logo
25 NİSAN 2024

Kıbrıs davası nereye?

27.07.2005 00:00:00


1974 Harekâtı'nın 31'inci yıldönümünde hangi noktadayız?  1. Türkiye'de üç yıla yakın bir zamandır; 'bir adım önde' yaklaşımı ile Kıbrıs'ı Türkiye'nin AB yolundaki en büyük engel olma özelliğinden 'kurtarmak' isteyen bir düşünce iktidarda. Akıllarındaki 'çözüm' KKTC'nin varlığının devamı değil, moleküllerine ayrıştırılarak kimliksiz ve kişiliksiz bir şekilde Rum'a yamanması.2. Hemen hemen eş zamanlı olarak KKTC'de de aynı düşünce paralelinde bir 'karışım' iktidar 'yapıldı'. Bu kimyasal bileşimin etken maddesi de AB-ABD-AKEPE amalgamı?İlle marka istiyorsanız, kısaca SOROS demenizde bence en ufak bir sakınca yok..3. Ve ilk iki maddede sıralananların doğal sonucu olarak da artık Denktaş yok? Bunu açıkca söyledi, 'Akepe yüzünden Cumhurbaşkanlığını bırakıyorum' dedi. Peki gelinen nokta hangisi?CTP, referandum sürecinde "Bir -evet-le dünyaya bağlanın'' diyordu.Bir yılı geçti, KKTC hala dünyaya bağlanmak için TC santralinden hat almak zorunda.. Fakat 'evet'çi Soyer hiç oralı değil, büyük bir pişkinlikle 'oturuyor.'Oturmuyor aslında, Rum partilerle görüşüyor, 'eski efendi' İngilizlere 'kamu reform paketi' hazırlatıyor. Ben Kıbrıs'taki referandum ve seçimler süreci öncesinde Akepe'nin Kıbrıs'ı AB'ye teslim eden politikasından ancak, 'hayır'cı cephenin kazanmasıyla kurtulabileceğimizi savunuyordum.Fakat artık Kıbrıs'ta hayır denilebilmesinin tek yolunun, Türkiye'de Akepe iktidarından kurtulmaktan geçeceğine inanıyorum.Öncelikler bir kere daha Ankara'ya yöneldi. 20 Temmuz'a gelirken Rum Meclisi her yıl yaptığı gibi toplanarak Yunanistan ve Türkiye'yı kınıyor. Rum fikir yapısı ve düşünce örgüsünü iyi anlayabilmek için bu toplantıda konuşulanların iyi irdelenmesi gerek.Kınama gerekçeleri, iki ülkenin yaptığı müdahaleler. Rum yönetimi meclisi, 15 Temmuz 1974'te, Yunan askeri cuntasının Enosis'i daha erken zamanda "gerçekleştirmek'' amacıyla Başpiskopos Makarios'a karşı düzenlediği askeri darbeyi, buna bağlı olarak da darbeden beş gün sonra, Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan haklarını kullanarak, 20 Temmuz 1974'de adaya yaptığı Barış Harekatı'nı da "kınıyor''. Rum meclisinin yaptığı olağanüstü toplantıya, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, bakanlar kurulu üyeleri, Rum Milli Muhafız Ordusu komutanı ve diğer yetkililer katılıyor. Yâni kıymetli okuyucu; ENOSİS nihai hedefinde şüphe yok da eleştirilen, Yunanistan'ın erken ve zamansız, şartlar olgunlaşmadan müdahale ederek Türkiye'ye fırsat yaratması.Rum Meclisindeki toplantıya RMMM Komutanı da katılıyor, fakat KKTC'deki 'en büyük asker bizim asker' devletin satışa çıkarıldığı bütün referandum sürecinde kışlasında 'oturuyor'.

