Bu haber kez okundu.

Kelepçe hadisesi büyüyor
İncirlik Üssü'nde geçen yıl ABD'li çavuş tarafından elleri kelepçelenen Binbaşı Ferih Dinçer, şok iddialarda bulundu. Dinçer, olayın kapanması için baskı yapıldığını açıkladı. ~|~

 

 


İncirlik'te geçen yıl ABD askerlerince kelepçelenerek yere yatırılan binbaşı ve eşi Sabah'a konuşmuş. Binbaşı Ferih Dinçer'in görüşü aynen şöyle: "Başımıza gelen olaydan çok, bunun cezasız kalması bizi üzdü"

ABD'li askerlerin eşiyle kelepçe taktığı eski subay Ferih Dinçer o anı anlattı: Bardan çıkan siviller de alkışlarla "Go ahead, go ahead! They are Turks" (Devam et, onlar Türk) diye bağırıyordu.

Sabah Gazetesi'nin önceki gün manşetten duyurduğu ve Türkiye'nin gündemine, "2. Çuval Vakası" olarak giren "Türk Binbaşı'ya İncirlik'te kelepçe" haberi büyük yankı buldu. Olayın mağdurları Binbaşı Ferih Dinçer ve hemşire eşi Meltem Dinçer çifti, "Aslına bakarsanız, bugün haberi görünce bir 'oh' çektik. 1 yıldır içimizi kemirip duruyordu. Örtbas etmeye çalışılması tüm duygularımızı rencide etti" diye konuştu.

Onlar Türk, dövün onları
Ferih Dinçer anlatıyor: "Yazdıklarınızın hepsi doğru. Ancak, tek birşeyi atlamışsınız. O da, bizi kelepçeleyip, yere yatıranlara ve tekmeleyenlere bardan dışarı çıkarak alkış tutan sivil ABD'lileri. Gerçekten dehşetti. Onlar köpekleri üzerimize saldığında, sırtımıza basarak hakaret yağdırdığında, bardan dışarı çıkan bir grup, Türkçe, "Devam et! Devam et! Onlar Türk" anlamına gelen, İngilizce, alkışlarla "Go ahead, go ahead! They are Turks" diye bağırıyorlardı. Ölene kadar unutamayacağım dehşet bir durumdu. Kendimizi çok aşağılanmış hissettik.

SORU: Olanları neden bugüne kadar sakladınız?
F. DİNÇER: Saklamak istemedik aslında. Meltem olayın ertesi günü sizin de haberde yazdığınız gibi savcılığa gitti. Ama o arada ben komutanlarla görüşüyordum. Bana, 'sakın bir delilik yapma. Eşin suç duyurusunda bulunursa olay basına yansır. Kendi içimizde halledelim. Biz konuyu taşıyabileceğimiz en üst düzeye taşıyacağız' dediler.
Olay kapatıldı

SORU:  Sonra ne oldu?
F. DİNÇER: Koca bir hiç. Olayın büyümesinden korktukları için, ABD'liler, bana ilk saldıran çavuşu 2 gün içerisinde apar topar kaçırdılar. Sonra benim de ceza görmüş gibi görülmem için savunma istediler. Ardından da öğrendim ki, beni 3 ay geçici görevle Ankara'ya gönderiyorlar. Duyunca çılgına döndüm. Düşünsenize, Türkiye sınırlarında geçici olarak görevli bir ABD askeri yaptığı pisliğin ardından evine, ailesinin yanına gönderiliyor, ödül verilmiş gibi. Ülkesinin topraklarında görev yapan ve kelepçelenen bir Türk Binbaşı ise 'olay kapatılsın' diye ailesinden kopartılıyor.

SORU: Ankara'da 3 ay sonra neler oldu?
F. DİNÇER: Geçici görev bitti. Sonra İncirlik'e geri döndüm. Ama 3 ay boyunca çok düşünmüştüm. Gururuma yediremediğimi anladım. Hazmediğimi düşündüm ve Hava Kuvvetleri'nin sahip çıkmayışını içime sindiremedim ve döner dönmez istifamı verdim. Çünkü, bu bir lekeydi. Ve çıkmıyordu. Hem benim üzerimde, hem de Hava Kuvvetleri'nin üzerinde.

