Bu haber kez okundu.

Japonya meclisi özelleştirmeye karşı

Kapitalizmin merkezi mabetlerinde kutsanmış 'özelleştirme' perisinin kanatları altında kamu varlıklarını gerçek sahibi olan halka sormaya bile gerek duymadanharaç mezat satabilmeyi marifet saymaya devam edelim; Japon meclisi dünyanın en büyük bankasına dönüşmesi beklenen 'Posta Hizmetleri' ile ilgili satış tasarısını reddetti.
Bu hikâyenin pek çok ibretlik boyutundan biri hayli şirin: İktidar partisinden tasarıya ret oyu verenlerin en temel gerekçesi, 'hizmetin kalitesinin düşeceği' endişesi! Sakın 'olur mu öyle şey' demeyiniz. Japonlar 'serbest piyasa' dinine, bizim yükseltilen değer havarilerimiz, iktisat dahilerimiz ve siyasi sorumlularımız kadar kuvvetle inanmadıkları için 'özelleştirme kalite getirir' kuralını inkâr etmekle kalmıyor, tam tersini iddia ediyorlar.
Türkiye neden farklı?
Türkiye'nin 'özelleştirmeye kayıtsız şartsız iman ettirilmiş' sorumluları bu tür devasa satışları Meclis'in onayına sunmayı aklının köşesinden bile geçirmez iken Japon başbakanı Koizumi kendi kariyerini riske atma bahasına halis demokrasinin gereğini yerine getirmiştir. Hem de kendi partisinden pek çok milletvekilinin tasarıyı reddedebileceğini ve böylece güvenoyu havasına soktuğu 'yasama denetimi'nden yenik çıkabileceğini bile bile! Orada öyle, bizde böyle. Acaba özelleştirme konusunda bizim yetkililerimizin bu acilci hırsı, samimiyetle savunulabilecek iktisadi ilke ve değerlerle açıklanabilir mi? Sözgelimi neden gerçek sahip olan halkın görüşüne başvurmazlar? Neden, şimdiye kadar genellikle ' emir kulu' duruşu sergileyen aziz 'vekiller' heyetinden göstermelik bir demokratik icazet almaya dahi gerek duymazlar? Pek parlak örnekler var iken neden vatandaşların tasarruflarını devreye sokacak 'halka arz' yönteminden itina ile kaçınırlar? Yüksek 'küresel mahfiller'den gelmiş ve benimsenmiş emirler mi ellerimizi kollarımızı bağlamaktadır? Yoksa sadece 'ülkeye yabancı sermaye giriyor' diyebilmek için mi stratejik açıdan vahim sonuçlar doğurabileceğini göze alarak ille de dış taliplerin üç kuruş fazla tekliflerine balıklama atlamaktayız?
Niçin satılıyor?
Tamamen özerkleştirilmedikleri halde son zamanlarda oldukça başarılı yönetilen ve yüksek kârlılık oranlarına ulaşan ERDEMİR, TÜRK TELEKOM ve TÜPRAŞ gibi dev kurumları özelleştirme konusu, hükümet hakkında karanlık senaryo üretenler için en bereketli kaynak haline geldi! Hayli etkin çevrelerde konuşulan ve inanılan son sıcak 'komplo teorisi' de bu senaryolar arasında:
? Filanca stratejik KİT'i özelleştirme ihalesinde en yüksek parayı bastırıp öne çıkan uluslararası ortaklığın arkasında öyle biri var ki duysanız dudaklarınız uçuklar!
? Sahi mi, kimmiş acaba?
? Hani bütün servetlerine el konulan bir hanedan vardı ya, o!
? Olamaz!
? Oldu bile.
Doğrusu her aklı başında insan tarafından 'fantezi' bile kabul edilemeyecek kadar uçuk bir senaryo ama Türkiye'de olmayacak şey yok. Kaldı ki, asıl mesele 'şüyuu vukuundan beter' kuralında yatıyor. Malum, kastedilen sözde batık hanedanın eski icraatları hakkında pek ilginç söylentiler daima geniş rağbet görmüştür. O derece ki hanedanın bazı acar üyeleri çoğu kişi tarafından, iş dünyasında sırf 'ticari fırlamalık olsun' diye girişimlerde bulunabilecek kadar çılgın adamlar şeklinde algılanmaktadır. Böyle bir zeminde sözde batık hanedanın 'güdümlü konsorsiyum' manevrası ile özelleştirmeden aslan payını kapması, en azından 'filanca ihalenin arkasında İngiliz gizli servisi var' diyenlerinki kadar müşteri bulabilecek bir öykü.

~|~
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100