Bu haber kez okundu.

Kıssadan hisseler
Milliyet yazarı Hasan Pulur'dan kıssadan hisseler...
Önce Neyzen Tevfik'ten bir dörtlük:
"Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler,
Kimi hırsız, kimi alçak, kimi deyyus dediler.
Künyeni almak için partiye ettim de telefon,
Bizdeki kayda göre, o şimdi mebus dediler."
Neyzen Tevfik, bunu 1945?50 arası yazmış...
Bir taşlama...
Dr. Cihat Akkan, bir taşlamasında herifin birini anlatır:
"Çalışsa ceza vermeli, hapsetmeli derhal,
Diyecektim ki, o çoktan beri mahpus dediler.
Bakacak hiç kimsesi, yardımcısı yok mu dedim,
Kızı kerhaneci, damadı da casus dediler.
Hani, namusu mücessemdi ve doğruydu, dedim,
İyi ama paradır ondaki namus dediler."
Dr. Cihat Akyol'un taşlamasının tarihi 1960'lı yıllar.
Celal Vardar'dan "Marifet" taşlaması:
"Suya dokunmazmış,
Sabuna dokunmazmış,
Pise bak!"
Bir hatıra
Milletvekilinin biri kürsüye çıkmış, iktidar partisine de, Başbakan'a da veryansın, küfrediyor, hakaret ediyor, Meclis Başkanı sözünü kesiyor, oylama yapılıyor, 12 oturum dışarı atılıyor.
Bir süre sonra Meclis Başkanı, bu adamın, iktidar partisine gitmek, daha doğrusu alınmak üzere olduğunu duyup, ilk rastladığında Başbakan'a soruyor: "Beyefendi, adam bizim partiye geliyormuş..."
"Fena mı olur?"
"Aman beyefendi, adam partiye de, zatıalinize de demediğini bırakmadı..."
Başbakan güler: "Köpek karşıda durup, bize havlayacağına, bizim yanımızda durup karşıya havlasa, daha iyi değil mi?"
Demirel'in söyledikleri
Biliyorsunuz Süleyman Demirel, "En az 100 yıl daha Atatürk'ün referansına ihtiyacımız var" dedi. İyi ama bu sözün içini doldurmadı. Acaba kastettiği ünlü '6 Ok' ilkeleri miydi? Herhalde öyle...
Gelin 6 Ok'u bir kere daha hatırlayalım: Cumhuriyetçilik, halkçılık, laiklik, milliyetçilik, devrimcilik, devletçilik...
Bazılarına göre bu ilkeler 100 yıl değil, ilelebet yürürlükte olmalı.
Ancak benim kavrayamadığım bazı noktalar var. Mesela 'halkçılık' ilkesi... Sizce 'halkçılık' kavramının günümüzdeki anlamı nedir? Yani birisi kendini 'Halkçıyım' diye tanımlarsa, bundan ne anlarsınız? Bana bir şey ifade etmiyor. Ama mesela halkçılığın 'eski' yani 1930'lardaki anlamını biliyorum: Köylülüğü savunmanın bir başka adıydı. Bugün ise köylülükten yakınıyoruz.
Gelelim devrimcilik ilkesine... Pardon bugün neyin devrimini yapacağız söyler misiniz? "Yok, öyle değil, yapılmış olanları koruyacağız" diyorsanız... Bunun neresi devrimcilik?
Milliyetçilik ilkesini de tartışalım mı? Ama siz en iyisi o konuyu, kendine Kürt diyen bir vatandaşımızla tartışın. Sonucu bana bildirirsiniz.
Sırada laiklik ilkesi var. Laikliği nasıl tanımlıyorsunuz? "Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması" diye mi? Güzel. Peki o zaman nasıl oluyor da Diyanet İşleri diye bir kurum oluyor ve nasıl oluyor da imamların maaşını devlet ödüyor? Hani ikisi ayrıydı?
Efendim devletçilik ilkesi, özel sektördeki sermaye yetersizliği nedeniyle devletin ekonomiye el atmasıymış. Siz bunu benim pabucuma anlatın. Kaç kere yazdık: Özel sektör içki üretiyordu, Tekel'i kurup bunu engellediler. İğrenç sıvıları tüketiciye kakaladılar!
Son olarak cumhuriyetçilik... Bu ülkede yönetim biçiminin cumhuriyet olmasına karşı çıkan pek az kişi vardır. Bu noktada toplumda bir mutabakat olduğunu söyleyebiliriz. Peki ya uygulama? Avrupa Birliği sürecinde, 'vatan haini' ilan edilen 'İkinci Cumhuriyetçiler'in dediğine gelmedik mi? Değişmez sanılan yasalar tıkır tıkır değiştirilmedi mi?
O halde soralım: Hangi 6 Ok'tan söz ediyorsunuz?
 
 Emre Aköz / Sabah
~|~
Anahtar Kelimeler:
kıssadan hisseler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100