14 Ocak 2006 Cumartesi 00:00
195 Okunma
İthalat artışına sevinenlere özel!
Türkiye 2003 yılında net 6.8 milyar dolar, 2004 yılında 15.5 milyar dış borç kullandı. Bu sermayenin önemli bir kısmı döviz kurundan dolayı ucuzlayan ithal mallarının finansmanı için kullanıldı. Ucuz ithalat girdisiyle üretilen mallar göreceli olarak ucuz fiyatlarla ihraç edildi veya yurt içinde satıldı. ~|~ İhracata dönük üretimdeki ithalatın payını görmek açısından dâhilde işleme izin belgesi (DİİB) kapsamında yapılan ithalatı incelemek gerekmekte. (DİİB kapsamında alınan ihracat taahhütleri Şubat 2005'te yüzde 38.4 artarak 2.2 milyar dolara yükselmiş.)

Kârdan fedakârlık

Özellikle makine sektörü gibi üretimin zaman alan bir süreç olduğu sektörlerde ithal girdi nihai ürün haline getirilip satılana kadar, döviz düşmekte ve ihracat pahalı hale gelmekte. Tabii, fiyat daha önceden verildiği için üretici kârdan fedakârlık etmek zorunda kalmakta. Bir işletmenin kârsız, zararına üretim yaparak ayakta kalması mümkün değildir. Dolayısı ile firmalar teknoloji yatırımı yaparak istihdamı artırmama veya işçi çıkarma yoluna gitmekte.
Otomotiv sektörüne bakıldığında ise sektörümüzün yerli sanayinin ağırlıkta olduğu otomotiv yan sanayi ürünleri ithalden daha pahalı hale geldi. Tekstil ve hazır giyim sektörlerinde de ithal girdi oranlarında önemli oranda yükselmeler göze çarpmakta. Acaba ithalatın artışına sevinen sorumlu sorumsuzlar bu bait açıklamaya ne diyecekler?

Son durum

2006 yılının başında palavralar bitti, gerçekler başlıyor demiştik. Bu nedenle gerçeklerle bir kere daha baş başa kalmaya ihtiyacımız var:
Eldeki istatistiksel verilere göre reel ücretler düşüyor. Ancak beklenilenin tersine, bu durum istihdamı artırmıyor. İşverenler için reel ücretin maliyetinin de arttığı gözleniyor. Bu nedenle işsizlikte olumlu bir gelişme meydana gelmiyor.
Döviz fiyatlarındaki düşüş ithalatı avantajlı kıldığından, üreticiler iç piyasadan alacağı hammadde ve ara mallarını dış piyasalardan almayı tercih ediyor. Bu durum dış ticaret açığımızın büyümesini tetikliyor.

Şimdiye kadar yalnızca ihracatçıların sorunu olarak lanse edilen düşük döviz fiyatlarının, aslında yalnızca ihracatçının değil, iç piyasaya üretim yapan üreticilerimizin de sorunu olduğu artık iyice açığa çıktı. Ucuz döviz fiyatları nedeniyle iç piyasa yerine dış piyasa tercih edildiğinden, iç piyasadaki satışlar düşüyor. İç piyasa için üretim yapan firmalarımız zor günler geçiriyor.
Emek yoğun sanayilerde hem istihdam maliyetleri, hem de enerji kullanım maliyetleri yüksek seviyelerde. Buna çözüm olarak teknolojik yatırımların yapılması öneriliyor ancak bu pahalı yatırımın yapılabilmesi için gereken uzun vadeli kaynağın nasıl sağlanacağı konusu belirsiz.
İşte durum bu. Bakalım terzi kendi söküğünü dikebilecek mi?
Emre Alkin / Tercüman
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100