22 Ocak 2013 Salı 11:17
2371 Okunma
İşte Başarılı eğitimin anahtarı

RECEP BAHAR- İSTANBUL

Türkiye’de eğitim sistemi sürekli değişiyor. Bu durum eğitimcileri, öğretmenleri nasıl etkiliyor? Sürekli değişen siteme kendilerini adapte edebiliyorlar mı? Eğitimde aksayan noktalar neler? Sınavsız üniversite nasıl mümkün olacak? İşte bu konuları İstanbul‘un Güngören İlçesi’nde bulunan Başarılı Koleji Müdürü Ahmet Akyüz ile konuştuk. Yıllarını eğitime vermiş Akyüz, Türkiye’de eğitimde gelinen noktayı Yeni Mesaj gazetesi ile paylaştı.

YENİ MESAJ: Başarılı Koleji olarak öğrencilerinizi yetiştirirken ne tür yenilikleri ve farklı yöntemleri uyguluyorsunuz? Öğrencilerinizi nasıl donatıyorsunuz?
AHMET AKYÜZ: Biz öncelikle öğrencilere davranış vermeyi, eskilerin deyimiyle adab-ı  muaşereti önemsiyoruz. Davranışlar değişmeden, kişinin başarısı değişmez. Biz çocuğu, delikanlı ve genç kızımızı kendisi, ailesi ve milleti adına kazanma uğraşı içinde oluyoruz. Bunu yaparken de, çok nasihat edip kural koymuyoruz. Bunu sevgi, saygı, model olma, değer verme, güven duyma ve kabullenme gibi argümanları kullanıyoruz. Eğitime dair bütün ihtiyaçları bu okulda birleştiriyoruz. Diğer okullarda olduğu gibi soru üzerinden konu anlatmıyoruz. Konu anlatmayı zaten biz kaldırdık, yerine bilgi üretmeyi koyduk. Ders işleme tekniğimiz de aktif öğrenmedir. Bu konuda başta 9. Eylül ve Marmara üniversiteleri olmak üzere üniversitelerden destek alıyoruz. Böylece öğrenciye yorum ve ispat yaptırmayı, formülü buldurmayı, keşfettirmeyi, detaylandırmayı, analitik düşünmeyi öğretiyoruz. Öğrenci formülü ezberlemeden soruları çözüyor çünkü formülün nasıl çıkarıldığını yaparak, katılarak, işleyerek ve yaşayarak öğreniyor. Dershane eğitimini tamamlayıcı olarak veriyoruz. Öğrencilerimiz de sorular çözerek pratikleşiyor. Öğrencilerin sorular üzerinde çok yönlü analitik düşünmesini sağlıyoruz. Devamında Başarılı öğrencinin kumaşında kültürel, sportif ve sosyal faaliyetler olmalı. Velilerimize diyoruz ki, çocuğunuzu evde mutlu edin, sevin, bağrınıza basın, ilgi ve alaka gösterin, ona değerli olduğunu hissettirin. Biz geri kalan her şeyi okulda yapıyoruz. Ödev yapmayı, kitap okumayı okulda öğretiyoruz. Tam gün eğitim veriyoruz. Bireyi bütün olarak ele alıyoruz. Çok başarılıyız ama sadece ders anlatmıyoruz. Eğlenmelerini, kendilerini geliştirmelerini, mutlu olmalarını da sağlıyoruz. Okulumuzun bir güzel tarafı ise imkânlarımız güzel. Sınıflarımız 18 kişilik. Sınıflarımızda akıllı tahta ve bilgisayar var. Öğretmenlerimiz her yaz seminer alıyor, kendilerini geliştiriyor.

YENİ MESAJ: Öğrencilerinizin en iyi üniversitelerin iyi bölümlerine öğrenci yerleştirdiğinizi biliyoruz. Bunu nasıl başarıyorsunuz?

AHMET AKYÜZ: Bizim okulumuz özel okullar arasında farklı bir yere sahip. Eğitim bir süreç olayıdır. Özel yöntemlerle eğittiğimiz öğrencilerimiz üniversite sınavlarında ilk 3’e, ilk 100’e, ilk bine ve ilk 10 bine rahatlıkla sokuyoruz. Bu konuda Kurucumuz Prof. Dr. Haydar Baş’ın bize özel destekleri var. İmkânlarını sonuna kadar bize açıyor. Dolayısıyla diğer özel okullarda bizim oranlarımız yok. Bugün gidin Boğaziçi Üniversitesi, Galatasaray Üniversitesi, tıp fakültelerine, buraları kazanan öğrencilerin bir bölümü devlet fen liselerinden gelmektedir. Biz özel okullar arasında üniversiteye öğrenci göndermede, derece yapma konularında çok iyi noktadayız. Bundan 2 yıl önce İl Milli Eğitim Müdürlüğü bizimle anket yaptı, bunları yaptı. Ek bir çalışma, velinin ek bir gayreti olmadan; eğitim ihtiyacının bu denli karşılandığı başka bir okul yok. Üniversiteli olma oranımız yüzde 100... Bu kalitemizin sürekli olmasından kaynaklanıyor.

YENİ MESAJ: Eğitim dünyasının başlıca sorunlarına gelirsek, eğitim sistemi sürekli değişiyor. Bu öğretim yılında 4+4+4 sistemi ile kıyafet serbestisi uygulaması hayata geçti. Eğitim sisteminin sürekli olarak değişmesi, eğitim idarecileri ile öğretmenleri nasıl etkiliyor? Sistemin yapboz tahtasına dönmesi, eğitimin akışında sekteye yol açıyor mu?