Rumlar ne planlıyor?Rum Meclis Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas, mecliste yaptığı konuşmada, "Kıbrıs sorununu çözme ve adayı birleştirme çabalarının azalmayacağını'' ifade ederek, "bölünmenin hiçbir zaman bir anlaşma seçeneği olmayacağını'' kaydediyor.Yani Hristofiyas çözümden kastettiğinin 'birleşme' olduğunu açıklıyor, bölünme yani bağımsız KKTC seçeneğinin hiçbir zaman olmayacağını savunuyor. AKEL'in Meclis Sözcüsü Nikos Katsouridis de, "ABD, İngiltere ve Türkiye'nin değil, Kıbrıslıların çıkarlarına hizmet edecek gerçekçi müzakereler yapılması halinde Kıbrıs'ta birleşmeyi sağlayacak bir çözüme ulaşılabileceğini, ancak bu şekilde Kıbrıs'ın özgürlüğü için savaşan ve kendilerini feda eden binlerce kişinin gerçek anlamda anılabileceğini'' savunuyor.Katsourudis ABD, İngiltere, Türkiye'yi sayarken, nedense Yunanistan'ı unutmuş görünüyor. Anamuhalefet Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) Başkanı Nikos Anastasiadis de "geçen zamandan yararlanılmaması, BM'nin bir girişim başlatıp görüş ayrılıklarını belirleme konusunda isteksiz olması, Türkiye'nin Avrupa Birliği beklentilerinin kötüleşmesi ve AB'nin önceliklerinin değişmesi durumunda Kıbrıs sorununa kapsamlı ve yaşayabilir bir çözüm bulma beklentilerinin daha da uzaklaşacağını'' belirtiyor.Anastasiadis de böylelikle dilinin altındaki baklayı çıkarıyor, "Türkiye'nin AB beklentilerinin kötüleşmesi'' ve "AB önceliklerinin değişmesinin'' çözüm beklentilerinden uzaklaştıracağını savunuyor. Yani Türkiye'yi AB hedefine bağlı-demirli-kilitli tut ki Kıbrıs'ı çöz. AB de "Türkiye'yi almıyorum'' düşüncesini asla dillendirmesin. Aynı düşünce örgüsüne, Yunanistan ve Fener Patrikhanesinde de rastlamıyor muyuz?Dimitris Hristofyas'ı bir yerlerden tanıyoruz..Kendileri AKEL Genel Sekreteri olup Soyer ve ekibi tarafından geçen hafta ziyaret edildiler. Bu görüşmede CTP-BG ve AKEL, Annan Planı'nda yer alan ve farklı düşündükleri konuları ele alarak ortak bir zeminde buluşma kararı aldı. Çalışmaların amacı Kıbrıs Türkü'nün "evetini geriye götürmemek" ve "Rum halkını evete yönlendirmek". Soyer ve Hristofyas "bu'' ortak noktaya vurgu yaptı.Güney Kıbrıs'ın en büyük partisi AKEL ve Kuzey Kıbrıs'ın en büyük partisi Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler (CTP-BG), "Kıbrıs'ta siyasi eşitlik temeline dayalı bir federasyon çatısı altında ilk fırsatta çözüm" görüşünde birleşti.  Hristofiyas'ın anladığı çözümün "adayı birleştirme'' olduğunu yukarıda görmüştük. Kıbrıs Türkü'nün "evet''ini ceplerine koyuyor ve Rum'u ikna edecek yeni bir takım tâvizlerle onu da evet'e yönlendirmeye çalışıyorlar. Hristofiyas'ın kuzeydeki partneri kim? Soyer, KKTC'nin, 20 Temmuz'un 31'inci yılındaki başbakanı.. Soyer Türk askerinin adaya çıkışının yıldönümünde ne diyecek, gerçekten çok merak ediyorum.Peki Annan Planı hakkında Papadopulos ne diyor?Papadopulos, Annan Planı'na karşı tavrını geçen hafta daha da ileri götürdü ve Ulusal Konsey'i oluşturan parti liderlerine yaptığı konuşmada, Annan Planı'nı bundan böyle müzakere zemini olarak kabul etmeyeceklerini, ancak referans olarak alabileceklerini söyledi ve BM'ye sundukları 25 maddelik öneri ve taslak planı açıkladı.İşte o plan"1-Annan planı müzakerelere zemin değil referans noktasıdır,2-Kıbrıs sorununun çözümü Kıbrıs'ın AB içinde işlerliğini güvence altına almalıdır,3-Federal devletin ve iki eyaletin yasaları hiyerarşi içinde olmalı,4-Diğer eyalette kalacak olan vatandaşların hakları güvence altına alınmalı,5-Toprak iadesi, göçmenlerin geri dönmesi ve askerlerin çekilmesine ilişkin süreler kısaltılmalı,6-Siyasi eşitlik, iki kesimlilik olarak değil siyasi kararlar düzeyinde ifade edilmeli,7-Devletin ekonomik kullanım bölgesi ve hava sahası belirlenmeli,8-Yerleşikler ve bunların yeni bir referandumun dışında bırakılmaları konusunda yeni düzenlemeler yapılmalı,9-Toprak konusu kapsamlı olarak yeniden açılmaksızın Karpaz bölgesi Rum idaresine dahil edilmeli,10-Senato üyelerinin seçimi Annan planının 3. versiyonunda öngörüldüğü şekilde yapılmalı,11-Müdahale hakları iptal edilmeli,12-Askerler tamamen çekilmeli,13-Anlaşmazlıkların çözümü için sonuç getirici bir mekanizma kurulmalı,14-İngiliz üsleri konusunda da kuruluş anlaşmasında garanti anlaşmaları yer almamalı,15-Üniter ekonomi,16-Tek Merkez Bankası,17-Üniter para politikası,18-AB kararları sonuç getirici şekilde uygulanmalı,19-Rekabet şartları yaratılmaması için iki eyalet arasında vergi düzenlemesi yapılmalı,20-Mülkiyet konuları ve tazminatlar,21-Toprak iadesi güvence altına alınmalı,22-Çözümün hayata geçirilmesinin ilk aşamasında boşluk olmaması için geçiş kuralları net olmalı,23-Çözümün hayata geçirilmesi güvence altına alınmalı,24-Müzakerelerde dar takvimler ve hakemlik olmamalı,25-Taleplerin önem sırasına göre sıralanması müzakereler sırasında yapılacak."  