23 Nisan 2005 Cumartesi 00:00
308 Okunma
İslam ülkesi değilse, ne ülkesi?
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök''ün, bayrak yakma olayları ile başlayan millet kimliği ile ilgili tartışmalar konusunda, Cumhuriyet''in kuruluş felsefesi doğrultusunda güven verici bir şekilde konuşması, "ülkedeki gerginliğin havasını almak" olarak nitelendiriliyor.
Hatta, sadece ülkede değil, Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki gerginliği hafifletmek olarak da yorumlayanlar var.
Bu görüşler doğru olabilir.
Yalnız, şunu görmek gerekir.
Böyle bir dönemde, devlet adına en yetkili kişilerden birisinin çıkıp bazı gerçekleri hatırlatması gerekir.
Bölücülerin sokakta ve medyada ön aldığı bir zamanda, bazı ilkelerin kararlı bir şekilde hatırlatılması önemlidir.
Çünkü bunu kimse yapmıyor! Cumhurbaşkanı da yapmıyor, başbakan da yapmıyor! Muhalefetten ise sadece Deniz Baykal'ın bu yönde bir tavrı var! Tabii son günlerdeki gerginliği kastediyorum.
Asıl böyle zamanlarda konulacak tavır önemlidir.
Normal zamanlara konulan tavrın hiçbir değeri yoktur! Dolayısıyla Özkök''ün bu konudaki sözleri çok değerlidir.
Din devleti
ve AB yolu
Bu konuşma, sadece Hilmi Özkök''ün değil, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin görüşlerinden oluşuyor. Bu görüşler, alt kademelerin hazırlığı ile oluşturuluyor. Üst kademeler bazı eklemeler, çıkarmalar yapıyor ve son kararı Genelkurmay Başkanı veriyor.
Dolayısıyla, bir iki siyasi ifade dışında, bu konuşma Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tümünün görüşünü yansıtıyor! Mesela Özkök''ün konuşmasına "Türkiye halkının yüzde 99'u Müslümandır, ancak Türkiye ne bir İslam devleti ne de bir İslam ülkesidir" diye başladıktan sonra, "Amerikan İslamı" olan "Ilımlı İslam Projesi"ne karşı çıkması, bu siyasi ifadelerdendir ve her seviyede tartışmalara sebep olmuştur! Bu sözlerin ikinci bölümü çok önemli ve lüzumluydu ama birinci bölümün gölgesinde kaldığı için etkisizleşmiş oldu! Evet, Türkiye bir "İslam devleti", yani "din devleti" değildir.
Din devleti değilse, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı, Papa''nın heykeli altında Avrupa Birliği anlaşmasına imza atmamalı, bir Hıristiyan Birliği'ne girmek için çırpınmamalıdır.
Laiklik nerede
kalıyor?
"Devlet politikası" diye bunlar yapılıyorsa, yani Türkiye'nin Hıristiyanlaştırılması devlet politikası oluyorsa, bu durumda laiklik nerede kalıyor! Evet, Türkiye "İslam devleti" değildir ama, bu ülkenin yöneticileri, attıkları imzalarla, devleti hızla bir "Hristo?Yahudi devleti"ne dönüştürmektedir! Bu nasıl laiklik, bu nasıl Atatürkçülük? Türk Milleti, asıl bu konuda devletten bir tavır beklerken, "Türkiye bir İslam ülkesi de değildir" demek, hem tarihi gerçeği yansıtmıyor, hem de maksada uygun düşmüyor.
Türkiye bir "İslam ülkesi" değilse, İslam Konferansı Örgütü'nün başına neden bir Türk seçildi? Bir İngiliz'i de seçebilirler miydi? Özkök'ün konuşmasının bu bölümünü, aynı gün, kutlu doğum haftasını kutlamaya başlayan Müslüman halkın hiç de hoş karşılamadığını söylemek mümkündür! Üstelik medya, konuşmanın "Türkiye ne bir İslam devleti, ne de bir İslam ülkesidir" bölümünü öne çıkarmış, üniter yapı ile ilgili bölüme ise hiç yer vermemiştir! Canlı yayına izin verilse ve toplantı ana haber saatinde yapılsaydı böyle gariplikler yaşanmazdı! Ama konuşmanın tümü ve özellikle üniter devletle ilgili son bölümü gerçekten çok önemlidir;
www.tsk.mil.tr sitesinden okunursa, bu önem anlaşılır.
Ben oradan okudum!.
İncirlik falsosu
Özkök''ün konuştuğu sırada, Hükümetin ABD''nin İncirlik Üssü''nün ABD tarafından, kullanım süresini bir yıl uzatan kararnameyi imzaya açması da bu önemli mesajlara gölge düşürmüştür. Biz dünkü yazımızda, hem bu duruma, hem de "İslam ülkesi değiliz" ifadesine bu sebeple dikkat çekmiştik! Çünkü, Türk bayrağının ayaklar altına alınması asıl bu konularda oluyor, Mersin'de birileri bayrağı çiğnemeye cüret edebildiyse, bunun sebebi teslimiyetçi politikalardır! Tabii, hükümetin, ABD karşısında çaresiz bir şekilde, Ermeni tasarısının kongreden geçmemesi umuduyla, böyle bir zamanlama seçtiği ve 24 Nisan'ı beklediği söylenebilir.
ABD'nin
Karadeniz planı
Peki ama, ABD'nin Lozan'ı bile hala tanımadığı bilinmiyor mu? Ve Mustafa Balbay'ın "ABD Boğazlar''da ayrıcalık istiyor" başlıklı yazısından anlaşılabileceği gibi ABD, Karadeniz'e hakim olmak için Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni delmek istemiyor mu? Asıl bu konularda niçin kamuoyuna bilgi verilmiyor da gergin ortam yumuşatılmaya çalışılırken, hatta çok yerinde tavırlar konulurken bile ciddi hatalar yapılıyor?
Arslan Bulut / Yeni Çağ
~|~
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121