Bu haber kez okundu.

KDV idi! KKV oldu
KKV diye isimlendirilen bir vergi yok. Adını ben koyuyorum. Niçin böyle bir isim buldum, anlatayım: Yaklaşık 20 yıl önce Katma Değer Vergisi diye bir yeni vergi getirdiler. ~|~
Kısaca KDV dediler.
Bakkala gittin!
Bir kilo pirinç aldın!
Fişini de aldın mı?
TV'lerde, radyolarda, gazetelerde; "Fişini de aldın mı çiftçi Recep Emmi... Fişini de istedin mi emekli Fatma Hanım Teyze... Fişini de unutmadın değil mi işçi Fikret Usta..." diyerek toplumun özellikle ücretle, maaşla, emekli aylığıyla geçinen kesimine "fiş toplama sevgisi" şırınga ettiler. Fiş toplama aşka dönüştü.
Aşk çıkar gözetmez.
Karşılık beklemez.
Avanta ummaz.
Fakat bu aşk avantacıydı; "Ne kadar fiş o kadar geri alış... Ne kadar geri alış... O kadar bağlanış..." çıkar esası üzerine oturtulmuştu.
***
Bütün aşklar!
Böyle başlar!
KDV aşkı da "böyle başlamıştı"; işçi?memur, emekli, çiftçi alışveriş yaptıktan sonra ne kadar fiş toplarsa ve topladığı fişlerin dökümünü de "fiş?fatura karışımı tomarıyla" birlikte maliyeye getirip teslim ederse izleyen ayın sonunda bir miktar "KDV iadesi" alıyordu.
Dönemin yöneticileri (Başbakan Turgut Özal, Maliye Bakanı Vural Arıkan), bütün ileri ülkelerde yıllarca önce uygulamasına başlanmış Katma Değer Vergisi'ni Türkiye'de de "kayıtsızlıktan?korsanlıktan?kaçaklıktan sıyrılıp kayıtlı ekonomiye geçmenin" bir aleti olsun diye getirip ülkeye uyarlamışlardı.
Herkes mutlu olmuştu.
Maliye vergi topluyor.
Vatandaş iadesini alıyor.
Sanayici, tüccar, esnaf, üretimden tüketime bütün halkalarda fiyatların üzerine binen KDV farkını ellerinde iki aya yakın tutabiliyor, Hazine'nin emanet parasını sermaye yapıyor ya da faize yatırıp gelir elde ediyordu.
KDV, düşük başladı.
Alıştıra alıştıra gidildi.
Sonra yükseltildi.
Bir yandan da "KDV karşılığı vergi iadesine konu olan malların kapsamı" da alıştıra alıştıra daraltıldı.
***
Alıştırma süreci bitti.
Kökleme süreci başladı.
KDV oranları yükseldi.
ÖTV oranları da fırladı.
En pahalı benzin!
En pahalı elektrik!
En pahalı doğalgaz!
En pahalı otomobil!
Türkiye'de oldu.
KDV diye başlayan vergi; 20 yıl içinde "Köküne Kadar Kökleme Vergisi" haline işte böyle geldi.
KDV idi!
KKV oldu!
Bu vergiyi bu iktidar icat etmedi, eskilerden miras aldı. Fakat o da; "Köküne Kadar Kökleme" levyesine yapıştı. Bu vergi vatandaştan alınıyor ama ne kadarı "devlete götürülüp" yatırılıyor?
Elimde bir mektup var.
Bir okurum göndermiş. Diyor ki; "Ben muhasebeciyim... 60 mükelleften düzenli olarak KDV ödeyen 5 kişi ya var ya yok... Onların ödedikleri de 100?150 bin YTL'yi ya bulur ya bulmaz..."
***
Son durum şöyle:
100 lira vergi toplanıyor.
73 lirası dolaylı.
Yani vergiyi sadece halk ödüyor. Eski ve yeni zenginler (listelere giren birkaç tanınmış ailenin verdiği çerez parası hariç) vergi kaçırmaya devam ediyor.
Geçen gün anlatıyorlardı. Burcu Ağım diye bir hanım varmış. Kocası Onur Ağım'la (Metrocity'nin ortaklarından) arası bozulmuş. Boşanma davası açacakmış ve "eşimin 3 milyar dolar serveti var, 1 milyar dolar nafaka isteyeceğim" diyormuş. "Onur Ağım Bey vergi listesinde var mı?" diye sormuşlar, "Kaç yıllık kocam, onu tanırım... Öyle listelere girmez" demiş.
Buyurun!
Buradan yakın!
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100