29 Haziran 2015 Pazartesi 00:09
734 Okunma
İspanya’da zorlu değişim

RECEP BAHAR/HABER-İZLENİM

Barselona ve Real Madrid, şatafatlı takımlar...  Messi'li FC Barselona dünyanın en iyi takımı. Bu yıl Şampiyonlar Ligi’nin yanı sıra İspanya Lig Şampiyonluğu’nu ve İspanya Kral Kupası’nı kazandılar. Barselona'da binaların ön cepheleri şu günlerde Barça'nın bayraklarıyla dolu… Avrupa'nın en büyük stadı orada… Müzesini her gün binlerce kişi rehber eşliğinde gezerek takıma ciddi katkıda bulunuyor. 90 dakikalık turun fiyatı 24 Euro. Turistler şehrin dört bir köşesindeki Barça'nın resmi dükkânlarından fahiş fiyatlarla ürün satın alıyor. Bir çocuk forması 65 Euro... Barselona kuşkusuz Avrupa'nın en güzel şehirlerinden birisi... Geniş bulvarlar, güzel binalar, tarihi mekânlar... Ancak örtüyü kaldırdığınızda İspanya'nın gerçekleriyle karşılaşıyorsunuz.

İşte bu gerçekler ülkede 24 Mayıs'ta yapılan yerel seçimler sonrasında en önemli büyükşehirlerde tarihi değişimlerin yaşanmasına yol açtı. Nüfusun en yoğun olduğu, ekonomik ve siyasi açıdan önemli kentlerden Madrid, Barselona, Zaragoza, Cadiz ve Coruna kentlerinde, ekonomik krizin etkisiyle ortaya çıkan ve ilk defa seçimlere katılan Podemos'un (Yapabiliriz) destek verdiği siyasi halk hareketleri belediye başkanlıklarını kazandı. Mevcut durumda İspanya'da iktidarda bulunan muhafazakar sağ görüşlü Halk Partisi, 2011 yılındaki yerel seçimlerde yakaladığı İspanyol belediyelerindeki üstünlüğü, tek başına yönetime gelecek yeterli çoğunluğu yakalamayınca 24 Mayıs'taki seçimlerde kaybetti. Halk Partisi aralarında Madrid, Valencia, Sevilla, Valladolid ve Cadiz'in de bulunduğu 20 kadar belediyede muhalefete düştü. Bu gelişme üzerine özellikle Barselonalı iş adamları Başbakan Rajoy’a ‘erken seçime git’ çağrısında bulundu.

En büyük sorun ev tahliyeleri

Dahası iktidardaki Halk Partisi en büyük kalesi olarak bilinen başkent Madrid'i 24 yıl sonra kaybetti. Yerel seçimlerden sonra ilk defa toplanan Madrid belediye meclisinde yapılan oylamada, Podemos'un desteklediği 'Ahora Madrid - Şimdi Madrid' adlı halk hareketinin adayı, 71 yaşındaki emekli kadın hâkim Manuela Carmena belediye başkanı oldu. Sosyalist İşçi Partisi'nin (PSOE) dış desteğini alarak Madrid belediyesinde azınlık hükümeti kuran Ahora Madrid'in lideri Carmena'nın belediye başkanı olarak vadettiği icraatların başında, ekonomik krizin etkisiyle ipotek mağduru olarak evlerini kaybeden vatandaşların evlerinden çıkartılmalarını önlemek ve kreş ile okullardaki 0-13 yaş arası çocuklara gıda yardımını garanti etmek geliyor.

Carmena'nın vaatleri arasında ekonomik krizden dolayı elektrik veya suyu kesilen ailelere destek verilmesi, gençlere uzun vadeli istihdam yaratılması, kamu hizmetlerinde özelleştirmenin durdurulması ve herkese sağlık hizmeti verilmesinin garanti edilmesi yer alıyor. Madrid Belediye Başkanı Manuela Carmena, ilk iş olarak İspanya'nın iki büyük bankası Garanti Bankası'nın hisse çoğunluğunu elinde bulunduran BBVA ile Banco Santander'in başkanları ile evlerinden tahliye edilen mortgage mağdurlarının konusunu konuştu. Şimdilik bu konuda olumlu bir gelişme yaşanmadı.

Makama ilk seyahat metroyla

Barcelona kentinde ise yine Podemos'un destek verdiği 'Barcelona En Comu-Ortak Barselona' adayı Ada Colau, belediye başkanı oldu. 41 yaşındaki Colau, özellikle İpotek Mağdurları Derneği'nin yöneticisi olduğu dönemde aktivist kişiliği ile ön plana çıkmıştı. Belediye Başkanı olarak verilen Audi marka resmi makam aracı kabul etmeyen, kendisinin ve ekibinin Seat marka araçları kullanacağını belirten Colau, korumalarından da kravat takmayıp, takım elbise giymemelerini istedi. Colau'nun vaatleri arasında ‘ipotek mağdurlarının mahkeme kararı ile evlerinden çıkarılmalarını önlemek, sosyal konutlar inşa etmek, belediye bütçelerinde tam şeffaflığı sağlayıp, vatandaşların direkt olarak başvurabileceği Belediye Yolsuzlukla Mücadele ofisi kurmak, turistlere kiralanan evlerin kontrollerini sıklaştırmak, bu konutların turistlerden daha çok vatandaşlara kiralanmasını teşvik etmek’ bulunuyor.