Ve devam ediyor Papadopulos; "Eğri büğrü ve sakat bir çözüme yeniden kuvvetli bir 'hayır' demeye hazırım''.İnan bana kıymetli okuyucu; Akepe'nin "bir adım önde'' ve "kazan kazan'' politikasının peşine takılmış gidiyorken ve KKTC'de de böyle bir başbakan varken biz bu 25 şartı bile mumla arayacak hâle geliriz.Soyer aslında Türk'ü Rum'a teslim etmeye değil, daha da geriye; 1950'li İngiliz yıllarına götürmeye hazırlanıyor.Soyer Merkezi İngiltere'de bulunan Yöneticilik ve Politika Çalışmaları Merkezine, Kıbrıs'ta görev yapan İngiliz Yüksek Komiserliği'nin katkısı ile "Kuzey Kıbrıs'ta Kamu Yönetimi Reformu" konulu bir rapor hazırlatıyor. Rapora göre İngilizler, devlet ve hükümet işlerinin el yordamı ile yönetilmesinden yola çıkarak, çağdaş yöntemler öneriyor. Kamudaki torpil sistemini ortadan kaldırmak için etkin önlemlere dikkat çekilen raporda, üçlü kararname sisteminin kapsamının daraltılması ve kamu içinde yetenekli kişilerin yükselmesi için çeşitli öneriler yapılıyor. Raporda birçok konuda İngiliz uzmanların "tavsiyeleri" yer alıyor. Hükümete yakın kaynaklardan elde edilen bilgilere göre bu konuda "radikal" bir karar almaya hazırlanılıyor. Tavsiyelerin tümünün hayata geçmesine kesin gözle bakılıyor. Raporun giriş kısmında, etkili ve sorumlu bir kamu yönetiminin Kuzey Kıbrıs hükümetinin karmaşık siyasi ve ekonomik reformları gerçekleştirebilmesi için şart olduğuna vurgu yapıldı. Uzmanlar yaptıkları araştırmada, devam eden idari düzenlemelerin kişisel ve kurumsal başarıları göz ardı ettiğini ve profesyonel davranışın cesaretlendirilmediği sonucuna vardı. Siyasi durumdan kaynaklanan ve kaçınılmaz olarak oluşturulan koalisyon hükümetlerinin kıdemli kamu görevlileri düzeyinde yapılan siyasi atamaların büyük hoşnutsuzluk yarattığını da saptadı. Raporun giriş kısmında yer alan bir başka önemli noktada ise idari reformların etkisinin gerçek anlamda görülebilmesi için uzun süreli taahhüt ve güçlü liderlik gerektiği üzerinde duruldu, "Reformlar yasal, kurumsal, yöntemsel ve kültürel gelişmeyle desteklenmelidir" denildi. İngiltere'den gelen uzmanlar tarafından yapılan çalışmalarda, Kuzey Kıbrıs'taki kamu yönetimi ele alındı, hangi noktalarda reform yapılacağı saptandı. Hazel Sutton tarafından hazırlanan rapora, Adrian Rossiter, John Peake ve Ray Durrant katkı koydu.Raporu hazırlayan uzmanlar, ilk cümlede "amaçlarının KKTC'yi tanımak olmadığını" belirtme gereği duydu. İlk cümlede, "Hizmet, kurum, bakanlık ve yetkililer gibi ifadeler idari yapının net olarak anlaşılması için kullanılmıştır" denildi. Merkez, Mart 2004'te, İngiliz Yüksek Komiserliği'nin mevcut yapıyı, insan kaynaklarını, kamu uygulamalarını analiz etmesi ve Kıbrıs Türk yönetiminin kamu reformunu gerçekleştirmesine yardım amaçlı 12 aylık destek programını hazırlamak üzere Kıbrıs'a davet edildi.İngiliz Yüksek Komiserliği'nin desteklediği projenin başarıya ulaşması için risklerin en aza indirilmesi öneriliyor. Bu noktada reformun ilk etapta uygulanacağı maliye, ekonomi ve turizm ile içişleri bakanları ile başbakanın aktif görev üstlenmesi tavsiye ediliyor. Reform sürecinin başarıya ulaşması için başbakanın ya da atayacağı bir bakanın "kamu yönetimi reformu lideri" olması bekleniyor. Komünist Sendikacı Soyer'in; kamu reformunu neden İngiliz Yüksek Komiserliğinin desteğine ihtiyaç duyarak İngiltere'den gelen uzmanlara hazırlattığını anlamakta güçlük çekiyorum."