14 Ekim 2006 Cumartesi 00:00
112 Okunma
Karanlıkta kalan bazı noktalar...
Bazı sorular var ki, aklımı alamıyorum. Sürekli kendime 'bunlarda mı oldu?' diyorum...
Koskoca Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bunlar gerçekten yaşandı mı? Yoksa bizimki sadece kuruntu mu? ~|~

Giriş sonrası eminim aklınıza şu soru geldi; nelerden bahsediyoruz?
Sevgili dostlar, 'Fransa bize bunu mu yaptı' diye hayıflanırken, 'başımıza gelen daha neler varmış' demek isterseniz, bahsettiklerimizi buyrun paylaşalım;

1 ? Devlet Denetleme Kurulu'nun Demirbank Raporu'nda el konma yerine 'milli bir banka' olarak yaşatılması daha doğru olurdu! ibaresi var mı? Bu satış sürecinden siyasi otorite ve IMF (Kemal Derviş) haberdar mıydı? Bu banka takas mekanizması ile yaşatılarak satılsaydı, ülke menfaati ve hisse sahibi yatırımcılar için daha doğru olmaz mıydı? El konup neden hissedarlar mağdur edildi? Bilanço ayıklanıp, temiz kısım satıldı, kalan kimin sırtına kaldı?
2 ? BDDK, normal şartlarda TBMM araştırma komisyonuna bile bazı bilgileri 'bankacılık sırrı' diye vermezken, Kemal Derviş'in emriyle IMF ve Dünya Bankası yetkilileri BDDK'nın 'uzaktan gözetim sistemine' bilgisayarlarını bağlayıp Türk bankaları hakkındaki bütün bilgileri kendi bilgisayarlarına indirdiler mi?
3 ? Eğer indirdilerse, IMF ve Dünya Bankası görevlileri hangi resmi sıfatla 'bankacılık sırlarına' sahip oldular? Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin egemenlik haklarına ne oldu?
4 ? Kemal Derviş zamanında BDDK'da olan bazı elemanlar şimdi IMF'de çalışıyorlar mı? IMF'den BDDK'ya gelip sonra IMF'ye dönen var mı?
5 ? Engin Akçakoca nerede çalışıyor? Bugün IMF'de resmi olarak görevli mi?
6 ? TMSF, 'Borçlularla yeni anlaşma yapma, var olan bütün borçları varlık yönetim şirketlerine devret' cümlesiyle IMF tarafından zorlandı mı? Hâlâ zorlanıyor mu?
7 ? IMF, hükümeti; belediye borçlarını yabancı varlık yönetim şirketine devretmesi için zorladı mı? Bu konu konuşuldu mu? Hâlâ konuşuluyır mu?
8 ? Banka sahipliği yabancılaşırken, bankaların denetimiyle ilgili IMF, hükümeti ve dolaylı olarak BDDK'yı sıkıştırıyor mu?
9 ? Yabancılar 'Banka alırız ama ancak biz denetlersek' şartını koşuyorlar mı? Yapılan pazarlıklarda Türk sahipler tarafından 'Merak etmeyin, o da olacak' gibi güvenceler veriliyor mu?
10 ? Yapılacak vergi düzenlemeleriyle orta vadede vergi daireleri kaldırılarak, bankaların vergi toplaması hedefleniyor mu? Sahipleri ve denetimi yabancılaşmış bankalar bir de vergi toplamaya başlarsa; orada bir ulusal devlet yapısından bahsedilebilir mi? Hedef proje bu mu?

Sonuç: Değerli dostlar, bunlar sadece bir dönemin çok küçük bir aralığında olanlar. İşin bir de AKP iktidarı ile başlayan ve dozu gitgide artan ikinci bir kısmı var ki; oraya girmek ise sayfalar ister.

Not: Bu yazıyı size aktarmadan hemen önce ASAM'ın düzenlediği 'Türkiye 2023' toplantısına konuşmacı olarak katıldım. Sonrasında Enis Öksüz ile sohbet imkânımız oldu. Kendisi yukarıdaki sorularıma ek olabilecek bir bilgi aktardı. Boğaz tüp geçişi için o dönem Ulaştırma Bakanlığı 870 milyon dolar 0,80 ile Japonya kaynaklı borçlanırken, aynı dönemde Kemal Derviş'in Bakanlar Kurulu'na 20 kat daha pahalı bir kredinin, Hazine tarafından kullanılması için nasıl bastırdığını hayretle dinledim. Öksüz, ayrıca aynı kredinin yine çok ucuz ikinci bir diliminin olduğunu fakat maalesef son dönemde, bir şekilde bu imkânın üstünün örtüldüğünü de aktardı...

Yiğit Bulut/ Radikal
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100