30 Ağustos 2006 Çarşamba 00:00
296 Okunma
Lübnan'a asker neden gidiyor?
Daha önce fikrimi yazdım, bugün hükümetin kararı belli olduğuna göre tekrar etmek zorundayım: Lübnan'a asker gönderilmesine, Birleşmiş Milletler'in barış gücüne katılınmasına karşıyım. ~|~

Gerekçelerimi de biraz genişleterek tekrar etmek istiyorum:
Barış gücünün görev tanımı üzerinde halen çalışılıyor ama bence her durumda bu görev tanımı 'zayıf' ve 'muğlak' bırakılacak. Tam olarak ne görev yapacağı belli olmayan bir güce katılmanın ne anlamı var, hâlâ çözebilmiş değilim.
Gücün görev tanımının ve çatışmaya girme kurallarının (rules of engagement) kuvvetli olması durumunda asker göndermeye evet diyeceğim sonucu da çıkmasın. Böyle bir durum olması halinde de, bu kez Lübnan'da kimin adına çatışmaya girme riskiyle karşı karşıya olacağımız sorusunu sormak gerekir. BM askeri, güçlü bir savaşa girme yetkisiyle İsrail'in tamamlayamadığı işi (Hizbullah'ı silahsızlandırmak?) mi yapacaktır? Yoksa, Suriye'nin yapamadığını yapıp İsrail'in Golan ve Şeba Çiftlikleri gibi uzun yıllardır işgal altında tuttuğu toprakları boşaltmasını mı sağlayacaktır?
Her şart altında sorun Lübnan sorunu değil Ortadoğu sorunudur. Evet, Türkiye'nin hiçbir biçimde kayıtsız kalamayacağı ama taraf konumunda bulaşmasının da doğru olmayacağı bir sorun.
Lübnan bağlamında ele aldığımızda bile, bizim orada insani yardım sunmak dışında bir görevimiz olmaması gerekir. Lübnan, en sonunda bir Arap ülkesidir, öncelikli görev Arap ülkelerinindir.

* * *
Birleşmiş Milletler'in çeşitli sorunlu bölgelerde 'barış gücü' var. Bunlardan biri de Kıbrıs'ta konuşlu, 1974 öncesi görevi Türk ve Rum toplumlarının çatışmasını önlemekti, bunu başaramadı; 1974 sonrası görevi ise savaşla oluşan sınır boyunca 'yeşil hat'tı, yani ateşkes hattını korumak.
Bu barış gücü görevine 1963'te başlamıştı. BM'nin Kıbrıs sorununu çözmekten ne kadar uzak olduğunu herhalde anlatmama gerek yok. Kaldı ki orada 1974'ten beri çatışma da olmuyor. Yani Barış Gücü yarın adadan ayrılsa durum yine değişmez.
Lübnan'da bugün kuvvetlendirilmekte olan barış gücü de bu ülkeye 1978'de yerleşti. Bu gücün onca zamandan beri hiçbir şey beceremediğini yine söylemeye gerek yok. Zaten işlevsiz olan, 'geçici' olması gerekirken 'kalıcı' hale dönüşmüş bir misyona, görev çerçevesi de pek değişmemişken katılmak kadar anlamsız bir iş düşünemiyorum.

* * *
Türkiye'nin neden Lübnan'a asker göndermesi gerektiğine ilişkin çeşitli argümanlar var. Bunlardan birine göre 'Ortadoğuda rol sahibi olma'yı amaçlamalıymışız. Doğru, Türkiye, eğer yapabiliyorsa, bölgesine barış ve istikrar ihraç edebilmeli. Ama bunun yolu manasız bir kuvvetin içinde bulunmak mıdır, yoksa başka yollar da var mıdır, tartışılmalı.
Bana inandırıcı gelen yegâne argüman Avrupa Birliği ile bağlantılı olanı. Şimdi Lübnan'a gidecek kuvvet AB merkezli olacak ve buna kimi Müslüman ülkelerin de katılması istenecek. Türkiye, AB savunma politikalarına katılacağına ve ortak AB dış politikasını benimseyeceğine söz verdi. Şimdi bu sözü bozmak inandırıcılığımızın azalmasına neden olabilir.

Ancak bence bunu da aşmanın yolu vardı. Hükümet, benim bu köşede dile getirdiğim, uzun yıllar BM yöneticisi olarak Lübnan'da görev yapmış Timur Göksel'in defalarca söylediği yolu izlemeyi düşünmedi bile. Buna göre, Türkiye Lübnan ve İsrail hükümetleriyle, hatta Hizbullah'la da konuşup, savaştan kötü etkilenmiş belli bir bölgenin, köyün ya da mahallenin yeniden ayağa kaldırılması için kapsamlı bir istihkâm birliğini ve bu arada bir gezici askeri hastaneyi çoktan Lübnan'a göndermiş olabilirdi. BM karar verene kadar Türk askeri orada işe koyulmuş olurdu çoktan ve herhalde böyle bir şey hem bölgede, hem Lübnan'da hem de Avrupa'da çok daha fazla takdir görürdü.

İsmet Berkan/ Radikal
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100