İngiliz uzmanlar'' raporun başında ne diyor; "Amacımız KKTC'yi tanımak zinhar değildir..'' Fakat doğru; Yunanistan'a hazırlatsa fazla kör kör gözüm parmağına olacak; Türkiye'yi zaten istemiyor, en uygun çözüm tabii İngiliz? Olay son derece açık kıymetli okuyucu..20 Temmuz için 31 yıl sonra ne yazık ki ancak böyle bir yazı yazabiliyoruz.Rum ağzını açmış bekliyor, İngiliz büyük bir keyifle işin içinde, Ankara'da ilk defa karşı tarafla işbirliği yapan bir irade var..KKTC'dekinden başka ne bekliyordunuz ki?Ve sözün sonunu, Türkiye'den ayrılmaya hazırlanan, Büyükelçiliği süresince motosikleti ile memleketin her tarafını en ufak bir engelleme ile karşılaşmadan gezmiş, gezilerinin sonucunu objektifi ile "ölümsüzleştirmiş'', sergi açmış ve bu süre içinde "memleketteki rum kızların'' gönlünü çalmış ama yine de dönüp bir Yunanlı ile evlenmiş Yunanistan'ın Ankara Büyükelçisi Mihalis Christides'in Ek Protokol ile ilgili sözleri ile bitirelim..Hani bizimkiler biz imzalarız ama bu Rum kesimini tanımak değildir, hem ayrıca deklarasyon yayınlayacağız diyorlar ya..Christides "Gümrük Birliği ek protokolünün imzalanmasının, gerek AB, gerekse Türkiye için bazı hukuki, siyasi ve ekonomik sonuçlar doğuracağını'' kaydetti. A.A.'nın sorularını yanıtlayan Christides, Türk hükümetinin ek protokolü imzalama taahhüdünde bulunduğunu hatırlattı. Ek protokolün imzalanmasıyla Türk deniz ve hava limanlarının Kıbrıs Rum Kesimi'ne açılmasının gerekip gerekmediğine ilişkin yapılan tartışmaların anımsatılması üzerine Christides, imzanın bu sürecin sadece bir ön aşaması niteliğinde olduğunu söyledi. Christides, protokolün imzalanmasının ardından başlayacak süreçte neler olup biteceğini görmek için beklemek gerektiğini de ifade etti. Christides, Türkiye'nin, protokolü imzalamanın Rum Kesimi'ni tanımak anlamına gelmeyeceğine ilişkin bir açıklama yapmaya hazırlandığının hatırlatılması üzerine, "Böyle bir açıklama, Türkiye'nin tek taraflı bir açıklaması olacak, AB için herhangi bir sonuç doğurmayacak" diye konuştu.  Ya işte böyle kıymetli okuyucu?Christides açıkça "Türk tarafı kendi için, kendi kamuoyu için bir açıklama yapmış olur, bu açıklama AB'yi bağlamaz'' diyor.Papadopulos, Hristofiyas, Soyer ve Erdoğan-Gül beraberce Kıbrıs Türkü'nün kazanımlarını 1930'lu İngiliz Sömürge Yönetimi devrine götürüyorlar. Ufak bir farkla, İngiliz'in yerine Rum'u ikame ediyorlar..Annan Planı bile hiç olmazsa 1960 öncesine, TMT mücadelesinin yeni başladığı yıllara götürüyordu..Bu yazı 34 defa okunmuştur
İmam nikahlı eş anneden şikayetçi oldu
7 aylık bebeğini yola bıraktı!
AKP'li belediyeden o görüntü hakkında açıklama
'Takdir halkımızındır'
Ankara'da konuşulan Akşener senaryosu
Hedefi 2028 mi?
Piyasalar merakla bekliyordu
TCMB faiz kararını açıkladı
İddia üzerine DMM'den açıklama geldi
Ehliyetlerine el konulmayacak!
Projeyi öğrenciler geliştirdi
8 şiddetindeki depreme dayanıklı
Özel'den 'Çorlu' kararı hakkında açıklama
'Siyasi sorumluluk unutulmamalı'
AK Partili meclis üyesinin dikkat çeken şovu
Başkanın önünde kendini yere attı
Irak'tan atılan adım hakkında MSB'den açıklama
PKK 'yasaklı örgüt' ilan edildi
Çorlu tren kazasının cezaları belli oldu
6 sene sonra karar açıklandı
İYİ Parti'de istifalar devam ediyor
Kongre öncesi üst düzey istifa
Şehirde göz gözü görmüyor
Çöl tozu İzmir'i teslim aldı
57. Alay Vefa Yürüyüşü düzenlendi
Her şey 109 yıl önceki gibi
31 Mart sonrası anketi
CHP yine birinci parti mi?
14 yaşındaki katil zanlısı tutuklandı
4 yaşındaki Sultan vahşice öldürüldü
İmam nikahlı eş anneden şikayetçi oldu
7 aylık bebeğini yola bıraktı!
AKP'li belediyeden o görüntü hakkında açıklama
'Takdir halkımızındır'
Ankara'da konuşulan Akşener senaryosu
Hedefi 2028 mi?
Piyasalar merakla bekliyordu
TCMB faiz kararını açıkladı
İddia üzerine DMM'den açıklama geldi
Ehliyetlerine el konulmayacak!
Projeyi öğrenciler geliştirdi
8 şiddetindeki depreme dayanıklı
Özel'den 'Çorlu' kararı hakkında açıklama
'Siyasi sorumluluk unutulmamalı'
AK Partili meclis üyesinin dikkat çeken şovu
Başkanın önünde kendini yere attı
Irak'tan atılan adım hakkında MSB'den açıklama
PKK 'yasaklı örgüt' ilan edildi
Çorlu tren kazasının cezaları belli oldu
6 sene sonra karar açıklandı
İYİ Parti'de istifalar devam ediyor
Kongre öncesi üst düzey istifa
Şehirde göz gözü görmüyor
Çöl tozu İzmir'i teslim aldı
57. Alay Vefa Yürüyüşü düzenlendi
Her şey 109 yıl önceki gibi
31 Mart sonrası anketi
CHP yine birinci parti mi?
14 yaşındaki katil zanlısı tutuklandı
4 yaşındaki Sultan vahşice öldürüldü