Podemos sürprizi

İspanya'da 24 Mayıs'ta yapılan seçimlerin sürprizini ekonomik krizle ortaya çıkan ve 2014'ün Ocak ayında resmen siyasi hayatına başlayan "Podemos" (Yapabiliriz) yaptı. Podemos 13 özerk yönetimin hepsine vekil göndermeyi başardı. Ülkede belediye başkanı doğrudan seçilmiyor. Seçilen meclis üyeleri belediye başkanlarını seçiyor. Bu nedenle belediye başkanları seçimlerden 20 gün sonra belirlendi. Yerel seçimlerde ülke genelinde yaklaşık yüzde 10 oy alan Podemos, 20 Aralık'tan önce yapılması gereken genel seçimlerde Halk Partisi ve Sosyalist İşçi Partisi'ne meydan okuduğunu gösterdi. Podemos Başkanı İglesias, İspanya'daki siyasi haritanın artık tamamen farklı olacağını belirterek, "Belediyelerde ve özerk yönetimlerde birçok vekilimiz olacak. İlk yapacakları, örnek olması için maaşlarını düşürmek. Bunlar hayatlarını siyasete adayan insanlar değiller, değişim talebiyle siyaset yapan vatandaşlar" ifadesini kullandı.

Konut balonu patlayınca…

Ekonomik kriz sonrası İspanya'da konut balonu 'güm' diye patladı ve enkazın altında milyonlar kaldı. Konut kredisi kullanan yüz binlerce İspanyol, taksitlerini ödeyemeyince evlerini kaybetti. Bankalar kredi verdikleri evleri yarı fiyatına satıyor. Kredi kullananlar ise evini kaybetmenin yanı sıra evi aldıkları fiyatla evin satıldığı fiyat arasındaki farkı bankalara ödemeye devam ediyor. Kapitalizm işte böyle vahşi bir sistem... Sonuçta ülke genelinde binlerce kişi on binlerce Euro ödedikleri evlerinden tahliye ediliyor. Bu rakamın ülke genelinde 300 bini aştığı belirtiliyor. Madrid ve Barselona'nın yeni belediye başkanları bunu durdurmaya çalışıyor. Nitekim Barselona Belediye Başkanı Colau, görevine başladığı günlerde bizzat olay mahalline giderek tahliyeye zorlanan bir ailenin evinde kalmasını sağladı. Krizle birlikte İspanya'da 14 bin bina, bir başka ifadeyle 600 bin konut tamamlanamadı. Barselona ve Madrid gibi büyük kentlerde konut sıkıntısı çekilirken, bankaların elinde on binlerce konut birikti.

Ekonomik kriz işsizliği üçe katladı

İspanya yüzde 22.7 ile Yunanistan'ın (yüzde 25.6) ardından Avrupa'da işsizliğin en yüksek olduğu ülke. 2008'deki küresel kriz öncesinde işsizlik yüzde 8 civarındaydı. 2013 yılında bir ara yüzde 27.2'ye kadar yükseldi. İspanya'da 15-30 yaş arası gençler arasında işsizlik oranı ise yüzde 56 seviyesinde. Üniversite mezunlarının yüzde 70'i mezun oldukları alanların dışında iş bulabiliyor. İspanyollar gerçek rakamların daha yüksek olduğunu söylüyor. Ülkede işsizliğin yüksek olması nedenleri arasında ekonominin turizme ve inşaata dayalı olması, endüstrinin yetersiz olmasına bağlanıyor. Nitekim ülkenin kuzeyindeki endüstrileşmiş Bask Bölgesi'nde işsizlik yüzde 8 düzeylerinde.

Turizmde de işler tuhaflaştı

İspanya, 2014 yılında 65 milyon ile dünyada en fazla turist çeken 3. ülke konumunda. İspanya, gelirde 65 milyar dolarla ABD ve Çin'in ardından 3. sırada yer alıyor. Görkemli ve düzenli caddeleri, harika binalarıyla Barselona, şehirler liginde turizm gelirleri açısından İstanbul'un önünde 4. sırada yer alıyor. Ancak turizm ülkenin sorunlarını çözmüyor. Barselona ve Madrid'de otel fiyatları İstanbul'un hayli üstünde ama hizmet ve tesis kalitesi düşük... Bunun nedeni ise otel ve turistik tesislerin az sayıda insan çalıştırması. Barselona'da kaldığım otelin on büro grevlisi bana "Otel ekonomisini şöyle işletiyoruz: Tepede yönetici var, aşağıda ise az sayıda hizmetkâr ve garson. Orta kademede kimse çalışmıyor!" Ülke turist patlaması yaşamasına rağmen, turizm sektöründe 2013'te sadece 22 bin yeni istihdam oluştu.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100