Bu haber kez okundu.

Irak halkı Türk askeri istemiyor mu?
Bugün gazetelerin dünkü sayılarından seçtiğimiz 3 yorumu ilginize sunacağız. Her 3 yorumda Irak halkının Türk askerine bakışını irdeliyor. Malum Dışişleri Bakanı Abdulah Gül, Irak halkının Türk askerini istediğini sıklıkla vurguluyor. Acaba gerçek böyle mi? Tercüman'dan Cengiz Çandar, Milliyet'ten Taha Akyol ve Sami Kohen'in analizleri farklı hususları öne çıkartıyor. Mesela Çandar'a göre Şiiler Türk askerini istemiyor ama Taha Akyol'un yazısında farklı bir durum var. Sami Kohen'e göre de, Şii Türkmenlerin görüşünde kayma var...

Tercüman'dan Cengiz Çandar, Türk askerinin muhtemel Irak macerasını "Acaba Mehmetçik'e bir saldırı olur mu?" sorusuna cevap arayarak irdelemiş. Çandar yazısında okkalı sorular soruyor:

"Irak'a asker gönderme konusunda, 'tayin edici günler'e girmiş bulunuyoruz. Hükümetin kafası ise, hâlâ karışık görünüyor. Geçen hafta cuma gecesi Türk?Amerikan İşadamları Derneği'nin (TABA) yemeğinde bir konuşma yapan Başbakan Tayyip Erdoğan'ı dinlediğim vakit, hükümetin kafa~|~ karışıklığını daha iyi fark edebildim. Şu cümleler, Erdoğan'ın konuşmasından: "... Başta ABD olmak üzere görüşmelerimiz devam ediyor. ABD bizden talepte bulundu. Ancak başkalarının ajite ettiği gibi biz bu konuda kararımızı rasgele vermenin peşinde değiliz. Bütün bu görüşmelerimizin neticesinde müzakerelerimizi yapacak, gerekirse konuyu Meclis'e getireceğiz. Bunu yaparken biz jandarma ve polis gibi oraya girmek istemiyoruz."

Peki, giderse, Türk askerinin Irak'ın hangi bölgesine gitmesi söz konusu?

'Sünni üçgeni' olarak bilinen ve Amerikan askerlerine saldırıların yoğun bulunduğu, Bağdat'ın batısı, kuzeyi ve kuzeydoğusunu kapsayan yarımay şeklindeki Orta Irak'a. Bu bölgede Türk askeri konuşlanırsa, Mehmetçik'e saldırı ihtimali yok mu?

Bu soruyu bana Irak'taki koalisyon güçlerinin birinin büyükelçisi, başka bir biçimde, "Irak halkı Türk askerini iyi karşılar mı?" şeklinde sordu. Gerçi, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, günde en az bir kez verdiği demeçlerinde, günlerdir 'Irak halkının Türk askerini çok istediği' yolunda, muhtemelen, hem kendi tabanına ve hem de Amerikan tarafına bir 'siyasi mesaj' göndermek istiyor ama bu, doğru değil.

Zaten, 'Irak halkı' sözcükleri kendi başına bir anlam ifade etmiyor. Ne demek Irak halkı? Irak halkının yüzde 60 kadarı Şii. Hangi Şii, Irak'ta Türk askeri istiyor? 'Amerikan işgali'ne karşı direnme hesapları yapan militan Muqtada Sadr'ın yandaşları mı? En büyük Ayetullah Ali Sistani, Necef'te böyle bir fetva mı yayınlamak niyetinde? Yoksa, bir suikasta kurban giden Ayetullah Muhammed Baghir el?Hekim'in yerine geçen, Irak Yönetim Konseyi üyesi kardeşi Abdülaziz el?Hekim mi? Yoksa, 'laik?Şiiler'in eğilimlerini yansıtabilecek olan, Irak Yönetim Konseyi'nin şu sıra başkanlık koltuğundaki Ahmet Çelebi mi?

