Bu haber kez okundu.

Kurtuluş Milletin Kendisinde
Kurtuluş savaşının fitilinin ateşlendiği Samsun da Kuvayı Milliye kadrosu ve onun mimarı Prof. Dr. Haydar Baş\'ı bağrına bastı. Samsunlular, \"Yeni bir Kuvayı Milliye hareketine destek vermek tarihimize ve boynumuza borçtur\" dediler

Samsun Yeni Mesaj? 20. Yüzyılın başında yedi düvele karşı verilen bağımsızlık savaşında önemli bir kilometre taşı teşkil eden Samsun ve Samsunlular, 21. yüzyılın başında Türkiye\'nin içine sürüklendiği vahim durumdan çıkış için de çok önemli bir gelişmenin altına imza attılar. 19 Mayıs 1919 şartlarından daha ağır şartlardan Türkiye\'yi çekip çıkarmak için yola çıkan Kuvayı Milliye kadrosuna kucak açtılar. Toptepe mevkiindeki Kültür Park Tesislerinde bir araya gelen Kuvayı Milliye kadrosu ve Samsunlular, Müslüman Türk\'e 12 milyon kilometreden kalan 780 bin kilometrekarelik vatan parçasına da göz diken dahili ve harici oluşumlara karşı ne yapacaklarını istişare ettiler. Çıkış yollarını tartıştılar. Çıkışın aynen İstiklal Savaşında olduğu gibi Kuvayı Milli~|~ye ruhu ile donanmaktan ve bu ruhla donanmış bir kadronun kuracağı bir siyasi oluşumun ülke idaresinde söz sahibi olmasından geçtiğini belirttiler.

Kendimizi İnkarla

Hiçbir Yere Varamayız

Kurtuluş Savaşı\'nın fitilinin ateşlendiği ilk yer olması dolayısıyla milletimizin gözbebeği Samsun\'da Kuvayı Milliye kadrosunu ağırlayanlara hitaben bir konuşma yapan kadronun mimarı Prof. Dr. Haydar Baş, Türkiye\'nin sınai, ticari, siyasi, sosyal, kültürel vs. çok büyük problemlerle karşı karşıya bulunduğunu, bu problemlerin temelinin ise insandaki problem olduğunu söyledi. \"Çok derdimiz, çok hastalığımız var ama, asıl, insanımız hastalanmış, kendini kaybetmiş, Yaratıcısı ile olan irtibatını kaybetmiş\" diyen Prof. Dr. Haydar Baş, şöyle devam etti,

\"Bu hastalığı merhum Atatürk 1. Dünya Savaşında şöyle teşhis etmişti: \'Bu düşüşün çıkış noktası korku ile acz ile başlamıştı. Türkiye\'nin fikir adamları kendi kendilerine hakaret ediyorlardı.

Diyorlardı ki, biz adam değiliz ve olamayız. Kendi kendimize adam olmamıza ihtimal yoktur. Bizim canımızı, tarihimizi, varlığımızı bize düşman olan ve düşman olduğundan hiç şüphe edilmeyen Avrupalılara kayıtsız şartsız bırakmak istiyorlardı. Onlar bizi idare etsin, diyorlardı\'.

Bu sözlerin söylendiği 6 Mart 1922 kaderini sanki bugün aynen yaşıyoruz. İktisat hayatımızı dış dünyadan transfer ettiğimiz insanlara teslim ediyoruz. Bir milletin kendisini inkarla hiç bir yere varması mümkün değildir. Dünyanın en namuslu, en seçkin, en güzide, en iffetli, en adaletli, en merhametli, en şecaatli milleti bu millettir. Bu tespitten hareketle Türkiye\'nin kendi insan modelini ortaya koyması, Türk Maarifinin bu modeli yetiştirmesi lazımdır. Bugünkü dönemde Maarif\'in bu modeli ortaya koyması yerine kendi insan modelinden kaçışı gözlenmektedir. Neticeyi görüyorsun. Onun için bu yapıtaşı insanı sıhhate selamete kavuşturmak lazım ki Türkiye\'nin meselelerini halledebilelim.\"

Dalgalı Kur Sistemi Tam Bir Tuzaktır

Bu mantıktan hareketle Türkiye\'nin problemlerini 24 saatte çözeceğine dair daha önceki açıklamalarını Samsun\'da da tekrarlayan Prof. Dr. Haydar Baş, mevcut anlayışla, maliyet enflasyonunun önüne geçilemeyeceğini söyleyerek, çözümün emisyon hacmini proje karşılığı genişleterek milleti üretim için seferber etmekten geçtiğinin altını çizdi. Prof. Dr. Baş, dalgalı döviz uygulamasının Türkiye\'ye oynanan bir oyun olduğunu belirtti ve bu konuda şunları söyledi,

\"Türkiye\'de mevduat sermaye piyasası ve bankalarda toplanıyor. Buna bir de döviz ilave edildi. Döviz piyasası da dalgalı kura bırakıldı. Bu dalgalı kur o kadar korkunç bir oyun ki Türk işçisinin, memurunun emeğini, üreticisinin üretimini sıfır noktasına kadar ucuzlatıyor, adeta mahvediyor. Çünkü maaşı Türk Lirası mukabili veriliyor. Her ay alacağı maaş bellidir. Ama dövizin değeri belli değildir. Bugün 1.300.000 TL ise, adamın kafası bozuluyor, yarın 1.600.000 TL\'ye çıkartıyor. Paran bir günde %20 değer kaybediyor. Türk işçisinin, memurunun cebindeki para ile her gün böyle oynamakla hiçbir yere varılmaz. Bu kafa ile ülkenin hiçbir yere varması hiç ama hiç mümkün değildir. Bütün bunların düzelmesi için kendimize uygun bir yapıya dönmemiz şart ve de esastır.\"

