25 Kasım 2006 Cumartesi 00:00
227 Okunma
Lübnan'da hiçbir şey tesadüf değil
Şii bakanların istifa ettiği, Nasrallah'ın hükümeti devirme çağrısı yaptığı, Sinyora'nın Hariri'nin katillerinin yargılanmasına onay verdiği ve Suriye'nin Irak'la diplomatik ilişki kurduğu sırada, Lübnan'da yeni bir suikast bekleniyordu. Lübnan demokrasisi bu kadarını kaldıramayacak ~|~

İç savaş. Dün hepimizin dilinde bu kelimeler vardı. Lübnan Sanayi Bakanı Pierre Cemayel'in arabasının önü güpegündüz, Beyrut'un bir Hıristiyan mahallesinde mafyavari şekilde bir başka araba tarafından kesildi, katil şoför penceresinden bakanın kafasına ateş etti. Bu suikast, bu trajik topraklarda yaşayan hepimiz için bir mesajdı.

Günlerdir, Başbakan Fuad Sinyora'nın demokratik yollardan seçilmiş hükümetinin düşmek üzere olduğu bir dönemde mezhep gerilimlerini kaşıyacak yeni bir siyasi cinayetin zamanının gelip gelmediğini tartışıyorduk. Günlerdir, Lübnan'ın siyasi liderlerin tehditleri ve naraları çok daha korkutucu bir hal almıştı. Şi Hizbullah'ın lideri Seyid Hasan Nasrallah, Sinyora'nın kabinesinin gayrimeşru olduğunu söylüyordu. Nasrallah, ABD'nin Lübnan büyükelçisi Jeffrey Feltman'a atıfla 'Feltman hükümeti', öte yandan Dürzi lider Velid Canbolat, İran'ın ipleri eline almaya çalıştığını öne sürüyordu.
NATO'nun gözü korktu
Dünkü Pierre Cemayel suikastı bir uyarıydı. Öldürülen, bana birçok kez kendi ölümünü beklediğini söyleyen Canbolat olabilirdi; veya yine cinayete kurban giden eski başbakan Refik Hariri'nin arkadaşı olan Sinyora da.
Fakat hayır. Eski devlet başkanı Emin Cemayel'in oğlu ve öldürülen seçilmiş Devlet Başkanı Beşir Cemayel'in yeğeni Pierre Cemayel karizmatik bir şahsiyet değildi. Bu çok çalışkan, evlenmemiş Hıristiyan Maruni bakanın değeri bilinmemiş mesaisi, göçmen Lübnanlıları İsrail'in kanlı bombardımanının ardından ülkeyi tekrar inşa etmek için ülkeye dönmeye çağırmasıydı.

