29 Ekim 2005 Cumartesi 00:00
169 Okunma
Manzara hiç de iyi değil
Hüseyin Mümtaz, Giresun Işık gazetesinde 2 gün önce yayınlanan "Biz Cumhuriyet'i çok seviyoruz" başlıklı yazısında Cumhuriyet'imizin 82. yıldönümünde memleketimizin içinde bulunduğu 'çıkmazları, açmazları' değerlendiriyor ~|~ Behiç Gürcihan'ın 'muvazzaf vatandaş' kavramını çok beğendim. Önce ben akıl edebilmiş olmayı gerçekten isterdim..
Çünkü "muvazzaf vatandaş" tiplemesi bana "nöbetçi eczane" gibi bir şeyi hatırlatıyor. Savaşta ve barışta?
Karada, havada ve denizde?
Her zaman ve her yerde...
Başkaları sıcak yataklarında mışıl mışıl uyurken..
Vatan, millet, bayrak ve cumhuriyete yönelik tehditlere ve..
Vatan, millet, bayrak ve cumhuriyet düşmanlarına karşı "durumdan vazife" çıkarıp; "Duruma vaziyet" etmeyi öngörüyor.

Rütbeden emekli, askerlikten değil

Öte yandan;
"Emekli asker" tamlamasının da doğru olmadığını düşünüyorum.. Asker, asker'dir. Ancak rütbeden emekli olunur, askerlikten değil.. Dolayısı ile 'emekli yüzbaşı' yahut 'emekli general' tanımı doğru olabilir ama "emekli asker" değil. Çünkü yukarıdaki yemini sıcak bir Menteş sabahı;
 Silaha ve bayrağa ve silah arkadaşınızın omzuna el koyarak bir kere edince?
Vakti gelip üzerinizden o kadar yıl şerefle taşıdığınız üniformanızı çıkarıp dolaba asınca. Yeminin gerektirdiği sorumluluklardan da "emekli olunmuş" olunmaz. Gene 'muvazzaf'sınızdır.
Öyledir de bu olguyu tam açıklayan bir kelime bulamıyordum ki Gürcihan'ın keşfi Hızır gibi yetişti.
Artık kimse "Sana ne, bu iş seni ne ilgilendiriyor" diyemez.
Kendinizde konunun asıl sahibi olması gerekenleri uyarmak, eleştirmek hakkını bulursunuz. Orhan Pamuk çıkar der ki; "Türkiye'nin demokratikleşmesinde Akepe değil, Asker tehdittir".
"Törende Türk devletinden kimsenin bulunmamış olması benim için şereftir" der. Türkiye'de atanmış ve seçilmişlerin bir yıldır bir araya gelip üzerinde bir türlü anlaşamadıkları, yahut zorla ve anca anlaştıkları Milli Güvenlik Siyaset Belgesi orta yerde dururken pat diye bir "Orhan Pamuk Siyaset Belgesi" koyuyor masanın üzerine ve "Türkiye'ye yönelik tehdidi" söyleyiveriyor. Askeri resmen ve alenen tehdit olarak görüyor.

Neden Orhan Pamuk soruşturulmuyor?

Peki "TSK'nın manevi şahsiyetinin tahkir ve tezyif edilmesini" titizlikle soruşturan, araştıran, kovuşturan, kovuşturması gereken bir kısım 'adlî müşavirlikler'den neden halâ çıt çıkmıyor?
O.Pamuk hakkında neden suç duyurusunda bulunmuyorlar?
Neden objektif hareket etmezler de "Avrupa'ya ayıp olur" diye düşünürler. "Aman Müzakere Süreci etkilenmesin" diye O.Pamuk için kıllarını bile kıpırdatmazken arkasında Avrupalıların olmadığı "samimi eleştirileri" neden hiddet, dehşet ve celâdetle kovuştururlar?
Bu ülkede "kendinize mahsus bir takım dokunulmazlık adacıkları" yaratabilmek için adınızın ille O.Pamuk, Dink yahut Barthalemeos mu olması gerek?
Peki "Emekli Subayların Derneği" olduğunu ileri sürerek; "Türk ordusunun AB karşıtı olmadığını kanıtlamak" maksadıyla uluslararası lobi faaliyetlerine giriştiğini açıklayan dernek bu asker karşıtı davranışa neden tepki göstermez, suç duyurunda neden o bulunmaz?
Acaba 'Görev Talimatları'nda yok mudur?
"Muvazzaf Vatandaşlığımız" tabii sadece asker ve askere yönelik tehditlerle sınırlı olmuyor. KKTC'ye "Muz Cumhuriyeti" denmesinden de; 29 Ekim için "Bayram değil seyran değil" denmesinden de 'külliyetli miktarda' rahatsız oluyoruz.
Huzurumuz kaçıyor.
"Ben ülkeyi âdeta pazarlamakla mükellefim" sözünü doluya koyuyoruz taşıyor, boşa koyuyoruz almıyor.
Gül; Ankara'da KKTC Cumhurbaşkanı'nı ağırlarken her ikisi de beraberce 'Kıbrıs Türk tarafı' tanımını kullanıyorlar..
Farkında mısınız artık KKTC yok.. KTFD, OKTY bile yok..
"Kıbrıs Türk Toplumu" Akepe sayesinde 1960 Anlaşmalarının bile öncesine, 'cemaat' seviyesine düşürülüyor.
Sadece Türkiye değil, KKTC de pazarlanıyor.
Müessesemiz 'toptan' çalışıyor.

