Bu haber kez okundu.

Kamu bankalarının değerini düşüren uygulamalar

Kamu kuruluşlarının mevduatlarını kamu bankalarında tutma uygulamasına son verileceği yazıldı. Kamu bankaları özelleştirilecek derken bunların değerini düşüren bir diğer girişim.
Düzenlemenin kamu bankalarının sektörde eşit rekabet koşullarına getirilmesi çerçevesinde yapıldığı söyleniyor. Rakamlara bakıldığında ise resmi mevduatın kamu bankalarından kaymasının sektör çapında önemli bir hareket olmadığı, kamu bankaları için ise daha önemli sonuçlar yarattığı gözüküyor.
BDDK verilerine göre kamu kuruluşlarının bankalarda toplam 8.2 milyar YTL mevduatı var. Sektörde toplam mevduatın yüzde 4'ünden biraz fazla. Bu tutarın sektörde özel sermayeli bankalara kayması rekabet açısından önemli bir sonuç doğurmayacak. Öte yandan çıkış üç kamu bankasını doğrudan etkileyeceği için bunların değerlemelerini de doğrudan etkileyeceği şüphesiz.
Eşit rekabet herkes için sağlanmalı
Bir de sektörde rekabet açısından özel bankalar lehine uygulamalar var. Geçenlerde bir bankanın genel müdürü gazetelere çıkıp tezgah altı faiz veriliyor demişti. Yani açıklanandan daha fazla faiz. Sonra ortaya çıktı ki, kendi bankası dahil bazı bankalar mevduat çekmek için promosyon yapıyor (bağışlar, kredi kartı puanları v.b.). Adı faiz olmayan, gerçekte faiz niteliğinde menfaat sağlıyorlar. Bu da haksız rekabet değil mi?
Neticede, genel yaklaşım kamu bankaları artık bankacılık işlemlerini azaltsız, kredi vermesin ve mevduat toplama işlemini de azaltsın şeklinde. Satılmasına karar verilen bankaların değerini korumak değil, düşürmek yönünde bir uygulama.
Yabancı sermayeye yönelik uygulama
Resmi politika kamu bankalarının satılması yönünde olduğu için kamu bankalarının değerlemeleri önemli bir konu. Bankacılık sektörünün mevcut ortamında bu konunun önemi daha da artıyor. Son iki yılda Türkiye'deki bankalar gibi dünya genelinde bankalar daha iyiye gidiyor. Kârlar artıyor. The Banker dergisi temmuz ayı sayısı verilerine göre geçen yıl dünya genelinde ilk bin bankanın toplam karı 544 milyar dolara ve kârlılıkları yüzde 20 seviyesine yükseldi. Bu performans neticesinde büyük bankaların diğer bankaları alacak fazla sermaye birikimi oluşuyor. Sonuçta Türkiye'de satılacağı duyurulan kamu bankaları ve diğer özel bankalar yabancı bankaların hedefi haline geliyor.
Yabancı sermayeyi teşvik edelim. Bankacılıkta da, diğer sektörlerde de yabancı sermaye aleyhine uygulamalar yapmayalım. Ancak, kamu bankaları dahil milli sermayeli bankaların da teşvik edilmesi lazım. Bunları zayıflatacak değil, güçlendirecek, rekabet güçlerini arttıracak politikaların uygulanması lazım. Bu görüşü Bankalar Birliği başkanı, Özince de açıkça dile getiriyor. Uygulamada ise böyle bir politikanın eksikliği hâlâ hissediliyor. 

Hasan Akçakayalıoğlu / D. B. Tercüman

~|~
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100