Bu haber kez okundu.

Kaşıkçı Elması
Cuma günü Topkapı Sarayı'nda Prof. İlber Ortaylı'yı ziyarete gittim.
Müzelerdeki soygun haberleri ve Hoca'nın tarihçiliği üzerine söyleşi yapacaktık ~|~



Prof. Ortaylı, 'müze müdürü' olduğundan bu yana akademik kişiliğiyle uyuşmayan 'bürokratik' bir dünyanın içinde sorunlarla boğuşuyor. Yine de keyfini bozmuyor. Kimi zaman bir rehber gibi Topkapı'ya gelen konuklara sarayı gezdiriyor, Osmanlı hanedanının yaşamından kesitler sunuyor. Geçenlerde Ermenistan Devlet Operası sanatçıları gelmiş, onlara avluda mini bir konser bile verdirmiş. Onca yoğunluk arasında gülmeyi elden bırakmıyor İlber Hoca.

Söyleşiye Karun Hazinesi'nin en değerli parçası 'Kanatlı Denizatı Broşu'nun Uşak Müzesi'nden çalınması olayından başladık.
Malum son dönemde müzelerdeki hırsızlık ve soygunlar, 'ziyaretçi' sayısını aşmış durumda!

Milliyet muhabiri Ömer Erbil, büyük bir gazetecilik başarısıyla Karun Hazinesi'nin çalındığı haberini ortaya çıkarmasa Uşak'taki sahtecilik başka mekânlarda da sürüp gidecekti. Anadolu, Osmanlı'nın son döneminden itibaren yabancıların gözünde 'çalıntı eserler cenneti' sayılıyor.
Bergama Sunağı'nı Berlin Müzesi'nde gezebilirsiniz!
Knidos antik kenti, parça bölük ABD'ye taşındı.

Karun Hazinesi'ni Metropolitan Müzesi'nden geri getirebilmek için yıllarca hukuk savaşımı verildi. Eserler getirildi ancak bir başka 'utanç verici' durumla karşılaştık. Türkiye kendi hazinesini korumayı başaramıyordu. Kültür Bakanı'nın de itiraf ettiği gibi müzelerin doğru dürüst envanteri yoktu.
Prof. İlber Ortaylı da bütçeden kültüre ayrılan düşük paylarla sorunların çözülemeyeceği inancında.
Medyanın müzelere ilgisinin de soygun haberlerinin ötesine geçmediği inancında Hoca.
Bunları konuşurken özel kalemi bir not getirdi Ortaylı'ya. Televizyonlar 'flaş' haber diye duyurmuşlar: 'Kaşıkçı Elması da sahteymiş!'
İnanamadık.

Gazete ya da üniversitede buluşmak yerine 'sakin olur' diye Topkapı Müzesi'ndeki makamında konuşmayı seçtiğimiz gün, televizyon ekiplerinin hücumuna uğradık. Kamerayı kapan Topkapı'ya akın ediyordu. İlber Hoca, telefonlara çıkıp, 'Elmas orada duruyor, sahte falan da değil' dediyse de kimseyi ikna edemedi.
Uzmanlar, güvenlik görevlileri derken panik dalgası bizi de vurdu.
'Çıkıp bakalım, çalınmış olmasın!' diye Kaşıkçı Elması'nın bulunduğu galeriye koşar adım gittik. Millet kuyrukta, Kaşıkçı Elması yerindeydi.
Derin bir soluk aldık.
Röportajı yarıda bırakmış ama Kaşıkçı'yı görebilmiştik!

Derya Sazak/ Milliyet

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100