13 Mart 2006 Pazartesi 00:00
224 Okunma
İstiklal Marşı ve Mehmet Akif
Dün İstiklal Marşı'nın Meclis'te kabulünün 85. yıldönümüydü. İstiklal Marşı'nı bu
vesileyle gündeme  Milliyet'ten Hasan Pulur getirdi ~|~

Bugün '12 Mart'. Bu tarih size neyi hatırlatıyor? Bazıları "12 Mart"ın bir askeri müdahale olduğunu komutanların muhtıra vererek Demirel hükümetini istifa ettirdiklerini hatırlayacaktır.
"Başka?" derseniz pek cevap veremezler.
Oysa "12 Mart 1921" tarihi, "İstiklal Marşı"nın Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilişinin yıldönümüdür.
GARP Cephesi Komutanı Albay İsmet İnönü, Milli Eğitim Bakanlığı'na öneride bulunur; bir milli marş yazılıp bestelenmelidir. Yarışma açılır, 724 eser katılır, fakat hiçbiri Kurtuluş Savaşı'nın heyecanını yansıtmamaktadır. Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver, milletvekili olan Mehmet Akif'ten yarışmaya katılmasını ister. Lakin Mehmet Akif'in kendisine göre mazereti vardır. Yarışmanın ödülü o günkü parayla 500 liradır; şair para için milli marş yazmayı kabul etmez. Hamdullah Suphi, Mehmet Akif'i ikna eder, kendisi ne isterse yapılacaktır, kazanırsa bir kuruş dahi ödül verilmeyecektir.
MEHMET Akif, bunun üzerine "Korkma, sönmez" diye başlayan ve "Kahraman Ordu"ya adadığı eşsiz marşı yazar, Meclis coşku içinde bu marşı kabul eder, Osman Zeki Üngör tarafından bestelenir.
İSTİKLAL Marşı o günden bu yana Anayasa'nın güvencesi altındadır, çünkü Türkiye Cumhuriyeti'nin bayrağının "beyaz ay?yıldızlı al bayrak" olduğu ve milli marşının da "İstiklal Marşı" olduğu Anayasa'nın "Değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez" maddelerinden biridir.
Kimse yazamaz...
Eski bakanlardan Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, Mehmet Akif'in sağlığında da, yeni bir milli marş yazılması gerektiğinin, beste ile güfte arasında uygunluk sorunları olduğunun ileri sürüldüğünü belirtir.
Mehmet Akif'in de bu soruna yaklaşımı şudur:
"İstiklal Marşı bir daha yazılamaz. Onu kimse yazamaz. Onu ben de bir daha yazamam. Onu yazmak için, o günleri görmek, o günleri yaşamak gerekir. İstiklal Marşı o günlerin koşulları içinde yazılmıştı. Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırtmasın."
O günler hangi günler miydi?
500 lira ödülü "Ben parayla milli marş yazmam" diyen Mehmet Akif'in, Ankara'nın kışında, sırtında paltosu, kaldığı Taceddin Dergâhı'ndan Meclis'e ceketle gelip gittiği günlerdi.
Hikmet Sami Türk, araştırmasında Mehmet Akif'in, gençliğinde İslam dininin, Osmanlı İmparatorluğu'nun birliğini koruyacağına inandığını söyler.
Ama sonra:
"Akif, Birinci Dünya Savaşı yenilgisini ve Arap dünyasında karşılaştığı tepkileri gördükten sonra, İslam birliğinin gerçekleşemeyeceğini anlamıştır."
Hikmet Sami Türk'ün vardığı sonuç budur.
Bazıları, Mehmet Akif'in devrimleri kendi inançlarına aykırı gördüğünü, hatta devrimlere karşı olduğunu, şapka giymemek için Mısır'a gittiğini söylerler.
Hikmet Sami Türk, bu konuya şu yorumu getirir:
"Akif'in Kurtuluş Savaşı'nda duyduğu heyecanı, Cumhuriyet'in ilanı ile başlayan yeni süreç içerisinde duymadığı açıktır. Türkiye'de devrimlerin arka arkaya yapıldığı bir sırada Mısır'a gitmesi ve orada uzun süre kalması, bu tür iddiaların ortaya atılmasının başlıca nedenidir.
Fakat bu davranışı hatalı olsa da, devrimlere karşı herhangi bir hareketi yoktur, herhangi bir çıkışı yoktur."
Ya şapka meselesi...
Mısır'da hastalanan, bitkin halde İstanbul'a gelen Mehmet Akif'in vapurdan inerken başında şapkası vardı.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100