25 Ekim 2005 Salı 00:00
181 Okunma
Lozan'a delik açılmamalı
Yaşayan en büyük Osmanlı tarihçisi 89 yaşındaki Prof. Dr. Halil İnalcık, Lozan konusunda çok hassas. İnalcık, "Lozan delinirse Sevr gelir" diyor. İnalcık'ın BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın yıllardır seslendirdiği söylemlere paralel görüşler arzetmesi de dikkat çekiyor. İşte İnalcık'ın Milliyet'ten Derya Sazak'a verdiği mülakattan kesitler... ~|~ Batı ve azınlıklar
Batı Türkiye'yi, azınlıkları ezen, insan hakları olmayan, Kilise ve Hıristiyanlara karşı yapıda gösterip reformlara zorluyorlar. Bize, Osmanlı'ya yaptıkları bağnazlıkları, yürüttükleri politikaları yüklemesinler. Tanzimat devrindeki tutumlarını sergiliyorlar.

Şark meselesi

Batı bugün de 'Şark meselesi' zihniyetiyle hareket ediyorlar. Osmanlı devlet sistemi dine dayalıydı. Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan itibaren laiktir. Avrupa'da Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkanlar dinsel yaklaşım sergiliyor. Papa, "Müslüman Türkiye'yi AB'ye almayın" diye mesaj veriyor.

Fransa'nın referandum şartı

Fransa, Türkiye'nin AB üyeliği konusunda referandum istiyor. Referandum şartı, Katolik halkın, Türkiye'ye 'hayır' demesine bugünden ortam hazırlamaktır. İtalya'dan da aynı işaretler geliyor: "AB gündemine Kıbrıs meselesini ve sözde Ermeni soykırım meselesini almıştır" diye yazıyorlar. Avrupa Parlamentosu'ndan karar çıkartıyorlar. Bu haksız bir şeydir. Batı'daki bağnaz Hıristiyan tepkiler Türkiye'nin üyeliği önünde ciddi engel.

ABD, Kürtler ve kuzey Irak

Amerika bu bölgedeki Kürtlerin en yakın silah arkadaşıdır. Kuzey Irak'ta Kürt devletinin altyapısını Amerika hazırladı. Talabani'yi Irak'ın başına getirdi. ABD'nin Ortadoğu'da 'ikinci İsrail' kurma planı var. Bu senaryo Türkiye için felaket olur. Üçüncü dünya harbi çıkar. Erdoğan Kürt sorununu çözmeye yönelik girişimde bulundu. Diyarbakır'a gitmeden siyasi mesajlar verdi. 52 belediye başkanı toplanıp deklarasyon yayımladı. Başbakan'a yabancı bir memlekete gider gibi tavır aldılar. Bu bir olgudur. Barzani, kuzey Irak'ta kendine ayrı bir hudut çiziyor.
PKK artık Şırnak'ta faaliyette bulunmuyor, Iğdır'da, Mersin'de bayrak açıyorlar. Son bir harita gördüm; Doğu Anadolu'nun kuzeyi Ermenistan, güneyi Kürdistan! Bunlar süper güçlerin sömürgeleştirme politikası. Böl ve yönet. ABD'nin 11 Eylül'den sonra uygulamaya koyduğu Büyük Ortadoğu Projesi'ne dikkat etmeliyiz. Avrupa'nın Kürt meselesine bakışı daha platoniktir. Demokrasi ve insan haklarına endekslidir.

Tezkerenin geçmemesi iyi

1 Mart tezkeresinin geçmemesi iyi oldu. Girseydik batağa saplanacaktık. ABD ordusuna izin verseydik, Arap dünyasını karşımıza alacaktık. Saddam Arap dünyası için kahramandır. Irak politikasında Türkiye için çok tehlikeli bir vaziyet var. ABD, Irak'ın başına Talabani'yi getirerek konfederasyonun yolunu açtı. Kürtler davaları için tüm Irak devletini kullanabilme şansına erişiyor. Diplomaside en olumsuzu düşüneceksiniz. Ona göre tedbir alacaksınız.

