06 Kasım 2006 Pazartesi 00:00
443 Okunma
Irak çoktan bölündü bile
ABD'nin eski Hırvatistan büyükelçisi ve Barzani-Talabani ikilisinin akıl hocası Peter W. Galbraith, Radikal'de yayınlanan makalesinde, Irak'ın bölünme senaryolarını ABD bakış açısıyla değerlendiriyor ~|~

Irak'ın bölünmesi meselesi çok açık. Ülke zaten paramparça ve bölünme de sadece bu gerçekliği yansıtıyor. Fiilen bağımsız bölgeler ve yetkisiz bir merkezi hükümet öngören anayasaya sandıkta büyük çoğunlukla onay vererek, Iraklıların kendileri de bu durumu tasdikledi. Ayrılmaya karşı çıkanlar, Iraklı Kürtlere nefret ettikleri bir devleti nasıl kabullendireceklerini ve Şii?Sünni savaşını nasıl bitereceklerini açıklamalı. Bölünme karşıtları bunun Bağdat ve mezhepsel açıdan karışık nüfuslu diğer yerlere ilişkin sorunları çözemeyeceğini söylerken, bu bölgelerdeki mezhep cinayetlerini bitirecek başka bir yaklaşım da sunmalı.

Irak dağılmış halde. Seçilmiş hükümeti, ordusu ve bayrağıyla kuzeydeki Kürdistan bağımsız bir devlet. Kürdistan yasalarına göre, Irak ordusunun bu bölgeye girmesi yasak. Şii ağırlıklı Irak'ın güneyi henüz kendi başına bir devlet gibi örgütlenmemiş olsa da, on binlerce milis aracılığıyla İran usulü İslami hukuk uygulayan Şii partilerince Bağdat'tan kopuk yönetiliyor. Sünni üçgeninin büyük bölümü asilerce denetlenirken, kalanı ABD askerleriyle yapılan muharebelerin alanı. Bağdat Sünnilerle Şiiler arasındaki iç savaşın ön cephesi ve Sünni Batı?Şii Doğu olarak bölündü. Şii Mehdi Ordusu Bağdat'ın Şii mahallelerini denetliyor, Kaide türevleri ve taklitçileriyle Baasçılar Sünni mahallerini kontrol ediyor.

Sözde birlik hükümetiyse neredeyse hiçbir şeye hükmedemiyor. Kürdistan'da bakanlıkları yok, güneydeki varlığı merkezi hükümette çoğunluktaki dinci Şii partilerin bu bölgede kendi teokrasilerine de sahip olmasından kaynaklanıyor. Çoğu bakan kendi bakanlığına gitmekten aciz; bu Yeşil Bölge'nin dışına muhtemelen ölümcül bir yolculuk gerektiriyor. Hükümet başkentinde bile güçten mahrum.
Irak, etnik ve dini çizgiler uyarınca bölünmüş. 2005'te sandığa giden Iraklılar Kürt, Şii ve Sünni kimliklerine göre davrandı, ortak devletin vatandaşları gibi değil. Şiiler dinci Şii partilerine, Sünniler kendi dinci ve milliyetçi partilerine, Kürtler de neredeyse oybirliğiyle Kürt milliyetçisi partilere oy attı. Arapların yüzde 10'undan azı mezhep üstü tavır alan partilere oy verirken, Kürtlerin yüzde 98'i 30 Ocak 2005'teki bağlayıcı olmayan referandumda tam bağımsızlıktan yana görüş bildirdi.

Merkezi hükümete iş kalmıyor
Irak Anayasası da bu bölünmüşlüğü içeriyor. Kürdistan'ı bir bölge olarak tanıyor ve diğer kesimlere de kendi bölgelerini kurma imkânı veriyor. Anayasaya göre bu bölgeler kendi hükümetlerine sahip ve kendi ordularını kurabiliyor, anayasanın kabul edildiği gün itibarıyla üretim yapmayan petrol yataklarını kontrol edebiliyor ve mevcut yatakların denetimini paylaşıyorlar. Federal hükümete kalan kısacık bir yetki listesi dışında yerel hukuk federal yasaların yerini alıyor. Ne vergiler ne doğal kaynaklar federal yetki alanında.

Tüm iyi bölünme planları gibi Irak Anayasası da bölgelerarası toprak ihtilaflarını çözmek için düzenlemeler içeriyor; Kürdistan ve Araplar arasındaki Kerkük ihtilafı için olduğu gibi. 140. madde Saddam'ın 'Araplaştırma' politikasını tersine çevirmek için Kerkük'ten sürülen Kürtlerin dönmesini, yerlerine gelen Arapların gönderilmesini ve vilayetin statüsü için referanduma gidilmesini öngörüyor. Başarıyla uygulanırsa bu Iraklı Araplarla Kürtler arasındaki 70 yıllık çatışmanın göbeğindeki konuya çözüm getirebilir. Irak'ın 'bölünme planlı' anayasası seçmenlerin neredeyse yüzde 80'ince onaylandı; her ne kadar Sünnilerin neredeyse tamamı tarafından reddedilse de. Temsilciler Konseyi güneyin kendi bölgesini oluşturmasına imkân tanıyacak bir yasa kabul etti, en güçlü Şii partisinin lideri Abdül Aziz el Hekim de güneydeki dokuz vilayeti kapsayan tek bir Şii devletine ilişkin planları duyurdu. Teröristlerin sızmasını önlemek için Sünnilerle 'çetin sınırı' koruyacak bir güney ordusunun kurulmasından da bahsetti. Sünni azınlık Irak'ın bölünmesine karşı çıksa da, Kürtler kendi bölgelerine sahipken, Şiiler de kendilerininkini kurarken, Sünni bölgesi de gıyaben meydana geliyor. 

