Bu haber kez okundu.

Kirli savaş
Harekat öncesi yapılan bir bombardımanın taşımış olduğu niyet ve maksat; genellikle hedef alınan gücün fiziki olarak zayıflatılmasını, zayiat verdirilmesini, moral ve motivasyonuyla var olan tertibinin bozulmasını amaçlar. Bunun bir adı dövmek, bir adı da yumuşatmaktır.

Bunun yanında psikolojik harbin bir vasıtası olarak karşı tarafa gözdağı vermek, caydırmak, gücünü ve büyüklüğünü göstermek gibi niyet ve maksatları da taşır. ABD'nin Afgan kentlerine yapmış olduğu stratejik bombardıman bu kulvarda değerlendirilebilir. Bu tarz bir uygulamaya gidilmiş olması da, yukarıda bir kısmını saydığımız niyet ve maksatların içine girebilir de... Ancak bu savaşta, bütün dünyanın görmesi gereken şey; ABD ve müttefiklerinin Afganistan'da "bombalayacak başka bir şey bulamadığıyla" ilgilidir.

Fayda?maliyet denkleminde "fiyasko" denilebilecek bir sonucu elde edeceğini bilen ABD'nin bu bombardımanlarında Ladin, El?Kaide Örgütü ve Taliban'a verdiği zarar, vermek istediğinin binde biri bile değildir. Zir~|~a bombardıman güçlerinin yoketmeyi planladığı bu kişiler, herkes tarafından bilindiği üzere merkezlerde değil, Amerikalıları ve İngilizleri "dağlarda" beklemektedir.

Konunun da bir türlü aydınlatılamayan tarafı da zaten budur. ABD'nin; "ele geçireceğim" diye veryansın ettiği ve kendi "lansesi" olan düşmanları, askeri terminolojide "özel" tanımlaması içine giren harekatlarla ancak elde edilebilecektir.

Öyle ise bu harekatı yapacak özel birlikler de görev başında olmalıdır. Amerika bunun farkındadır. Hatta ABD, bu niyet ve maksatla halen aktif görevde olanlarla dahi yetinmemiş, 22.000 yedeğini de, göreve çağırmıştır.

Hal böyle iken, bütün elit birlikleri emir beklerken, acaba ABD neden NATO'dan özel askerler istemekte ve neden özellikle Türkiye'yi de bunun içine katmaktadır.

ABD'nin mazereti tarihe geçecek kadar ilginçtir. Ve bu ilginçlik, konunun mazeret değil ancak maske olmuşluğuyla anlatılabilir. Demektedir ki ABD; "Elimdeki özel birliklerin sayısı, soğuk kış şartlarında görev yapabilecek kadar çok değildir". Ve bu mazeret; "güler misin, ağlar mısın" deyişinden çok daha farklı bir kulvarda... Atatürk'ün; "hiç bir mazeret başarının yerini tutamaz(!)" sözünde aranmalıdır.

Çok farklı nedenlerle (!) NATO'dan beşinci madde çerçevesinde istenen bu birliklerin içine, bordo bereliler diye tanınan Türk Özel Kuvvetleri'nin de dahil edildiği görülmektedir. Hatta Bakanlar Kurulu'nda imzaya açılan ve Meclis'ten "Asker Gönderme Yetkisi" isteyecek Kararnamenin hazırlığı belli ki, daha "ta dünden" başlamıştır. Ve bu oluşum, yakın zamanda Türkiye'nin gündemini de, geleceğini de ablukaya alacaktır.

Tamamıyla dıştan gelen isteklerin boyunduruğu altında kalan ve bu güçlerin istek?insaf ve inisiyatif hegemoyasına ram olan, Türk hükümetinin layığı da, anlaşılan o ki; kendisinin olmayan savaşta "kan" akıtmanın yolunu açmaktır.

ABD, elde etmek istediği sonucun bir kara harekatıyla ve daha ötesi Gayri Nizami Harbin teknik ve taktiğiyle elde edebileceğini görmüştür.

Ve gördüğü bir şey daha vardır ki; Hindukuş Dağlarının soğuk kış geceleri, ölümün donukluğuyla Amerikan askerlerini tanıştıracaktır.

Öyleyse bu savaşı, Amerikan askerleri yerine yapacak başka askerler bulunmalıdır.

ABD'nin mazereti ne kadar da ilginçtir. Soğuktan dem vurmaktadırlar. Acaba soğuk kış şartlarında görev yapmanın, eğitimden çok daha donanım ve teçhizatla ilgili olduğunu acaba unutmuşlar mıdır?

ABD'nin komandoları, paraşütçüleri, karacı muhafızları (army rangers), özel kuvvetleri (green berets), delta kuvvetleri (delta force) ile deniz ve hava kuvvetlerine dahil olan diğer özel birimlerin hemen hepsi, şiddetli soğuklarda ve dağlarda harekat eğitimi almışlardır. Veya en azından almış olmaları gerekmektedir.

Hem zaten ABD ordusunun bel kemiği Deniz Piyadeleri dünyaya nam salmış değil midir? Yüksek disiplin ve eğitim, donanım, teçhizat ve intibak eğitimiyle Afgan Dağlarında kesin (!)sonuç verecektir.

Asıl problem soğuk hava şartları ve yüksek dağlar değil, o dağlarda ve soğuklarda kimin askerlerinin Ladin ve Taliban ile savaşacağını anlatır.

Bu olay tarih ve insanlık önünde verilecek bir hesapla ilgilidir.

Top artık siyasilerin elindedir.

Ancak bu top, siyasilerin elinde olduğu kadar askerin elindedir de...

Siyasilere milletin güvenmediğini anketler söylemektedir.

Bu millet askerine ise, "hala" güvenmektedir.

Abdullah AĞAROĞLU
Anahtar Kelimeler:
kirli savaş
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100