Hıristiyan Doğu Beyrut'ta dün akşam ateşler yakıldı; Cemayel'in öldürüldüğü Judeyde mahallesinden bazıları silahlı yüzlerce genç erkek çıktı ortaya. Babası Emin, oğlunun cesedinin bulunduğu hastanenin önünde 'İntikam istemiyorum' diye yalvarıyordu. Fakat 21 ay içinde dört Suriye karşıtı siyasetçi ve gazetecinin öldürüldüğü şehrin havasında şiddet uğultusu var.
Cemayel de Suriye'yi sertçe eleştiren biriydi; Hariri'nin oğlu ve meclis kontrolünü elinde tutan 14 Mart hareketinin lideri olan Said'in, Pierre'in ölümünden Şam'ı sorumlu tutmasının nedeni bu. Ancak Lübnan'da hiçbir şey tesadüfen olmaz ve siyaset dedektifleri, hayaletlerin niye kısa süre sonra iç savaşın toplu mezarlarından çıkabileceğini anlamak için ülkenin sınırlarının ötesine bakmaları gerek.  Cemayel neden, Suriye'nin Irak'la çeyrek asrın ardından diplomatik ilişki kurmasından sadece saatler sonra öldürüldü? Sinyora, Hariri'nin katillerinin BM mahkemesinde yargılanmasını daha yeni kabul etmişken, Nasrallah niye Beyrut sokaklarına dökülüp hükümeti devirme tehditleri savurdu? Ve niye ABD'nin BM temsilcisi John Bolton Lübnan demokrasisi için, Suriye'nin adını zikretmeden timsah gözyaşları döküyor? İsrail'in bu yaz Lübnan'ı dümdüz etmesi Bolton'ın pek de umurunda olmamıştı.
Elbette tüm bunlar, binlerce Batılı askeri ülkenin güneyindeki BM gücüne katılmak üzere Lübnan'a akarken yaşanıyor: O BM gücü ki, İsrail'i koruyacağı (ki yapamaz) ve Hizbullah'ı silahsızlandıracağı (ki yapmayacak) söyleniyor ve Kaide tarafından çoktandır tehdit ediliyor.  Zırhlı NATO birlikleri şu an ülkenin güneyinde sıkışıp kalmışken, Avrupalıların korkmasında şaşılacak bir şey yok. Dışişleri Bakanlığı'nın Britanyalılara meseleden uzak kalmasını söylemesinde de. Ortadoğu'da da itibarı dibe vuran Başbakan Tony Blair'in, asla gerçekleşmeyeceğini bile bile suikast konusunda inceleme talep etmesinde de.  Tarihin ipuçlarını sunmasına karşın, durumu ifade edecek kelime ikiyüzlülük değil. Hizbullah 12 Temmuz'da iki İsrail askerini kaçırıp üçünü öldürdükten sonra İsrail Lübnan'ı 34 gün boyu bombaladı, 1000'den fazla sivili katletti. İsrail, Sinyora hükümetini suçladı ve Bolton'la diplomat arkadaşları çaresiz durumdaki Lübnan Başbakanı'na yardım etmek için bir şey yapmadı. ABD Başkanı George W. Bush İsrail'den Hizbullah'ı imha etmesini istedi ve böylece Ortadoğu'daki son hedefi olan İran'a gözdağı verdi, zira İran Hizbullah'ın başlıca destekçisi sayılıyor. Lübnan demokrasisi için bu kadarı fazlaydı. Dün Lübnan konusunda pek endişeli olan Blair bile acil ateşkes için bir gerekçe görmedi.
Savaşın ve İsrail'in hiçbir savaş hedefine ulaşamamasının hemen sonrasında Nasrallah, 'ilahi bir zafer' kazandığının ve Sinyora hükümetinin başarısız olduğunun yaygarasını yapmaya başladı. Elbette Hizbullah Suriye'nin de dostu ve Suriye karşıtı hükümetin Lübnan'ın dört köşesindeki dev posterlerinden bir külte dönüştüğü anlaşılan bu Şii din adamının hışmına uğramasına kimse şaşırmadı.

ABD Lübnan'ı kullandı

12 gün önce altı Şii bakanın hepsi kabineden ayrıldı ve ülkedeki en büyük dini mezhep hükümette temsilcisiz kaldı. Geçen pazartesi Sinyora hükümeti, büyük bölümü Suriye'ye çalışan Lübnanlılardan oluşan Hariri suikastı zanlılarının yargılanmasını öngören BM planını onayladı. Fakat Şii katılımı olmaksızın, bu karar yasal statü kazanamayabilirdi. Nasrallah ise gösteri çağrılarına başladı.
Nasrallah, Suriye ve İran'ın yarattığı biriyse, Lübnan'ın Suriye karşıtı hükümetine vurmanın daha iyi yolu olmayabilirdi. "Bu hükümete güvenemeyiz, çünkü ABD'ye itaat ediyor" diyordu Nasrallah ve devam ediyordu: "... kabine, ABD elçiliğinden, Amerikan politikasının değişmediği güvencesi veren talimat aldı. Amerikalılar onlara, 'Sizinleyiz, pes etmeyin!' dedi.
Nasrallah, Şii ve Sünni Müslümanlar arasında kriz çıkarmaya çalıştığını iddia edenlere demediğini bırakmadı, ancak birçokları kendi dinsel bölünmelerinin Irak'taki kana batmış mezhep ayrımcılığını yansıtmasından korkuyor.

Robert Fisk/ Radikal
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100