AHMET AKYÜZ: Tabii ki bir sistem oturmadan yeni bir sistem geliyor. Bir yapboz var. Adeta Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) taşları sürekli yerinden oynatıyor. Mevcut hükümet de 10 yıldan beri bu taşları oturtmak yerine sürekli yerlerini değiştirdi. Eğitimciler yeni gelen sistemi algılayamadan, yerli yerine oturmadan, başka bir sistem entegre ediliyor. Biz eğitimciler olarak sürekli okuyup yenilikleri izliyoruz ama bunlar teorik kalıyor, asla pratiğe inmiyor. Zamanımız yeni sistemi anlamakla geçiyor. Sistemi anlamaya çalıştığımız zaman da yeni bir sistem uygulamaya konuluyor. Mesela SBS’nin sayısı, üniversiteye giriş sistemi sürekli değiştirildi, katsayılarla oynandı, akıllı tahta ile tablet bilgisayarlar gündeme geldi, tablet bilgisayarların ne yarar getirip getirmeyeceği tartışılırken bu sefer 4+4+4 gündeme geldi. Bunlardan hiçbirisi eğitim camiasında yerini bulmadı. Biz de eğitimciler olarak diyoruz ki, siz kalıcı bir çözüm ortaya koyamıyorsunuz, zaten var olan eğitim sorunları bize yetiyor, bari bunlara yeni sorunlar eklemeyin. Burada ‘ben yaptım, oldu’ mantığı olmaması lazım. 4+4+4 daha bir noktaya gelmeden dershanelerin kapatılması gündeme geldi. Bunlar ‘bir şeyler yapıyoruz algısını oluşturmak’ için yapılıyor yoksa bunların dayandığı bir proje, özenli bir çalışma bulunmuyor. Aynı hükümette, aynı başbakan yönetiminde 3 ayrı bakan geldi, sanki farklı hükümetler gelmiş gibi bir sonuç ortaya çıktı. Oysa her partinin kendine özel, milli olması gereken, sürdürülebilir, değişmeyen, kalıcı, kaliteli ve yararlı, planlanmış bir program ortaya koyması gerekir. Siz şekilde oynadığınız zaman, eğitime bir katkı sunmazsınız, sadece anlık görüntü verirsiniz.

YENİ MESAJ: Bu eğitim döneminde 66 aylıklar okula başladı, bir de 4. sınıflar kendilerini Orta 1. sınıfta buldu. Bunların adaptasyonunda sorunlar olduğuna dair bize gelen bilgiler var. Sizin gözlemleriniz nelerdir?

AHMET AKYÜZ: Çeşitli üniversitelerimizden çok sayıda öğretim üyesi, 66 aylık bir çocuğun zihinsel, psikolojik, psikomotor ve fiziksel anlamda eğitime tam olarak hazır olmadığını ortaya koymaktadırlar. Böyle bir çocuğa verilmesi gereken eğitim anaokulu eğitimidir. Bütün dünyada anaokulları teşvik edilmektedir. Anaokulunda merak duygusu, zihinsel potansiyeli arttırma gibi kabiliyetler geliştirilir ve çocuk okula hazır hale getirilir. Burada acaba Milli Eğitim Bakanlığı, anaokullarını yaygınlaştırmak yerine bu sistemi mi hayata geçirdi? Maliyet hesabı mı yaptı? Öğretmen açığı ve derslik sıkıntısı mı vardı? Basit bir kurnazlıkla, ana sınıfı maliyetinden kurtulalım diye mi düşündüler? Burada açıkça söyleyebiliriz ki, bu yaş okula uygun bir yaş değildir. ‘Ben yaptım, oldu’ mantığıyla hareket edilse bile, homojen sınıflar oluşturulmalıydı. Mesela 66 aylıklar aynı sınıflarda olmalıydı, bu olmadı. Sıra, lavabo gibi materyallerin değişmesi gerekiyordu, bu da olmadı. Sınıf sayıları fazlalaştı, öğrenci sayıları arttı, mesela bir okul 5 sınıf yerine 7 sınıf açtı. Mesleği öğretmenlik olmayan ücretli öğretmen -bunlar da düşük maaşla çalıştırılmaktadır- getirdiler. Bu sistemle çocuğun bilgi alma noktasında okullarda kırıklık oluştu.  
Ders dinleyen de var, oynamak isteyen de... Bunların kullandığı kitaplar da maalesef değişmedi. Öte yandan eski 5. sınıflar, bu yıl Ortaokul 1. sınıflar devlet okullarında tutunamadı. Devlet okullarında en sıkıntılı sınıflar 5. sınıflardır. Geçiş süreci ve adaptasyon uygulanamadı. Uyumsuzluk, dersi kararlı götürememe ve dersi algılayamama görülüyor.

YENİ MESAJ: SBS’nin kaldırılması konusunda da kafa karışıklığı var. Bu konuda neler söyleyecek siniz?

AHMET AKYÜZ: Eğitim hem tatmin edici bir boyuta getirilmiyor, hem de şekille uğraşılıyor. Olayın arka planında bir çalışma, fikir birliği, ciddi bir fikir paylaşımı bulunmuyor.

YENİ MESAJ: Serbest kıyafet konusunda özel okullar genellikle üniformayı tercih etti.

AHMET AKYÜZ: Bizim toplumuzda çok zengin de, fakir de, orta halli de var. Şu anda küresel akımlar etkisiyle toplumuza kazanmadan harcama kültürü yerleştiriliyor. Siz üniforma ile çocukları bir tişörtle, bir pantolonla eşitleyebiliyordunuz. Aileler zorlanacaktır, durumu iyi olmayan çocuklar belki de ezilecektir, kaygıları artacaktır. Aykırı giyinenlere de müdahale edemeyeceklerdir. Zira bazı okullarda 3 bin öğrenci var. Hangisini kontrol edecekler? Kurallar öğrencileri belli bir iklime ve düşünme sistemine getirir.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100