Bu haber kez okundu.

İSTANBUL'A BOĞAZDAN BAKMAK

Her yiğidin gönlünde bir İstanbul sevdası vardır. Kimisi görür öyle sever, kimisi görmeden aşık olur. Çağ açıp kapamış, nice medeniyetler beslemiş büyük insanlar yetiştiren bir şehir. Güneş ve baharın dirilttiği güzel bir pazar sabahı. Şirkeci?Harem hattında feribotla seyahat ediyoruz. Her zaman gördüğümüz İstanbul, bu sefer bize farklı bir yüzünü gösteriyor. Bu güzel şehri seyretmek manevi bir zevke dönüşüyor. Gönül dili ile hem söyleşiyor, hem de sohbet ediyoruz.
İlk göze çarpan irili ufaklı minare ve kubbe tarlaları. Hakka yalvarış ve tevhidin simgesi. İhtişamlı İstanbul günlerine şahit olmanın yanında, işgal yıllarındaki ıstırabı hal diliyle ifade ediyorlar.
Sultanahmet ve Ayasofya, gerçek dostluğun inançta olduğunu söyler. İslam'ın yegane din olduğunu ve kuşatıcılığını ifade eder. Hizmette birlik yapmış iki samimi dost gibi.
Topkapı Sarayı bir başka aemn. Yüce Peygamere götüren, O'na yol aralayan kutsal emanetler... Sahabe kokan kıymetli eserler... Osmanlı'nın tarih hazinesi... Osmanlı cihan devletinin dünyayı adalet ve merhametle idare ettiği muhteşem saray...
Sirkeci Garı, koca cihan devletinin yıkılış acılarına şahit olmuş, şimdilerde garip ve bakımsız. Balkanlara nice kara trenler yolcu etmiş, acıları bağrına gömmüş bir mekan.
Yeni Cami yüzyıllar boyu Eminönünü yanık ezan sesleriyle doyurmuş ve oranın simgesi olmuş.
Tepeden bakan Süleymaniye, bütün ihtişamıyla Mimar Sinan'ı haykırır.
Fatih Camii, kutlu fetihin sahibi Fatih'e, mânâ mimarı Akşemseddin'e ve Fatih'in kutlu askerlerine fatiha istiyor.
Haliç, fetih günlerine götürüyor insanı. "Rabbim 'ol' derse herşey olur, gemiler de karada yürür" gerçeğini anlatıyor.
Eyüp Sultan Hazretleri, Nebiler Serverini evinde misafir etmiş, O yüce insana hizmetin her anında bulunmuş, o yolda şehit düşmüş seçkin bir sahabi. Allah şefaatlerinden mahrum etmesin. İstanbul O'nunla apayrı bir mânâ kazanıyor. Maddeyi aşarak, mânânın doyasıya yaşandığı yerdir burası.
Galata Kulesi başını kaldırmış dikkatleri üzerine çekiyor. "Hezarfen Ahmet Çelebi'yi Sarayburnu'na ben uçurdum" diyor ve kendine haklı bir pay çıkarıyor.
Galata Köprüsü eski İstanbul günlerine götürüyor insanı. Boğazdaki feribotlar, İstanbul'un güzelliği ile bütünleşmiş, günahsız çocuklar gibi hedeflerine koşup duruyorlar.
Zevk?i maneviye dalmışken, cam yığını gökdelenler göz ve gönül zevkini bozmaktan başkaca bir işe yaramıyor.
Karaköy karagünlerin şahidi. Osmanlı'nın sonunu hazırlayan Galata bankerlerine evsahipliği yapmış talihsiz mekan.
Yıldız Sarayı, Hamidiye Camii, Abdülhamit Han'ın çektiği mukaddese çileyi yaşatır.
Dolmabahçe Sarayı'nı tam seyre dalmışken Üsküdar'a bakıp Aziz Mahmut Hüdayi'yi hatırlıyorsunuz.
Deniz dalgaları azmışken Hüdai Yolunda emin bir şekilde Üsküdar'a geçişin manevi havası sizi sarıyor.
Kız Kulesi İstanbul'un sevgilisi olduğunu zarif bir dille ifade ediyor.
Selimiye Kışlası, Peygamber ocağı. Mehmetciğin yıllarca ruh ve mânâ eğitimini aldığı muhteşem bir eser. Hem şahlanışın, hem de acı işgal yıllarının canlı şahidi.
Haydarpaşa Garı, Medine'ye yürüyen ilk treni hatırlatır. Sürre alaylarının on yıl boyunca ihtişamla uğurlanışının inceliğini gönüllere nakşeder. O gün bugün, en büyük arzusu, o Kutlu Nebi'ye gidecek trenin istasyondan tekrar hareket etmesi... Ki daha neler...

~|~
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100