18 Mayıs 2006 Perşembe 00:00
172 Okunma
?Kemal Abi' aklandı mı?
Tercüman'dan Ergun Göze, Maliye Bakanı Unakıtan ile Devlet Bakanı Tüzmen vakalarını irdeliyor ~|~

İki gensoruya rağmen Meclis, daha doğrusu AKP grubu Sayın Erdoğan'ın 'Kemal Abi' si hakkındaki iddiaların yargıda incelenmesine gerek görmedi? Acaba bu oylama Kemal Abi'yi ve dolayısıyla hükümeti akladı mı? Pozitif hukuk bakımından öyle. Ama siyaset pozitif hukuktan ibaret değildir. Hatta hukuktan ibaret de değildir. Siyasi terbiye, görenek, adab diye bir şey vardır. Üstelik ikna edilmesi gereken sadece Sayın Başbakan'ın emrinde olduğu Mir Dengir Fırat Beyefendi tarafından Sadece bir Başbakan'ın bir laf söyler, partide o olur diye belagatle ifade edilen Parti Meclis Grubu değildir, millettir, kamuoyudur.

Geçmişte böyle olmazdı
Bu satırların yazarı, on cumhurbaşkanını da görmüş, sonunculardan üçünü de yakından takip etmiştir. Demokratik hayatı da 1945 ara seçimlerinden ve 1946 genel seçimlerinden itibaren ciddiyetle takip etmiştir. O günlerle bugünler arasındaki siyasi ahlak ? gerilim farkını düşününce hayretlere gark oluyorum. Evet, o zamanlar, bir Maliye Bakanı hakkında bu kadar ısrarlı gensorular gelsin de netice böyle olsun, imkansızdı. Oğluna bu kadar yardım eden Bakan istifa etse bile kendini kurtaramazdı. Bırakın oğluyla bakanlık arasında yakın ilişkiye izin vermek, bir limon alışverişinin bile bir bakanlığa mal olduğu günleri vardı Türkiye Cumhuriyeti'nin.

Hem de 1950 seçimleriyle işbaşına gelmiş çiçeği burnunda hükümetin, Yargıtay Başkanlığı'ndan gelmiş ve Cumhurbaşkanı adaylığı söz konusu olmuş, Adalet Bakanı Halil Özyörük, makam arabası pazara gidip limon aldı dedikodusu çıkınca istifa etmişti. Demokrasi o zamanlar bu kadar hassas bir ahlak" reflekse sahipti.

Limon ve zerzevat hikayesi
Milletten yüzde elliiki oy almış DP'nin herkes tarafından çok sevilen, hatta öldükten, daha doğrusu öldürüldükten sonra dahi aynı Türk politik hayatına itibarının damgasını vuran, naaşı bile seçim kazanan Adnan Menderes gibi bir liderin karşısında şahlanabilen ve ona siz hilafeti bile getirebilirsiniz dedirten celadette ve haysiyette bir parti grubu vardı. Meseleyi ne Kemal Abi, ne de hatta parti ve demokrasi meselesi olarak ele alıyorum. Toplumun siyasi refleksinin hangi noktaya gerilediğini ve bunun ülkeye ve demokrasimize ne getirip ne götüreceği açısından alıyorum. Böyle gevşemiş, yalama olmuş bir toplumun siyasi refleksi yolsuzluklarla nasıl mücadele edebilir, onu düşnüyorum.

Tüzmen vakası

Bakan Kürşad Tüzmen ile alakalı iddialar da ortaya atıldı. Hanımı ve arkadaşlarıyla gittiği bir Paris seyahatinin masrafını CNR Şirketi ödemiş. Sayın Bakan'ın cevabını bekledim. Sayın Bakan "Fuarlarla alakalı davetler böyledir. Fuarları yapanlar masrafları öder. Bütün bakanlar böyle seyahat ederler" demez mi? Yani vakıa doğru, fakat yorum farklı ve çok geniş. Bütün diğer bakanları da kucaklıyor. İyi mi? Demek siyasi ve ahlaki standart böylesine genişlemiş. Sayın Bakan bunu mertçe, fütürsuzca ifade ediyor.

Demek ki, telakkiler, 1950' den 2006' ya bu kadar değişmiş. Limon ve zerzevat
hikayesini çoktan geçmiş. Bu iş artık kurumsallaşmış. Bastır seyahat masrafını, istediğin Bakanı seyahate götür. Okurken dilim tutuldu. Şimdi de Bilgisayar zıngırdıyor. Sanki al Bakan'ını da beraber git gibi bir şeyler söylüyor.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100