'Uyku apnesi tanısı konan kişilerin ehliyetine el konacak' iddiası yalanlandı

İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), Kara Yolları Trafik Yönetmeliği'nde değişiklik yapıldığı iddialarını yalanlayarak, uyku apnesi tanısı konan kişilerin ehliyet alamayacağı ve ehliyetini yenileyemeyeceği iddiasının manipülasyon içerdiğini bildirdi.
25.04.2024 13:48:00
İhlas Haber Ajansı
'Uyku apnesi tanısı konan kişilerin ehliyetine el konacak' iddiası yalanlandı
'Uyku apnesi tanısı konan kişilerin ehliyetine el konacak' iddiası yalanlandı
Dezenformasyonla Mücadele Merkezi tarafından yapılan açıklamada, sürücü adayları ve sürücülerde aranacak sağlık şartları ile muayenelerine dair usul ve esasların Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmelik kapsamında belirlendiğ hatırlatılarak, 'Yürürlükte olan yönetmeliğin 7. maddesi kapsamında ağır derecede veya orta derecede uyku apnesi olanlar ile birlikte gündüz uyuklama hali tespit edilen kişilerin tedavi görmeden sürücü belgesi alamayacakları, ancak uyku apnesinin kontrol altına alındığı veya tedavi edildiği doktor heyeti tarafından tespit edilen kişilere sürücü belgesi verilebileceği açıkça belirtilmiştir. Yönetmelikte güncel bir değişiklik söz konusu değildir' denildi.


Açıklamada, kamuoyunu manipüle etmeye yönelik paylaşımlara itibar edilmemesi gerektiği uyarısında bulunuldu.

Irak yönetimi PKK'yı 'yasaklı örgüt' ilan etti, Türkiye 'terör örgütü' ilan edilmesini istiyor

Milli Savunma Bakanlığı(MSB), PKK terör örgütünün Irak tarafından 'yasaklı örgüt' ilan edilmesi yönünde alınan kararı memnuniyetle karşıladıklarını, bu yöndeki tasavvurun terör örgütü ilanına doğru evrilmesini beklediklerini açıkladı.
25.04.2024 12:23:00
İhlas Haber Ajansı
Irak yönetimi PKK'yı 'yasaklı örgüt' ilan etti, Türkiye 'terör örgütü' ilan edilmesini istiyor
Irak yönetimi PKK'yı 'yasaklı örgüt' ilan etti, Türkiye 'terör örgütü' ilan edilmesini istiyor
Milli Savunma Bakanlığı tarafından basın bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Bakanlıkta gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Milli Savunma Bakanlığı Basın Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Millî Savunma Bakanlığı olarak düzenlenen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile Gazi Meclisin açılışının 104'üncü yıl dönümü kapsamında gerçekleşen etkinlikler hakkında bilgi verdi.


