18 Haziran 2009 Perşembe 00:00
909 Okunma
Kalemi kirli Abdurrahman çelebi
Vakit'ten, Dilipak demeyeceğim, kalemi kiralık ve dili kirli Abdurrahman çelebi ve onu gazlayan sponsor akıl hocaları, halt ettiler.  Mehmet Emin Koç'un yazısı... ~|~

 



 

              Kalemi kirli Abdurrahman çelebi


Vakit'ten, Dilipak demeyeceğim, kalemi kiralık ve dili kirli Abdurrahman çelebi ve onu gazlayan sponsor akıl hocaları, halt ettiler. Prof. Dr. Haydar Baş beye, gırtlaklarına kadar battıkları çamurdan sıçratmaya çalışarak, cami duvarını kirletmeye kalkıştılar. Tutmaz. Güneş balçıkla sıvanmaz!

"Satanı satarlar" fobisi ve zorunlu gurbet
Dahası, herkesin sicili belli, her şey gün gibi açık da ondan! Türk milleti ve devletinin içine sızmış olanların hepsi, kendini çok iyi biliyor. Hepsi "mesai arkadaşları"nı çok iyi tanıyor? Sivil ve asker arasına "sızma"lar, "sızıntı"lar kimler?! Birbirlerini çok iyi biliyorlar? Kim, kimin adamı? Kim kimle bağlantılı?!
Kimler, 1995'li yıllara kadar Müslüman kılığında yıllarca güya devlet ve askere "özel hizmet" verirken; Vatikan, ABD ve ADL lobileriyle temaslarından sonra, "uluslar arası özel personel" olarak hizmetlerini ABD'ye ve Vatikan'a kaydırmış?! "Özel hizmetini ecnebi yararına ve AB-ABD-Vatikan tarafına kaydırmaları" ve başkaca gayr-ı milli dolaplara beygirlik yapmaları yüzünden vatanına dahi gelemeyen kimlermiş; onlar da belli? Devletin sivil veya asker çarklarında üst düzey hizmette olanlar, bunları bilirler, tanırlar. Dosyalar önlerindedir, günah galerileri onlara da ma'lumdur.
Kimler, ma'lum 28 Şubat sürencinde özel "Çevik asker" destekli ve ADL katkılı "dinlerarası diyalog faaliyeti"yle bugünün BOP ekseninde Hıristiyanlaştırma hizmeti içinde iken; onların kollarından kurtulup Vatikan'ın, Papa'nın, papazların, ABD'nin kollarına, evet kimler, atılıverdi?! Bu siciller, sivil-asker ilgili devlet erkanınca ma'lum olmalıdır.
95'li yıllar öncesinde sivil veya askerin içinde "özel sızma yer"ler edinip, 1995 sonrası Türk milleti ve devletine hizmet etmek yerine; AB'ye, ABD'ye, İsrail'e, ADL'ye, Vatikan'a, küresel sermayedar ve ecnebi lobilerine kim "özel hizmet" vermişti, kimler veriyor, kim onlardan "özel hizmet ve özel destek" alıyor? Kimler Müslüman kılığında yıllarca "özel-gizli papazlık" hizmeti vermişti? Kimler "Dinlerarası Diyalog" projesi kapsamında Vatikan desteği ve Papaz aklıyla Müslüman çocuklarını "nurcu papaz" yapmıştı, kimler "nurcu pastör"ler türetmişti?! Kimler, hala ecnebilerden "özel fon"lanıyor, kimler kayıtdışı besleniyor?! Bunlar ortaya çıkartılmalıdır?

Abdurrahman çelebinin "üç maymun" hali
Devlet ve milletimizi yıllardan beri ahtapot gibi saran dinsizlik budur, istismar budur, devlet düşmanlığı budur, vatana ve imana ihanet budur! Devletin yetki ve etki sahiplerinin yanı sıra milletin akl-ı selim sahipleri de bunları biliyor, tanıyor olmalıdır!
Kalemi kiralık ve kirli Abdurrahman çelebi, neden, bu "asıl dinsizlik ve gerçek ihanet" şebekeleri karşısında adeta hazır ol vaziyetinde "üç maymun"u oynamaktadır. Yoksa onu da mı, "mücahitlikten müteahhitliğe geçenler" kervanına katıverdiler?!