Ahmet Çelebi, geçen hafta Ankara'daydı. İstemediklerini alenen ilan etti. Ülke nüfusunun yüzde 20'ye yakınını temsil eden Kürtlerin, istemediği bir sır değil. Yeni Dışişleri Bakanı, Kürt kimlikli Hoşyar Zebari, yeni sıfatıyla ilk açıklamasında 'istemediklerini' söyleyince; Türkiye'nin çeşitli çevrelerinden Amerikalılara hitaben 'susturun şu adamı' haykırışları yükseldi.

Türkmenlerin istediğini varsayabiliriz. Ama, Türk askerinin Irak'ın Türkmen?yoğun bölgesinde konuşlanması diye bir konu söz konusu değil.

Geriye kalıyor, nüfusun yaklaşık yüzde 17'sini oluşturan ve Amerikan askerlerine yönelik saldırıların, bir başka anlamda ülkedeki 'güvenlik sıkıntısı'nın 'sosyolojik zemini'ni temsil eden Sünni Araplara...

Bunlara mı güvenmeliyiz?

İşin doğrusu şu: 'Irak'ta Türk askerini, Iraklıların büyük çoğunluğu istemiyor. Amerikalılar istiyor.'

Dolayısıyla, Irak'a asker gönderme kararı alınacaksa, bu tümüyle 'stratejik bir öngörü' ile irtibatlı bir 'siyasi karar' olmak zorunda. O takdirde, 'Iraklıların ne dediği, Türkiye'yi isteyip istemediği' birinci derecede önemli değildir. Ayrıca, Orta Irak'ta görev yapılacaksa, Tayyip Erdoğan istemese de, evet, Türk askeri oraya jandarma ve polis gibi gidecektir. Başka yolu da yoktur.

Eğer, 'Pollyanna siyaset söylemi'yle hükümet, ikidebir, 'Irak halkına yardımdan başka bir niyeti olmadığı'nı söylüyorsa, üniformalı ve silahlı personel yani asker yerine, Ulaştırma Bakanlığı, Bayındırlık Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı vs. personeli göndersin. Aksi, inandırıcı değil. Şu anda Irak'ta söz konusu olan 'barışı koruma' (peacekeeping) misyonu değil; güvenliği sağlama yani daha ziyade bir 'barış kurma'?(peacemaking) misyonu.

Hükümet, bir karara varırken, kendine ve kamuoyuna karşı da dürüst davranmalı. Aksi halde, sonuç, 'tezkere vak'ası'ndan beter olabilir. Nitekim, şu sırada İstanbul'da bulunan Washington Post'un tanınmış köşe yazarı David Ignatius, "Türk Kartı" başlıklı yazısında şöyle yazdı: "Irak savaşının gizli bir kurbanı, Amerika ile Türkiye arasındaki stratejik ortaklık oldu... Şimdi iki ülke, ABD kuvvetlerinin hemen her gün saldırılara hedef olduğu Bağdat'ın kuzeybatısındaki vahşi savaş alanına 10,000 Türk askerinin gönderilmesi konusunda anlaşmaya varmak üzereler. Bu, Amerikan işgalini güçlendirebilecek ve hasar görmüş olan Türk?Amerikan ilişkilerini de yeniden canlandırabilecek cesur bir plan.

Ama aynı zamanda, Irak'ta Türk kartını oynamak, hem Amerika, hem de Türkiye için tehlikeli. Türk tahlilcilerindeki yaygın kaygı, kısa?vadedeki sorunlarını çözmek için acele eden iki ülkenin, uzun?vadede başlarına bela olabilecek sorunlar yaratıyor olabilecekleri...

Eski Türk?Amerikan ilişkisi Soğuk Savaş'tan artakalmıştı ve 1 Mart'ta ölüverdi. Irak'a ilişkin kararlarıyla, iki ülke, şimdi, yeni bir ilişkinin kurallarını yazıyorlar."

Yani, durum, artık 'imla hatası'nı kaldırmayabilir..."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100