Aktürk, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in şehit ve gazilerin kıymetli çocukları ile 'Vatan Marşı'nı seslendiren TRT Çocuk Korosuyla Bakanlıkta bir araya geldiğini, komuta kademesi ile birlikte Ankara Ulus'taki Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisinde düzenlenen törene ve Meclis'teki özel oturum ile resepsiyona katıldığını hatırlattı. Aktürk, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ve TBMM açılışının 104'üncü yıl dönümü kapsamında 23 Deniz Kuvvetler tarafından 23 gemi ile 23 liman ziyareti gerçekleştirildiğini, Çanakkale'de SOLOTÜRK, Antalya'da Türk Yıldızları Akrobasi Timi gösterisinin yanı sıra Düzce'de 3 uçak ile muharip uçak geçişi yapıldığını belirtti. Aktürk, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile Gazi Meclisin açılışının 104'üncü yıl dönümünü bir kez daha kutladı. Aktürk, Çanakkale Kara Muharebeleri'nin 109'uncu yıl dönümünde Ebedî Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Çanakkale'yi geçilmez kılan kahramanlar ile tüm şehit ve gazileri rahmet, minnet ve saygıyla anarken Çanakkale Kara Muharebeleri'nin yıl dönümü ve 57'nci Alay Vefa Yürüyüşü Etkinliği kapsamında, 24-25 Nisan'da SOLOTÜRK tarafından Çanakkale'de (Şehitler Abidesi) gösteri uçuşları icra edildiğini vurguladı.

Terörle mücadele harekâtı

Türk Silahlı Kuvvetlerinin, terörle mücadelesini; sahanın gerekliliğine uygun, alışılmadık ve öngörülemez düzeyde, artan bir etki ve yoğun bir baskıyla sürdürdüğünün altını çizen Aktürk, 'Bu kapsamda Irak ve Suriye'nin kuzeyi dâhil; Son bir haftada 54, 1 Ocak 2024'ten bugüne kadar ise 360'ı Irak'ın, 442'si Suriye'nin kuzeyinde olmak üzere 802 terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Kararlı operasyonlarımız sonucu Irak'ın kuzeyindeki barınma alanlarından kaçan 2 PKK'lı terörist daha 21 Nisan'da Habur'daki Hudut Karakolumuza teslim olmuştur' ifadelerini kullandı.

Hudut güvenliği

Aktürk, birliklerin imkân ve kabiliyetlerinin sürekli olarak geliştirildiği, dünya standartlarında ve teknoloji yoğunluklu sistemlerle korunan hudutlarda son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 6'sı terör örgütü mensubu olmak üzere 284 şahıs yakalanmış, 2 bin 291 şahıs ise hududu geçemeden engellendiğini böylelikle, 01 Ocak'tan bugüne kadar hudutlardan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 2 bin 769'a, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 48 bin 596'ya yükseldiğini açıkladı.
Aktürk, Milli Savunma Bakanı Güler'in 22 Nisan'da Sayın Cumhurbaşkanımızın Irak ziyaretine refakat ettiğini, 24 Nisan'da Vietnam Savunma Sanayi Başkanı'nı kabul ettiğini, aynı gün Avustralya Savunma Bakanı ile Gelibolu/Çanakkale'de savunma ve güvenlik konularının ele alındığı bir görüşme yaptığını belirtti.

Aktürk, Milli Savunma Bakanı Güler'in dün ve bugün de resmî ziyaret kapsamında bulunduğu Romanya'da mevkidaşıyla ikili ve askerî ilişkiler başta olmak üzere NATO ve bölgesel güvenlik konularında görüşmeler gerçekleştireceğini ifade etti.

Aktürk, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak'ın 18-19 Nisan'da Pakistan'a resmî ziyaret gerçekleştirdiğini ikili ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştirerek Savunma Bakanı tarafından kabul edildiğini ve iki ülke ilişkileri ile silahlı kuvvetler arasındaki iş birliğine sağladığı katkılardan dolayı Pakistan Cumhurbaşkanı tarafından kendisine 'Pakistan İmtiyaz Nişanı' tevdi edildiğini vurguladı.

Bölgesel ve küresel barış ve istikrara katkılar, ikili ilişkiler

Türk Silahlı Kuvvetler; ikili ilişkiler ve uluslararası misyonlar çerçevesinde birçok coğrafyada başarıyla görev yapmakta; bölgesel ve küresel barış ve istikrara önemli katkılar sunduğunu ifade eden Aktürk, 'Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gerçekleştirilen Irak ziyaretinde; 'Askerî Eğitim İş Birliği Mutabakat Muhtırası' ve 'Askerî Sağlık Alanında Eğitim ve İş Birliği Protokolü' imzalanmıştır. Anlaşmaların imzalanmasıyla askerî eğitim iş birliği faaliyet alanlarının genişleyeceğini ve askerî ilişkilerimizin daha ileri seviyeye taşınacağını değerlendiriyoruz. Ayrıca, ziyaret esnasında akdedilen 'Stratejik Çerçeve Hakkında Mutabakat Zaptı' ile ülkelerimizin, kalıcı hâle gelecek iş birliği vesilesiyle terörle mücadele konusunda daha sağlam zeminde ilerlemesini amaçlıyoruz. PKK terör örgütünün Irak tarafından 'yasaklı örgüt' ilan edilmesi yönünde alınan kararı memnuniyetle karşılıyor, bu yöndeki tasavvurun 'terör örgütü' ilanına doğru evrilmesini bekliyoruz' ifadelerini kullandı.