30 Milyar Dolarlık Banknot Basılması Lazım

Prof. Dr. Haydar Baş ülkemize özgü şartlardan birini şöyle dile getirdi, \"Mesela Türkiye\'de 30 milyar doların üzerinde kayda geçmeyen bir üretim var. Bu üretim ve emeğin karşılığında 30 milyar dolar banknotun piyasaya girmesi lazımdır. O para piyasaya girerse cebimizde para olur. Ama musluğun başındakiler bu parayı basmıyorlar. Banka, Sermaye ve Döviz piyasasında paraları bloke ettikleri için de vatandaş çarşı?pazarda sinek avlıyor, kepenkler iniyor.\"

Devleti Küçültmenin Arka Planı

21. yüzyılda küreselleşmesi ekonomistlerin devleti küçültme çağrılarına da dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Baş, bu çağrının tamamen bir tuzak olduğuna dikkat çekerek şöyle dedi, \"Devlet dediğimiz gemi batarsa kimse kurtulamaz. Küresel ekonomistlerin mantığına göre devleti küçültmemiz kamu giderlerini azaltmamız lazım. Halbuki ABD, Fransa\'da kamu gideri bütçenin %40, İngiltere\'de %45\'idir. Bizde ise %25. Bunu daha da küçültelim tezinin arkasındaki maksat şudur: Silahlı kuvvetlerini küçült. Emniyet güçlerini ortadan kaldır. Çünkü yarın senin kafanı kıracağım; kimse seni müdafaa edecek vaziyette olmasın. Memleketini karıştıracağım; asayişini hiç bir güç temin etmesin. Vallahi de billahi de düşünce budur. Onun için devletin güçlü olması lazımdır. Devlet babadır. O baba bizim dediğimiz gibi olursa seni de beni de doyurur. Onların dediği gibi cılız olursa seni de beni de aç bırakır.\"

Atom Bombamız Olurdu

Türkiye\'nin ekonomik hamle yapmasının 1923?1938 yılları arasında uygulanan milli ekonomik modelle mümkün olduğunu söyleyen Prof. Dr. Baş, bugünkü küreselleşmeciler gibi o gün de bize Avrupalıların \"Ziraat yapın, sanayie karışmayın\" gibi tekliflerini merhum Atatürk\'ün elinin tersiyle ittiğini ve uyguladığı politika ile Belçika\'ya uçak, dünya ülkelerine gaz maskesi ihraç eder konuma geldiğini belirterek, \"Bu milli anlayış devam etseydi atom bombamız bile olur, bugünkü gibi dilenmezdik\" dedi.

Kurtuluş Milletin Azim ve Kararında

Prof. Dr. Haydar Baş önderliğinde Samsunlularla bir araya gelen Kuvayı Milliye kadrosundan Dr. Abdullah Terzi, Fuat Şengül, Baki Bektaş, Ali Gedik, Prof. Dr. Ata Selçuk, hukukçu Hakan Güler, Yavuz Kabaoğlu, İbrahim Berk, Ahmet Erimhan, Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi de yaptıkları konuşmalarda Türkiye\'nin 2. Sevr şartları içinde bulunduğunu, adeta bir sosyal patlamanın eşiğine geldiğini, askerle değil, gönüllerin, beyinlerin, ekonominin işgal edilmesi suretiyle ülkenin adım adım işgal edilmekte olduğunu anlattılar. 12 milyon km2\'den geriye kalan vatan parçasının da garanti altında olmadığına, Türk insanını Hıristiyanlaştırmak suretiyle bu toprakların da işgal edilmesi projelerinin hayata geçirildiğine dikkat çektiler. Kuvayı Milliye kadrosunun yoğun gayret ve çalışmaları sayesinde Türk insanının başına örülmekte olanları görmeye başlaması üzerine Türk vatanına göz dikenlerin yeni bir taşı Türkiye\'nin önüne koydukları bu taşın siyasette yenilikçiler adı ile kendini gösterdiğine işaret ederek, \"Atlantik ötesinden estirilen, hortumcu medyanın da alabildiğine körüklediği bu yaban ve yalan rüzgarına aldanmayalım. Kanmayalım. Yağmurdan kaçarken doluya tutulmayalım. Yahudi lobilerini ağlama duvarına çevirenlerden bu memlekete bir hayır gelmeyeceğinin farkında olalım. İcazeti milletten alanların yanında olalım\" çağrısında bulundular. Ve \"Bu milleti yine bu milletin azmi ve kararı kurtaracaktır\" dediler.

Kuvayı Milliye kadrosunun bu tespitleri Samsunlular tarafından ayakta alkışlandı. Toptepe Kültür Park Tesisleri \"Üstad, Üstad\", \"Bu vatan bu millet seni bekliyor\", \"Bu vatan bizimdir, bizim kalacak\" sesleri ile inledi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100