28 Ağustos 2005 Pazar 00:00
375 Okunma
Kürt'ten çok Kürtçü'ler
MÜTAREKE basınının bulanık suları seven kraldan çok kralcı kimi yazarları, Sayın Başbakan'ın şu kerameti kendinden menkul Kürt sorunu deyiminin üzerine balıklama atladılar.
Fırsat bu fırsattır diyerek, Kürtler'e bugüne kadar uygulanan antidemokratik baskı ve yasakları anlata anlata bitiremiyorlar.
Yakında Kürt sorununun tarihçesini anlatan sayfalar dolusu yazı dizileri yayınlanmaya başlanırsa hiç şaşırmayın.
Milliyet'te Hasan Cemal bunun işaretlerini vermeye başladı bile. Köşesindeki Kürt sorunu başlıklı yazıları neredeyse pehlivan tefrikasına döndü.
Entelektüel birikim ve bakıştan yoksun iddialarıyla da, ne kadar aydınlanmamış bir aydın olduğunu bütün açıklığıyla ortaya koydu.
Geçmişteki antidemokratik baskı ve yasakların sadece Kürtler'e uygulanmadığından ya haberi yok ya da haberi yokmuş gibi davranıyor. ~|~
Asıl zulüm görenler
BU ülkede Kürt sözcüğünün ağza alınmasının, Kürtçe yayın yapılmasının, Kürtçe şarkı ve türkü söylenmesinin yasak olduğu dönemleri elbette yaşadık.
Ancak, Nihal Atsız ve 23 milliyetçi aydının Turancılık suçlamasıyla tutuklanıp idam istemiyle yargılandığı, Necip Fazıl Kısakürek'in, Nazım Hikmet'in, Aziz Nesin'in, sağ veya sol görüşlü birçok aydının defalarca cezaevine girip çıktığı, Necip Fazıl Kısakürek ve Nazım Hikmet'in şiirlerinin yasaklandığı, yayınladığı şiir kitabının kapağı kırmızı renkte olduğu için Rıfat Ilgaz hakkında komünizm propagandası yapıyor gerekçesiyle davaların açıldığı ülkenin de bu ülke olduğunu neden unutuyoruz?
Şu sıralar gündemde olan Deniz Baykal? Bülent Ersoy polemiğinin arkasında da 24 yıl önceki hukuk ve demokrasi karşıtı uygulama yatıyor...
1950 yılında ancak çok partili demokrasiye geçebilen, ondan sonra da üç askeri darbeye sahne olan Türkiye'de o kadar çok antidemokratik baskı ve uygulama gördük ki, sapla samanın birbirine karıştırıldığı dönemler bile oldu.
27 Mayıs 1960 askeri darbesinden sonra idam edilen Başbakan Adnan Menderes ve iki bakan, avanesini çevresine toplayıp Cumhuriyet'i yıkmak amacıyla isyan çıkardığı için 1925 yılında idam edilen Şeyh Sait gibi Kürt müydü?
1972 yılında idam edilen Deniz Gezmiş ve iki arkadaşı Kürt müydü?
12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra idam edilen ülkücü veya Marksist 63 genç Kürt müydü?
Devletin, geçmişiyle yüzleşmesi ve geçmişteki hatalarından ötürü özür dilemesi gerekiyorsa, asıl bu yüzden yüzleşmeli ve özür dilemeli.
Bölücülüğün dik alası
TÜRKİYE'de en az baskıya ve zulme uğrayanlar Kürtler oldu. Bölücülük yapmayan bir tek Kürt'ün burnu bile kanatılmadı. Alt kimliğinden ötürü hiçbir Kürt'e farklı gözle bakılmadı, farklı muamele yapılmadı.
Hiçbir Kürt, alt kimliğinden dolayı aşağılanmadı, dışlanmadı.
Bütün bu gerçeklere rağmen Türkiye'de Kürt sorunu var demenin bölücülük yapmanın dik alası olmadığını söyleyebilir misiniz?
Bu ülkede sadece Kürtler yaşamıyor. Yeniden eskiye dönmeyelim diyenler, bunu sadece Kürtler için değil Türk Milleti için dilesinler.
 
 Sırrı Yüksel Cebeci
 Tercüman
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100