SORU: Bugün için TSK'dan bir beklentiniz var mı?
F. DİNÇER: Ben Hava Kuvvetleri'nde dolu dolu 18 yıl geçirdim. Kalsaydım 2 yıl sonra emekliydim. Olay o kadar kanıma dokundu ki, 100 milyara yakın tazminatımı, emekli maaşımı ve emekli askerlere verilen ömür boyu üyelik kartımı bir kenara ittim. Ailemin geleceğini de riske attım. O nedenle bir maddi beklentim olamaz. Şöyle bir beklentim var. Bu olay, üst düzey tarafından biliniyor mu? Kim ya da kimler hangi boyutuyla biliyor?

SORU: Hava Kuvvetleri özür mahiyetinde sizi yeniden kuruma davet ederse gider misiniz?
F. DİNÇER: (Durup yutkunuyor ve ağlayarak şunları söylüyor) TSK'ya her zaman minettarım. Bana bir meslek kazandırdılar. Ve 18 yıl şerefle taşıdım o armaları. Her ne olursa olsun. Eğer ihtiyaç olursa, TSK için canımı vermeye hazırım....
Bütün bu yaygaralar, atalarımızın 'hem suçlu, hem güçlü' diye tanımladığı alçaklığı kanıtlamaya yetmeli...

ABD'li askerler azdı
9.5 yıl görev yaptıkları İncirlik'teki bu olayın kendisinde travma yarattığını belirten hemşire eş Meltem Dinçer ise şöyle dedi: İlk yıllarda ABD'li askerle bize "Destur'la" yaklaşırlardı. Ama son 3?4 yıl her şey bambaşka oldu. Sanki onlar bizim topraklarımızda misafir değil, biz onların topraklarında misafirmişiz gibi bir durum vardı. O gece yaşadıklarımı unutmak istiyorum aslında. Ama unutamıyorum. Ben eşim kadar sakin davranamadım. Canımı çok yakmışlardı. Yere yüzükoyun yatırıp, sırtımı, kafamı çiğniyor ve bu da yetmezmiş gibi kurt köpeğini üstümüze saldılar. Sanki teröristmiş gibi bir muameleye tabiydik. Ama hemen kendimi toparladım ve SSK'dan "Darp" raporu aldım. Ve bir dilekçe yazarak Cumhuriyet Savcılığı'nın yolunu tuttum. Ama eşim beni durdurdu. İçim içimi yiyordu. Uykularım kaçmış, sinirlerim bozulmuştu. Psikiyatriste gittim. Bana, 'İçinde kaldığı için depresyon geçiriyorsun" dedi ve reçeteye en ağır yatıştırıcılardan biri olan 'Prozac''ı yazdı. Çünkü, tüm kimliklerim ezilmiş, çiğnenmiş ve paramparça edilmişti. Türk kadını, Türk askeri, eşi ve Türk vatandaşı kimliğim...O kadar ağır bir bunalım geçirdim ki, bazı zamanlar çekip gitmeyi düşündüm bu ülkeden. En çok üzüldüğüm ise sahipsiz bırakılmaktı...

Komutana bile yapıldı
Bir başka gelişme daha... Binbaşı Ferih Dinçer ve eşinin kelepçelenerek, tartaklanması olayının 3?4 saat öncesinde İncirlik Üssü Komutanı Tuğgeneral Levent Türkmen'in sivil aracının da ABD'liler tarafından durdurulmak istendiği öne sürüldü. Kurt köpeğiyle Meltem Dinçer'i kelepçeleyen ve aynı devriyede görev yapan ABD'li kadın askerin,  Yüksek Askeri Şura'da tümgeneralliğe yükseltilen Levent Türkmen'in sivil otomobilini tanımasına karşın durdurmak istemesi üzerine tartışma çıktığı Tuğgeneralden sert bir azar işittiği öne sürüldü.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100