Ilımlı İslam olmaz

Ilımlı İslam diye bir şey olamaz. Bir İslam vardır, bir de köktenci İslam.
Avrupa'da Haçlı ruhu ölmedi
Türklere hâlâ Haçlı seferleri ruhuyla bakan çevreler var. Barbaros Hayrettin bir donanma ile 1543'te Nice'e Fransa'ya yardıma gitti. Fransa Korsika'yı bizim sayemizde aldı. Fransa, Türk donanmasının ikmalini üzerine almıştı. Osmanlı ordusundan 30 bin kişiyle kışı Tulon'da geçirdiler. Fransa yardım sözünü tutmuyor. Barbaros İtalya sahillerindeki halkı esir ediyor. Fidye alıyor, yiyecek temin ediyor. Avrupa tarih boyunca Türkiye'siz olamamıştır. Avrupa'da ticaret, kapitalizmin doğuşu Avrupa'nın 16. yüzyıl içinde Osmanlı ile ticaretine dayanıyordu. Avrupa'da kapitalizmin doğuşuna büyük katkıda bulunduk. Avrupa kamuoyu bunları bilmiyor. Sadece Türklerin barbarlığını hatırlıyor.
Avrupa'nın siyasi coğrafyasına 16. yüzyılda Osmanlı'nın etkisi nasıl olmuş anlatayım. Papalık ve Habsburg imparatorluğu bütün Avrupa'yı bir bütün olarak düşünüyor. Türklere karşı Haçlı seferleri yeniden canlandırılmak istenince milli devlet şuuru uyanıyor. Avrupa'da ulus devletler böyle ortaya çıkıyor.

Fransa neden Türkiye karşıtı

Fransa halkı tarihi bilmiyor. Birinci Fransçois esir edilip Madrid'e götürüldüğünde annesi Kanuni'ye 'Oğlumu kurtar' diye mektup yazdı. Şimdi bunlar unutuluyor. Almanya'da Protestanlığın yerleşmesinde de Osmanlı'nın etkisi büyük. Yeni Papa çok muhafazakâr. Haçlı ruhuna sahip bir kafada, Müslüman bir ülkenin Avrupa'daki Hıristiyan birliğe giremeyeceğini savunuyor.

Gümrük Birliği eşittir kapitülasyon

Müzakereler 3 Ekim'de başlamasına rağmen üyelik garanti değil. Müzakerelerin ucu açık. İmtiyazlı ortaklığa da gidilebilir. Gümrük Birliği bir nevi kapitülasyon rejiminin devamıdır. AB'ye üye olacağız diye Avrupa'nın sömürge memleketi durumuna düşmemeliyiz.

İmtiyazlı ortaklık?
Ekonomik bağımlılık demektir. Bir de Kıbrıs ve Ege sorunları var. Yunanistan'ın bir 'Megali ideası' var. Karamanlis'in felsefesi Türkiye'yi kapıda bekleterek bütün sorunları AB'nin desteğiyle çözmektir. Son anda veto hakkını elinde tutuyor.

Kayıplara zemin hazırlanmasın

Ermeni meselesinde daha anlayışlı davranmak, Patriğe istediği ekümenlik sıfatını tanımak, Heybeliada Ruhban Okulu'nu açmak sadece kayıplara zemin hazırlamaktır. Ne Yunanistan'ı ne Avrupayı tatmin edebilir, ne de AB'ye girişi garanti edebiliriz. Tamamen hayal.
Taviz vermekle de problemler çözülmez. Bizim zayıf noktamız, zaafımız şu : "AB'ye girmek için sanki her şeyi kabul eder durumdayız." Uluslararası bir müzakerede eğer elinizde koz yoksa, tam manasıyla diz çökmüşseniz hiçbir şey elde edemezsiniz, daima kaybedersiniz. Sözde Ermeni soykırımını tanı, Kıbrıs'ı bırak. Hayır efendim bırakmayız diyoruz, ama bir taraftan da AB'ye girme sevdasından vazgeçmiyoruz. Hiçbir devlet, antlaşmalarla perçinleşmiş haklarından vazgeçemez. Vazgeçerse kendi varlığı tehlikeye düşer, parçalanır. Sevr'e gideriz!

Ekümenlik, Lozan'ı deler
Rum Ortodoks Kilisesi'ne ekümenlik hakkı tanınırsa evvela haklarınızdan vazgeçiyorsunuz, Lozan'la Patriğin statüsü tayin edilmiştir. Lozan'a bir delik açıyorsunuz. Ruhban okulu da patrikliğin bu davaları için bir basamaktır.

Ekonomik krize dikkat

Tanzimat bir iflas ifade eder. 1876'da o kadar taviz verdik ki... Bugün Türkiye için en büyük tehlike ekonomik krizdir. Borçlarımızı ödeyemeyecek duruma gelirsek AB'nin, ABD'nin her dediğini kabul etme noktasına geliriz.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121