Kürtleri ikna etmek imkânsız

Irak hükümetinin milisleri silahsızlandırabileceği veya Irak güvenlik güçlerinin iç savaşı bitirebileceğini iddia etmek sorumluluktan kaçışa denk. Hükümeti, Şii milisleri silahsızlandırmaya ne niyeti ne de gücü olan mezhepçi Şii siyasetçi Nuri el Maliki yönetiyor. Irak polisi ve ordusu ya Şii ya da Sünnileri tutuyor. Şii ağırlıklı hükümetin bizzat kendisi de tarafsız değil. Aslında en kanlı olaylar polis ve ordu içindeki Şii savaşçılarca işlendi.

Bölünmeyi önlemek Kürtleri bugüne kadar faydalandıkları bağımsızlıktan vazgeçmeye ikna etmeyi de gerektirir. Kürtler sadece Irak'tan ayrılmak istemiyor, Irak'ın kuruluşuyla başlayan ve 1980'lerde soykırım boyutuna varan baskıyla andıkları bu ülkeden nefret ediyorlar. 1991'den bu yana özerkliğin sefasını sürdüklerinden, genç nesil Kürtler Irak'la bir bağ hissetmiyor ve Arapça konuşmuyor.
Nüfusu karışık bölgelerde iç savaş Sünni ve Şiiler için olağanüstü acılara yol açtı. Mezhep çatışmaları günde 100 cana mal oluyor. Şii ve Sünni erkekler sadece yanlış ismi taşıdıkları için kaçırılıyor, işkence görüyor ve öldürülüyor. Yeterince hızlı taşınmayanların sonu ölüm. Sünni?Şii savaşı nedeniyle sadece bu yıl 500 bin Iraklı yerinden oldu. Şiddetin bir bölünme planıyla ilgisi yok ama ironik ve trajik bir biçimde Sünni ve Şii bölgeleri arasında çizgi çekilmesini kolaylaştırıyor, giderek Dicle'nin doğusunun Şiilere batısının Sünnilere kaldığı Bağdat'taki gibi.

Kendi kendini yöneten bölgelerin kurulması, ait oldukları grubun çoğunluğu oluşturduğu bölgelerin dışındaki insan toplulukları meydana getirir. Fakat bölünme vakalarında bu hep yaşanır. Ayrıca aniden ortaya çıkan bu diaspora toplulukların şiddet kaynağı olacağına dair kaide yok. Kürdistan sınırı çizildiğinde bile, önemli bir Kürt nüfus Sünni Arap bölgesi içinde kalacak Musul'da yaşamaya devam edecek. İlgi çekici biçimde bugün Bağdat'taki şiddetten kaçan meslek sahibi Araplar güvenlik içindeki Erbil ve Süleymaniye gibi tamamen Kürt nüfuslu şehirlere sığınıyor ki, Kürdistan hükümeti de onlara yardım ediyor. Mezhepsel şiddet inanılmaz boyutlara ulaştı. Genellikle bölünmenin durumu daha da kötüleştireceği söylense de buna dair bir kanıt yok.

Türkiye karşı çıkmaz

Bölünmeye dair son muhalefet noktası da Irak'ın komşularının buna karşı çıkacağı ya da ülkenin parçalanmasından çıkar sağlamaya kalkışacağı. Gerçekten de İran ABD'nin Irak işgalinden en fazla kazanç sağlayan taraf. Müttefikleri merkezi hükümete ve Irak'ın güneyinin önemli kısmına hâkim. ABD İran'ın bu pozisyonuna karşı çıkmak için bir şey yapmazken, güneyde Şii bölgesinin oluşturulması aslında İran'ın etkinliğini sadece bu alana hapsedilmesine imkân sağlayabilir. Yoğun Kürt nüfusa sahip Türkiye, İran ve Suriye bağımsız bir Kürdistan görmek istemez. Bu noktada İran ve Suriye sorun yaratma ihtimaline sahipken, Türkiye'nin tutumu belirleyici olacak. Türkiye, Irak Kürdistanı'nın en önemli komşusu ve Amerikan müttefiki. Türk liderler yeni Irak'ın gerçeklerini Amerikalı muadillerinden daha iyi idrak ediyor. Siyasi ve ekonomik ilişkiler geliştirerek fiilen bağımsız Kürdistan'ın belirişine iyi uyum gösterdiler. Türkiye Irak Kürdistanı'ndaki en büyük yatırımcı ve pek çok Türk burayı artık İran hakimiyetindeki Şii Irak'a karşı tampon görevi görecek muhtemel bir kazanım olarak değerlendiriyor.

Bölünmüş Irak'ın geleceği belirsiz. Eski Irak'ın enkazından tamamen bağımsız bir Kürdistan'ın ortaya çıkması sadece zaman meselesi. Kürtler hep kendi devletleri olsun istedi ve onların bir devleti Litvanyalılar veya Hırvatlardan daha az hak ettiklerine dair ahlaki bir dayanak yok. İyi ki, Kürtler ortam uygun olana kadar resmi bağımsızlığa gitmeyecek temkinli liderlere sahip; ancak böyle bir ortam belirdiğinde Irak'tan kopacaklar. Şii ve Sünni bölgelerinin tek bir devlet altında kalıp kalmayacağı şu aşamada belirsiz.

Irak'taki halklar anayasaya verdikleri oyla ve liderlerinin tavırlarıyla seçimlerini ayrılıktan yana kullandı. Hal böyleyken ABD'nin askeri, diplomatik ve ekonomik kaynaklarını nüfusunun önemli kısmının kabul etmediği bir devleti bir arada tutmak için kullanmak akıllıca değil.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121