08 Şubat 2007 Perşembe 00:00
397 Okunma
Lübnan, Türkiye'yi hayal kırıklığına uğrattı
Sinyora hükümeti, Kıbrıs Rum tarafıyla petrol arama anlaşması imzalayarak, özellikle
bu yazki savaştan beri Lübnan'a yardım eden Türkiye'ye ayıp etti. Anlaşma Kıbrıslı Türklerin varlığını reddediyor. Muhammed Nureddin, Katar gazetesi Eş-Şark'ta yazıyor ~|~

Türkiye geçen birkaç gün zarfında bölgesel ilişkilerinde ve dış politikasında sorunlarla karşılaştı. Doğal olarak Ankara'nın gözden geçirmesi istenen alan olarak akla önce Irak geliyor. Özellikle de Kerkük konusunda birbiri ardına gelen uyarılar sonrası... Fakat sürpriz Türklere hiç düşünmedikleri bir yerden, Lübnan'dan geldi. Dahası,

Türkiye'nin İran ve Suriye'nin Lübnan'daki rollerini dengeleyen, belki de onlarla mücadele eden bir unsur olacağı düşüncesinden hareketle ülkedeki BM barış gücüne katılmasını isteyen gruptan geldi.
Lübnan 17 Ocak 2007'de, Kıbrıs Rum tarafıyla münhasır ekonomik bölgelerin sınırlandırılması anlaşması imzaladı. Kıbrıs Rum tarafı bu anlaşma için epey çalıştı, çünkü yabancı şirketlerin Doğu Akdeniz'de petrol ve doğalgaz araması yapmasını istiyor. Fakat, bu anlaşmanın Kıbrıs Türk tarafının karasularını da Rumların karasuları kapsamında görmesi sorun yaratıyor.

Tümüyle Rumlara hizmet ediyor
Türklerin bu anlaşmaya nedeniyle öfkelenmesinin çeşitli sebepleri var: Öncelikle, petrol arama anlaşması Kıbrıs sorununun varlığını görmezden geliyor, KKTC diye bir oluşumun var olmadığı temelinde hareket ediyor. Böylelikle, Kıbrıslı Türklerin beşeri ve tarihi varlığı çiğneniyor. İkincisi, anlaşma farklı etnik kimliklerine rağmen Kıbrıs'ın tek temsilcisinin Rumlar olduğuna, ki bu doğru değildir, yönelik
Rum bakış açısını destekliyor. Üçüncüsü, Türkiye'nin ulusal güvenliği açısından epey hassas bir konu olan Kıbrıs sorununa yönelik tutumunu zayıflatıyor.
Herkes Lübnan'ın özellikle son yıllarda AKP politikasının yoğunlaştığı noktalardan biri olduğunu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Abdullah Gül'le, iki yıl önce bir Türk telefon şirketinde 6 milyar dolarlık yükümlülük alan Hariri ailesi arasındaki ilişkileri bilir.

Bu yakınlaşma politikası, Türkiye'nin geçen yazki İsrail saldırısı sonrası Güney Lübnan'a konuşlandırılan BM barış gücü UNIFIL'e katılımıyla da sağlamlaşan bir ilişki doğurdu. Ayrıca Abdullah Gül Lübnan'a yardım toplanması için geçen haftalarda düzenlenen Paris konferansına katıldı ve Türkiye 10 milyon dolarlık destek verdi.
Önceki yardımlarla birlikte Türkiye'nin katkısı böylece 50 milyon dolara ulaştı. İsrail saldırısından zarar gören Lübnanlılara yapılan çeşitli insani yardımlar da cabası...

UNIFIL'e çağıran da bu hükümetti

Türkiye ayrıca, Lübnan'daki hükümet yanlılarıyla muhalefet yanlılarını samimiyetle yakınlaştırmaya çalıştı. Bölge ülkelerini Şii hilal, Hizbullah'ın rolü ve İran'ın artan nüfuzuna karşı uyaran Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün ve diğerlerini içine alan Arap 'ılımlılar' blokunun yanında yer alacağını düşünerek, Türkiye'yi Lübnan dosyasına katmaya çalışanların başında Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora geliyordu. Bütün bunlara rağmen, Sinyora iki ülkenin bütün ortak çıkarlarını ve AKP hükümetinin kendisine desteğini duvara çalarak, Türkiye'nin ulusal güvenliğine dokunan bir konuda Kıbrıs Rum tarafıyla bu anlaşmayı imzaladı. Dahası, Türk basını Sinyora'yı aldatma ve sözlerini tutmamakla suçlayarak bu büyük acıyı yansıttı.

Sinyora yalanlamıştı

Türk basınına göre, dışişleri bakanlığı Kıbrıs Rum tarafıyla böyle bir anlaşmanın imzalanıp imzalanmayacağını Sinyora'ya sorduğunda, başbakan yalanlamaya giderek Lübnan'ın böyle bir anlaşma imzalamayacağını belirtmişti. Sonra açığa çıktı ki, Sinyora hükümeti 17 Ocak'ta bu anlaşmayı imzalamış. Bu durum Türk gazetelerinde, Sinyora'nın 'sözünde durmadığına' yönelik sert ifadelerin kullanılmasına yol açtı.
Lübnan hükümeti ve Mısır, Kıbrıs Türk tarafının Türkiye için önemini
idrak edemiyorsa bu büyük bir sorundur.

Böyle bir anlaşmanın Türkiye'nin ve Kıbrıs Türk tarafının çıkarlarına zarar verdiğini de biliyorlar, ki bu daha da büyük ve tehlikeli bir sorun. Suriye, Dışişleri Bakanı Velid el Muallim aracılığıyla çalışma takviminde Kıbrıs Rum tarafıyla benzer bir anlaşmanın imzalanması konusunun bulunmadığını belirterek çok iyi yaptı. Bu açıklama Türkiye'yle Arap ilişkilerine biraz olsun güven getirdi.
Arapların, Türkiye'nin Arap dünyası, Ortadoğu ve Lübnan'daki politikalarını dostu düşmandan ayıracak biçimde gözden geçirmesi gerekiyor.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100