Türkiye ile Yunanistan heyetleri arasında Güven Artırıcı Önlemler Toplantısı

22 Nisan'da Atina'da gerçekleştirildiğini ifade eden Aktürk, 'Olumlu bir havada geçen toplantıda; 2024 yılı boyunca daha önce mutabık kalınan Güven Artırıcı Önlemler ile 2025 yılı uygulama planında yer alacak faaliyetler ele alınmış, bir sonraki toplantının Türkiye'de icra edilmesi konusunda karara varılmıştır' dedi.

İsrail'in Gazze'ye yönelik başlattığı saldırılar karşısında Türkiye'nin önceliğinin saldırıların durdurulması ve bölgesel barış adına kalıcı ateşkesin bir an önce tesis edilmesi olduğunun vurgulayan Aktürk, 'Masum Filistinlilerin özellikle çocukların öldürülmesinin ve yerlerinden edilmesinin hiçbir bahanesi olamaz. Hem bölge ülkeleri hem de uluslararası toplum yaşanan bu vahşet karşısında seslerini yükseltmeli, bu haksızlık ve hukuksuzluğun tüm dünyaya da yansıyabileceğini unutmamalıdır' şeklinde konuştu.

Aktürk, sözde Ermeni soykırımı olarak çarpıtılan olaylarda Ermeniler tarafından katledilen savunmasız ve masum Türkleri bir kez daha rahmetle andıklarının altını çizdi.

Eğitim-tatbikat faaliyetleri / uluslararası görevler

Türk Silahlı Kuvvetlerinin, hâlihazırda yürüttüğü tüm operasyonları ve görevleri ile eş zamanlı olarak eğitim ve tatbikat faaliyetlerini de aralıksız sürdürdüğünü aktaran Aktürk, 'Bu kapsamda; Fransa'da Mayın Harekâtına yönelik düzenlenen OLIVES NOIRES-2024 ile Romanya ev sahipliğinde Batı Karadeniz'de Temel Deniz Harekâtına yönelik icra edilen SEA SHIELD-2024 tatbikatlarına katılım sağlanmıştır. Birleşik Arap Emirlikleri'nde DESERT FLAG-9/2024, Estonya'da LOCKED SHİELDS (Kilitli Kalkan) -24, Cezayir'de Tehlike Altındaki Yolcu Gemisine Yardım-2024, Aksaz/Muğla'da KURTARAN-2024 tatbikatları ile, Millî Anadolu Kartalı Eğitimi icra edilmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin planlı en büyük tatbikatlarından olan EFES-2024'ün Bilgisayar Destekli Komuta Yeri Safhası bugün (25 Nisan) başlamış olup 08 Mayıs'a kadar devam edecektir. Söz konusu tatbikatın Fiilî Atışlı Safhası ise 09-30 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecektir. Şu ana kadar 49 ülkeden bin 567 personelin katılacağı bildirilen tatbikat son yılların en geniş katılımlı EFES tatbikatı olacaktır. 26 Nisan-10 Mayıs tarihleri arasında NATO'nun Artırılmış Teyakkuz Faaliyetleri kapsamında Arnavutluk'ta NEPTUNE STRIKE 24.1 faaliyeti ile 29 Nisan-10 Mayıs tarihleri arasında ise Mayın Harekâtına yönelik eğitimler kapsamında İspanya'da SPANISH MINEX-2024 tatbikatları icra edilecektir. NEPTUNE STRIKE faaliyetinin 26-30 Nisan arasındaki bölümüne TCG Anadolu'nun liderliğinde Anadolu Görev Grubu ile ilk defa katılım sağlanacaktır. İspanya Deniz Kuvvetlerine ait BLAS DE LEZO gemisi İzmir'e, JUAN CARLOS gemisi İstanbul'a, Bangladeş Deniz Kuvvetlerine ait SANGRAM gemisi Mersin'e, Almanya Deniz Kuvvetlerine ait GROMITZ gemisi de Aksaz'a liman ziyareti gerçekleştirmiştir' şeklinde konuştu.

Aktürk, Türkiye-Japonya arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 100'üncü, ERTUĞRUL fırkateyninin Japonya seyrinin 134'üncü yıl dönümü kapsamında, 20 ülke 24 liman ziyareti gerçekleştirecek olan TCG KINALIADA korvetinin, Cidde ve Cibuti'nin ardından 23 Nisan'da Mogadişu/Somali'ye ulaştığını belirtti.

Somali'de liman ziyareti yapan TCG KINALIADA korvetinin, Somali Cumhurbaşkanı tarafından ziyaret edildiğini bildiren Aktürk, Gemimizi bizzat ziyaret ederek onurlandıran Somali Cumhurbaşkanı, konuşmasında iki ülke arasındaki dostluk, kardeşlik ve stratejik ortaklığa vurgu yapmıştır. Bu vesileyle Somali'de güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yönelik eğitim, danışmanlık ve destek faaliyetlerimizin artarak devam edeceğini bir kez daha vurguluyoruz. KINALIADA korvetimiz bugün bir sonraki liman olan Maldivler'e doğru seyre başlayacak ve Japonya'ya intikaline devam edecektir' açıklamalarında bulundu.

