Bu haber kez okundu.

Lozan'ı delik deşik ettiler

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, Erdoğan'ın "Sorun, Kürt sorunudur" çıkışıyla, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluş senedi olan Lozan Antlaşması'nı "Başbakan sıfatı"yla delik deşik ettiğini belirtti.

Baş, Erdoğan'ın "Kürt sorunu" çıkışıyla, bugüne kadar ilk defa bir devlet adamının ağzından resmi olarak ayrılıkçı bir hareketin mevcudiyetinin kabul edildiğinin deklare edilmesi olduğuna dikkat çekti.

-Türk Milletinin tarifi Lozan'da yapılmıştır

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, "Sayın Başbakanımızın "Kürt sorunu vardır" şeklindeki beyanı, bugüne kadar devlet ağzından resmî olarak ayrılıkçı bir hareketin mevcudiyetini kabul etmek manasına gelir. Sayın Başbakan, kendi ifadesiyle "Kürt sorunu"nu, yani, Türk milletinin içinde münhasıran ayrı bir millet olduğunu, bu milletin de hak sahibi olduğunu, bu hakkından dolayı da onu destekleme ve onun hakkını müdafaa etme mükellefiyetini üzerine aldığını açık olarak beyan ediyor. Peki bunun manası nedir? Bunun manası, Lozan açık olarak delinmiştir. Bir siyasetçinin bu şekilde konuşması hiç mümkün değildir. Lozan'da Türk milletinin tarifi "üniter devlet" yapımıza uygun bir şekilde ifade edilmiştir, kayıt altına alınmıştır.

-Var olan şey, terör problemidir

Ayrılıkçılığı körükleyen söylemlerin mazur gösterilebilecek tarafının bulunmadığının altını çizen BTP Genel başkanı Prof. Dr. Baş "Bunu konuşan insan, "ben bunu bilmiyordum, ben böyle demek istemedim" şeklinde de meramını müdafaa edemez. Hukuki büyük bir cinayet vardır. Zira Türkiye'de hakikatte ne Kürtün, ne Lazın, ne Çerkezin, ne şunun, ne bunun bir problemi yoktur. Ortada Türk Milleti vardır; ve hepsi birbirinin kardeşidir, akrabasıdır. Varolan şeye gelince; Türk milletinin bir "terör problemi" vardır.

~|~

Terör de bazı kurumları, bazı kuruluşları, bazı ırkî farklılığı olan vatandaşlarımızı kullanmak isteyebilir. Bu, çok tabiidir. Çok normaldir. Bunu, onun sorunu şeklinde de gösterebilir.