Görünen köy
Bütün bu temel ölçütler ve gelişmeler ekseninde son dönemde ülkemizde oluşturulmak istenen "alaca karanlık kuşağı"na göz atarsak; görülür ki, Türkiye'de "bağımsızlık karakterli, bağlantısız, devlet, millet ve medeniyet değerlerimize sadık ve sahip bir fikir, çözüm, siyaset ve iman adamı" vardır, o da Prof. Dr. Haydar Baş'tır. Türk milletinin akıllısı-delisi de, sivili-askeri, bu hakkı sandıkta teslim etmekte zorlansa da, yüreğinde teslim etmiştir, bu gerçeği fark ve idrak etmiştir, etmektedir. Görünen köy kılavuz istemez çünkü!

Çoklarının oyunlarını bozmuştur
Kendisini yazılarından, kitaplarından, ekranlardan, salon veya meydan konuşmalarından izleyenler bilir ki, Prof. Dr. Baş, yıllar öncesinden bugüne devlet, millet ve medeniyetimiz üzerindeki tarihî ve güncel "Haçlı hesapları"nı öngören, öngörmekle kalmayıp Milli Ekonomi Modeli ile, Sosyal Devlet-Milli Devlet projeleriyle, Milli Birlik ve Temel Unsurları konferanslarıyla, Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler konulu çalışma ve faaliyetleriyle bozan tek insandır.
Yine herkes bilir ki, Prof. Dr. Baş, "hukuk"tan bir milim dahi şaşmayan, hukuku asla ihlal etmeyen tam hak ve bir hukuk adamıdır. Yine onu seven ve sevmeyen herkes şu hakkı teslim eder ki, Prof. Dr. Baş, AB'nin, ABD'nin, IMF'nin, Vatikan'ın, küresel sömürü lobilerinin ve onların yerli "siyasal ve dinsel istismarcı taşeronlar"ının ülkemiz ve milletimiz üzerindeki "yakın dönem hesapları"nı bozmuştur.
Prof. Dr. Baş, devletçi kılığına girerek ve kamu gücünü istismar ederek "devlet ile milleti karşı karşıya getirme"ye çalışanların hesaplarını bozmuştur. 80'li yıllarda Türkiye'de "irtica yaftası"na karşılık verdiği hukuk mücadelesiyle devletten ilk tazminat kazanan ve oyun bozan insandır. İhtilal dönemleri ve 28 Şubat sürecinin yanı sıra olağan politik devirlerde kamu gücünü istismar edenlerin kimisi, Prof. Dr. Baş'ın üzerine binlerce kez gitmiş, fakat o, 15-20 bin sayfalık dava dosyalarından alnının akıyla ve haklı olarak çıkmıştır.

Din istismarcılarının ipliği pazara çıkmış
Dahası hiçbir güç, onu, bazı Müslüman geçinenlerde görüldüğü gibi, "devletine karşı" bir söyleme ve pozisyona sürükleyememiş, ecnebilerin kucağına ve ocağına asla savuramamıştır. Bilakis kamu çarkına sızma ve sızıntı devlet ve din istismarcılarının tüm çabalarına rağmen, "Devlet benim, millet benim, sivil benim, asker benim, ben milletim!" demeye devam etmiştir. İşte onun oyunları bozan iksiri, bu anlayışıdır.
Prof. Dr. Baş, "azınlık ve etnik bölücülük sevdaları"nı İslam kılıfında milletimize yutturmaya kalkışan, boyunlarındaki sonradan ortaya çıkan "gizli haç"larla "Minareler süngü, kubbeler miğfer" diye bir zamanlar meydan nümayişleri tertipleyen; böylece Türk milletini devletiyle, devleti de milleti ve diniyle karşı karşıya getirerek "politik pirim" devşiren "din istismarcılarının" oyununu bozan tek fikir, siyaset ve iman adamıdır.
Vakıa işte budur!
Müslüman kılıklı bazı kubur fareleri ve onların politik arenasındaki "ecnebilerle stratejik ortak ağabeyleri", kendi figüranlarıyla oluşturdukları senaryolarla neden Prof. Dr. Baş'ın paçasına bulaşmaya çalışıyorlar? Kendi taşeronlarının elleri ve yalan beyanlarıyla Ergenekon dosyalarına sokuşturdukları iftira ve balçıkları, neden Prof. Dr. Baş'a değdirmeye çabalıyorlar?!
İftira ve bühtanlarındaki asıl sebep yukarıda değindiklerimdir.
Abdurrahman çelebiyi, dahili mi yoksa harici mi, bilmem ama; devlet, millet ve din düşmanı olduklarında şüphe bulunmayan lobiler, çok yanlış ve kirli işlerinde kullanıyorlar! Belki zor; ama ayıktırmak lazım! Onu da köşedaşım ve refikim A. Faik Nabi yapar herhalde?

Mehmet Emin Koç / meminkoc@yenimesaj.com.tr

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100