08 Ocak 2007 Pazartesi 00:00
338 Okunma
Kanlı sınırlar
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Emre Taner'in açıklamasını hep elinizin altında bulundurun. Yanına da Amerikalı Albay Ralp Peters'in haritasını koyun. ~|~

Çünkü Taner, kendi ifadesiyle, "21'inci yüzyılın ilk çeyreği boyunca" sürüp gidecek jeopolitik ve jeostratejik depremlerin şifrelerini veriyor.
Onun önemle belirttiği gibi, bu depremlerin fay hattı Balkanlar'dan Çin Seddi'ne, Hazar ve Karadeniz'den Hint Okyanusu'na uzanıyor. Taner Türkiye'nin merkezinde yer aldığı bu geniş coğrafyayı 2025'e kadar sallayacak depremlerle ortaya çıkacak değişiklikleri de şöyle sayıyor: "Birçok devletin ulusal egemenliğini yitirmesi, birçok ulus devletin ve milletin hızlı bir şekilde tarih maratonunu kaybetmesi..."
İlki teknoloji ve küresel sermaye silahlarıyla sömürge çağının dönüşü anlamına geliyor. İkincisi ise sınırların altüst olması, bazı devletlerin ortadan kalması, yeni devletlerin ortaya çıkması.
Parlak bir istihbaratçı ve analizci olarak bilinen Albay Ralp Peters de zaten aynı öngörüde bulundu. Tek fark, bu yeni sahneyi patavatsızca ya da biz Türkler'in kanımızı beynimize sıçratan cüretle kağıda dökmesi oldu.
Taner, Balkanlar, Kafkaslar, Ortadoğu ve Orta Asya'yı "Yeni sorun ve tehditler doğrultusunda 21'inci yüzyılda doğuya doğru genişleyen dinamik alan" diye tanımlıyor ve küresel politikalar ile "Rol savaşları"nın burada yoğunlaşacağını vurguluyor.
Ezberleri bozma zamanı
Demek istediği şu: Bu bölge tanrının lütfu mu yoksa laneti mi takdirinize kalmışpetrol ve gaz yatakları yüzünden, huzur yüzü görmeyecek. İstihbarat servislerinin "Büyük oyun" adını verdikleri enerji kaynaklarına erişim mücadelesi nedeniyle...
Zira petrol ve gaz oburu ABD, AB ve Japonya'ya "Uyanan devler" Çin ile Hindistan eklenmek üzere. Düşünün; 1.3 milyar Çinli'den ve 1.4 milyar Hintli'den yalnızca yüzde 20'si "Orta sınıf" zenginliğine ulaştığında, günümüzdeki petrol ve gaz üretiminin tümü sadece ikisine bile yetmeyecek.
Buna bir de bugünün gaz zengini Rusya'nın, 2015'ten sonra kendi ihtiyacını karşılamakta bile zorlanacağını ekleyin...
Bu öyle bir satranç partisi ki, her hamlenin ardında soluk kesen hesaplar gizli. Bir örnek verelim: İran neden deliler gibi nükleer enerjiye sahip olmak istiyor? Çünkü petrol üretimi her yıl yüzde 6 azalıyor. Bu düşüşü frenlemek için ihracat bir yana halkına vermesi gereken doğal gazın da önemli bir bölümünü köhnemiş petrol kuyularına pompalıyor. Basıncı yükseltip üretimi sürdürebilmek için. Yoksa ya başlıca döviz kalemi olan petrol ihracatından vazgeçecek ya da elektrik üretiminden. Bu tablo petrol sanayiine 25 yıl hiç yatırım yapılmamasının sonucu. Uzmanlara göre, üretimi Şah dönemindeki düzeye çıkarmak için şimdi her yıl en az 3 milyar dolarlık yatırım gerekiyor. Peki ABD neden sürekli İran'ı vurmakla tehdit ediyor? Tahran'ı korkutup, savunma refleksiyle nükleer silah arayışlarına yöneltmek için. Böylece petrol sanayiini geliştirmesi ve kalkınmasını sürdürmesi için gerekli kaynakları silahlanmaya harcatıp, rejimi ekonomik ve sosyal olarak çökertmek için.
Taner, "Yaşadığımız süreç uluslararası sistemin, kuralları, başrol oyuncuları ve figüranlarıyla mevcut olandan çok farklı bir boyutta yeniden belirlenmeye, hatta doğmaya çalıştığı bir döneme kaynaklık ediyor" diyor.
Bu uyarıyı unutmayın. Albay Peters'in "Kanlı sınırlar" dediği haritasını da. Hatta ilk fırsatta SykesPicot anlaşmasını, Yalta Konferansı'nı bir kez daha okuyun...

Erdal Şafak
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100