büyümeyi temin eden, adil paylaşımı sağlayan ve işsizlik sorununu halleden yegâne modeldir. MEM’e göre, İnsanın doğuştan gelen hakları vardır. İnsan için asıl olan bu hakları elde etmeye uğraş vermek değil, var olan haklarını doya doya yaşamasıdır. Sınıfsal farklılıklardan yola çıkan sistemlerin hak dağıtması söz konusu olamaz. Milli Ekonomi Modeli’nin devlet anlayışı olan milli devlet, sınıf farklılığını kabul eder. Herkesi aynı hayat seviyesine getirmek zaten mümkün olmayacaktır. Ancak her sınıfa mensup olan insanların rahat geçimi için hayat şartlarının düzeltilmesi kurallaştırılmıştır. Sosyal devlet projeleri ile dar gelirli kesimin cebine para konması veya işçilerin proje mukabili verilecek ‘sıfır’ faizli krediler ile iş sahibi olma imkânları sınıflar arası geçişe izin vermektedir. MEM’in sosyal devletinde önemli olan tek tek her vatandaştır. Devlet anlayışında her şey insan içindir. Böyle bir yaklaşım, ancak sınırsız olan kaynakları devreye koymakla, adil bir paylaşımı hayata geçirmekle sağlanabilir. Kaynaklar savaşına neden olan “sınırlı kaynak” yanlışını doğru kabul eden kapitalizm veya sosyalizmle sınıflara hak verilmesine imkân yoktur.” 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100