Şu çelişkiye bakın

"Müzakere basını" Talât'ın Rice tarafından 'Toplum lideri' sıfatıyla çağrılmasını göklere çıkarıyor ama peşmerge kabile reisinin aynı günlerde Beyaz Saray'da Bush tarafından 'Başkan' diye kabul buyurulmasını özenle gözlerden kaçırıyor.
Habur'un karşısına Kürt bayrağı asılıyor.
"Ülkede Kürt sorunu olduğu" dillendirilince Selim Sadak da doğal olarak "Müzakere süreci Kürt sorununa bağlansın" diyor.
Müzakere Süreci, "Ermeni soykırımının kabulüne" bağlanıyor.
Limanların Rum gemilerine açılmasına bağlanıyor.
Okullarda Kürtçe okutulmasına bağlanıyor.
Boğazların özel statüye kavuşturulmasına, Dicle ve Fırat'ın "İsrail'in de içinde bulunduğu özel bir komisyon" tarafından idaresine bağlanıyor.
Ruhban Okulu'nun açılmasına bağlanıyor.
Ermenilerden sonra Fener Papazı da İstanbul'da AB'nin koruyucu kanatları altında konferans topluyor, "ben ekümenikim" diyor.
Kimse dava açmıyor.
Müzakere basınında tam sayfa ilanlar çıkıyor..
"Alış veriş kültürünüzü değiştireceğiz", "Yaşam kültürünüzü değiştireceğiz" sloganıyla Dubai Towers imzalı 300 metrelik kazıkların fotoğrafını taşıyan ilanlar.
Kazıklar burgu şeklinde ve uçları aynen müzakere sürecindeki gibi açık ve sivri.
"Yaşam kültürümüzü değiştirecek" olan kim?
Dubai Properties?.
Çölün bedevisi taa oralardan gelip, İstanbul'un göbeğinde benim 4000 yıllık kültürümü değiştirecekmiş?
Kültürümüzü bir taraftan AB, bir taraftan Araplar değiştiriyor.
Değiştirmiyor, "dönüştürüp, geliştiriyor"lar.
Muvazzaf bir vatandaş olarak fevkalade ağırıma gidiyor.
Üstelik adam kalkıp basın toplantısında müzakere basını temsilcilerinin gözünün içine baka baka "İstanbul'u pazarlayacaklarını" söylüyor. (Gergavi.. Topbaş'la basın toplantısı. 24 Ekim 2005 İstanbul)
Bunların hepsi 2005'in "Cumhuriyet haftası" içinde oluyor.
Eskiden geceleri?
Mahalleyi hırsızdan?uğursuzdan koruyan..
"Mahalle bekçileri" vardı, Düdük sesleri halâ kulaklarımdadır.
Şimdi piyasada yoklar..
Onlar ortalıkta görünmeyince meydan..
Meydan ve dolayısı ile "mahallenin namusu"..
"Nöbetçi eczaneler" gibi görev yapan, yapması gereken "Muvazzaf vatandaşlara" düşüyor.
Kaçınılmaz olarak.
Çünkü biz vatanı, milleti, bayrağı, devleti, askeri?.
Biz Cumhuriyeti çok seviyoruz.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100