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın "Kürt sorunu" çıkışıyla, bugüne kadar ilk defa bir devlet adamının ağzından resmi olarak ayrılıkçı bir hareketin mevcudiyetinin kabul edildiğinin deklare edilmesi olduğuna dikkat çekti.
Türk Milleti'nin tarifi Lozan'da yapılmıştır
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, "Sayın Başbakanımızın "Kürt sorunu vardır" şeklindeki beyanı, bugüne kadar devlet ağzından resmî olarak ayrılıkçı bir hareketin mevcudiyetini kabul etmek manasına gelir. Sayın Başbakan, kendi ifadesiyle "Kürt sorunu"nu, yani, Türk milletinin içinde münhasıran ayrı bir millet olduğunu, bu milletin de hak sahibi olduğunu, bu hakkından dolayı da onu destekleme ve onun hakkını müdafaa etme mükellefiyetini üzerine aldığını açık olarak beyan ediyor. Peki bunun manası nedir? Bunun manası, Lozan açık olarak delinmiştir. Bir siyasetçinin bu şekilde konuşması hiç mümkün değildir. Lozan'da Türk milletinin tarifi "üniter devlet" yapımıza uygun bir şekilde ifade edilmiştir, kayıt altına alınmıştır. Müslüman bir Türk kimliği vardır. Bu kimlik içerisinde kültürü, siyaseti, medeniyeti, örfü, adeti, geleneği bir olan Lazı vardır, Çerkezi vardır, Boşnağı vardır, Kürdü vardır, Arabı vardır; ama bunların tamamı Müslüman Türk kimliğidir. Bunların tamamı Müslüman Türk milletidir; hepsi devletin ve vatanın gerçek sahibidirler. Aynı zamanda bu Müslüman Türk kimliği, "üniter devlet"in ulusal yapısını oluşturmaktadır. Şimdi siz bunu, yani kolu, gözü, başı, eli, ayağı mesabesinde olan bu boylarını ?hukuki manada konuşuyorum? o bünyeden bir parça olarak veya o bünye olarak yansıtmazsanız, bu sorun Kürt sorunudur derseniz, o zaman ayrı bir etnik iddia olarak, ayrılıkçı iddia olarak karşınıza çıkar. Yarın bir başkası işte "Çerkez sorunu vardır" diye ortaya çıkar. "Laz sorunu var" diye ortaya çıkar. Bu, açıkça Türkiye Cumhuriyeti Devletinin parçalanmasına, Anadolu coğrafyasının bölünmesine açık olarak giden yolun resmi adıdır ve bu çok mesuliyetli bir tarzdır, ifadedir" şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Baş "Lozan'da mesele, müslim ve gayrimüslim olarak tarif bulmuştur. Müslüman milletimizin tamamı bir millettir. Yani Kürt dediğin bu milletin sağ koludur. Laz dediğin sol koludur. Çerkez dediğin gözüdür. Biri ayağıdır. Biri elidir. Ama bunun tamamı Türk Milletidir. Yani Müslüman Türk kimliğidir. Bu şemsiye altında bizim 100 yıl, 200 yıl değil bin yılın üzerinde beraberliğimiz var. Dolayısıyla bunu, kalkıp da böyle terörle, şununla, bununla bozup yeni bir organizasyon oluşturman da mümkün değildir. Buna, ne milletin vicdanı müsaade eder. Ne devleti kollamak ve korumakla görevli olan kurum ve kuruluşlarımızın vicdanı müsaade eder. Buna hiç kimse müsaade etmez" dedi.
Var olan şey, Türk Milleti'ne oynanan
terör problemidir
Ayrılıkçılığı körükleyen söylemlerin mazur gösterilebilecek tarafının bulunmadığının altını çizen BTP Genel başkanı Prof. Dr. Baş "Bunu konuşan insan, "ben bunu bilmiyordum, ben böyle demek istemedim" şeklinde de meramını müdafaa edemez. Hukuki büyük bir cinayet vardır. Zira Türkiye'de hakikatte ne Kürtün, ne Lazın, ne Çerkezin, ne şunun, ne bunun bir problemi yoktur. Ortada Türk Milleti vardır; ve hepsi birbirinin kardeşidir, akrabasıdır. Varolan şeye gelince; Türk milletinin bir "terör problemi" vardır. Terör de bazı kurumları, bazı kuruluşları, bazı ırkî farklılığı olan vatandaşlarımızı kullanmak isteyebilir. Bu, çok tabiidir. Çok normaldir. Bunu, onun sorunu şeklinde de gösterebilir. Bu da çok normaldir. Anormal olan terörü, vatandaşın meselesi haline getirip, özellikle de ona bir aidiyet kazandırmak ve "bunun meselesi vardır, Kürtün meselesi vardır" diyerek ortaya çıkmaktır. Asıl yanlış buradadır" dedi.
Yetki sahiplerinin mesuliyetini mucip durum var ortada
Ülkemiz ve yüce milletimiz üzerindeki hesapların yeni olmadığını belirten BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, "Bu düşünceler, bu hesaplar, bu programlar yeni değildir; Türk Milletini tâ 1800'lü yıllardan bu tarafa bölüp parçalamak isteyenlerin sahnelediği oyunlardır. Hicaz bölgesinde ayrı bir oyunu ortaya koymuşlar, Anadolu'da farklı bir oyunu ortaya koymuşlar, şimdi de adı terör olan bu oyunla devam ediyorlar. Yani bu mesele, yüce milletimizin kendine has problemi olarak yansımış değildir. Problem, milletimizin problemi değildir, milletimizin böyle bir problemi yoktur; olan şey, dayatmalarla millete problem olarak yaşatılmak istenilen bir olaydır? Şimdi milletimizi bu noktaya taşımaya çalışıyorlar. Bu, dediğim gibi yabancı odakların, ecnebi güçlerin senaryolarıdır. Dolayısıyla bugün, Türk devleti ve Türk milleti üzerinde hak ve hakkaniyet sahibi olanların konuşmasının gerektiği bir dönemdir. Artık onların da mesuliyetine mucip durumlar ortadadır. Yani "ben bunu konuşamam, şunu konuşmam" demek de, onun artık lüksü olmaktan çıkmıştır. Anayasal da görevidir. Kısaca Türkiye böyle bir ortamdadır" şeklinde konuştu.
Türk ekonomisinin çökmüş halini kullanıyorlar
Başbakan Erdoğan'ın 3?4 ay önce Norveç'te yaptığı bir konuşmada "Türkiye'de bir Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır" dediğini hatırlatan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, "Sayın Başbakanımızın da o gün düşüncesi şu anda bizim anlattığımız gibiydi. Zaten farklı olması mümkün değildir. Ne olmuştur? Onu kendisine sormak lazımdır. Bu dört ayda nasıl bir kulis oldu, neye ikna edildi de bu şekilde konuşulmuştur?" diye sordu.
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, "Ben olayı şöyle görebiliyorum: Türkiye'nin ekonomisi çok kötü. Her an büyük bir kriz patlayabilir. Böyle bir krizin ortaya çıkışından sonra, bu iktidarın olayı toparlaması hiç mümkün değildir. Siz devleti, 200 milyar dolar borç yüküyle alıyorsunuz, 400 milyar doların üzerinde bir borç yüküne çıkartıyorsunuz. Bir yılda bu borçlara mukabil verdiğiniz faiz miktarı 40?45 katrilyondu, şimdi 120 katrilyon faiz veriyorsunuz. O gün 60 katrilyon vergi topluyorsunuz. Bunun 40?45 katrilyonunu faize veriyorsunuz. Bugün 90 katrilyon vergi topluyorsunuz, 120 katrilyon faiz vermek durumunda kalıyorsunuz. Yani, borçlar alabildiğine büyümüş, gitmiş. Hükümet işin içinden çıkamıyor. Tam da zayıf zamanı... İşte bu zayıf zamanda, kimler olduğu malum alacaklı tarafından "Bak! Seni biz istediğimiz an götürürüz" tehdidi önüne koyuluyor, "bunu konuşacaksın" deniliyor. Konuşsa bir türlü, konuşmasa bir türlü. Üç ay evveli ile üç ay sonrası konuşmaları ondan farklı. Yoksa ayakları üstünde durabilmiş olsaydı; bu derece mesuliyeti mucip bir cümlenin ifadesi bir başbakanın ağzından kesinlikle sudûr etmezdi" şeklinde konuştu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100