Aktürk, NATO Müşterek Hava ve Deniz Komutanlıkları iş birliği kapsamında; Muharebe Görev Kuvveti tarafından 22 Nisan'da Doğu Akdeniz'de icra edilen Hava Savunma Eğitimine 4 adet F-16 uçağımız ile katılım sağlandığını dile getirdi.

Aktürk, Yarın Çanakkale 18 Mart Üniversitesinde SOLOTÜRK pilotlarının, 27 Nisan'da ise Yeşilköy/İstanbul'da bulunan Hava Kuvvetleri Müzesinde Türk Yıldızlarının söyleşi ve imza etkinlikleri yapılacağını söz konusu etkinliklere tüm halkın davetli olduğunu söyledi.

Savunma Sanayi, envantere giren yeni silah sistemleri

Aktürk, Cumhurbaşkanı Erdoğan, liderliğinde geliştirilen yerli, millî ve modern teknolojiyi haiz savunma sanayisi ürünleri ile Türk Silahlı Kuvvetlerimizin etkinlik ve caydırıcılığı daha da arttırdığını kaydetti. Aktürk, Kara Kuvvetleri Komutanlığınca muhtelif miktarda Taşınabilir Elektronik Taarruz Sisteminin (MİLKAR) muayene ve kabul faaliyeti tamamlandığını açıkladı.

Öğrenci ve personel temini faaliyetleri

Personel ve askerî öğrenci alım/temin faaliyetlerinin de planlandığı şekilde devam ettiğini belirten Aktürk, '03 Nisan'da başlayan '2024 Yılı Millî Savunma Üniversitesi Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokulları Askerî Öğrenci Aday Tercih İşlemleri' 10 Mayıs'a kadar, 24 Nisan'da başlayan '2024 yılı Millî Savunma Bakanlığına Açıktan İşçi Temini' başvuruları ise 29 Nisan'a kadar devam edecektir. Sonuç olarak dünyanın en güçlü ordularından biri olan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, asil milletimizin sevgisi ve güveninden aldığı ilhamla üstlenmiş olduğu tüm görevleri başarıyla yerine getirmeye, başta yakın coğrafyamız olmak üzere küresel güvenlik, barış ve istikrarın tesisine yönelik faaliyetlerine artan bir gayretle devam edecektir' şeklinde konuştu.

Çorlu tren kazası duruşması başladı

Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde 25 kişinin hayatını kaybettiği tren kazasının duruşması başladı.
25.04.2024 10:49:00
İhlas Haber Ajansı
Çorlu tren kazası duruşması başladı
Çorlu tren kazası duruşması başladı
Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde 2018'de 25 kişinin hayatını kaybettiği, 340 kişinin yaralandığı tren kazasına ilişkin davanın duruşması başladı.

Kazada hayatını kaybeden vatandaşların yakınları şehirde yürüyüş yaparak duruşmanın görüleceği Çorlu Halk Eğitim Merkezindeki mahkeme salonuna giriş yaptı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'de duruşmayı takip ediyor.

Gar katliamı davasında mütalaa açıklandı

Yargıtay’ın bozma kararı sonrası tekrar görülen terör örgütü DEAŞ’ın Ankara Garı önünde 10 Ekim 2015’te düzenlediği ve 101 kişinin öldüğü saldırıyla ilgili 10’u tutuklu 26 sanığın yargılandığı davada esas hakkındaki mütalaa açıklandı.
25.04.2024 09:41:00
İhlas Haber Ajansı
Gar katliamı davasında mütalaa açıklandı
Gar katliamı davasında mütalaa açıklandı
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılırken, taraf avukatları salonda hazır bulundu.

Avukatlar, kovuşturmanın genişletilmesini ve terör saldırısından önce ihmali bulunan kamu görevlileri hakkındaki belgelerin mahkemece değerlendirilmesini talep etti.

Beyanların ardından esas hakkındaki görüşünü açıklayan savcı, sanık Erman Ekici'nin "anayasal düzeni ihlal" suçundan 1, "101 kişiyi kasten öldürme" suçundan da 101 kez olmak üzere toplam 102 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti.

Ekici'nin 379 kişiyi kasten öldürmeye teşebbüs suçundan da 6 bin 822 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep eden savcı, diğer sanıklar Abdülmubtalip Demir, Talha Güneş, Metin Akaltın, Yakub Şahin, Hakan Şahin, Halil İbrahim Alçay, Resul Demir, Hacı Ali Durmaz ve Hüseyin Tunç için de "kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis talebinde bulundu.

Söz alan sanık Ekici, savunmasını hazırlamak için süre talep etti.

Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmederek, duruşmayı 26 Haziran'a erteledi.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2024

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.