Bu haber kez okundu.

MEDYA KAZANI
Erdoğan kimi tercih edecek?
Önceki gün Milliyet'te Başbakan Erdoğan'ın Washington gezisiyle ilgili olarak yer alan haberde Başkan Bush'un 3 konuyu gündeme getireceğine işaret edilmişti. Bunları sıralarsak:

1) Kerkük'ü unutun...

2) Kıbrıs'ta Annan Planı'nı kabul edin.

3) Cargill ve Motorola ile ilgili sorunları çözün.

Ülker Grubu ile ortaklığı da bulunan Cargill'in Bursa'da fabrikası bulunuyor. Ne mi üretiyor? Yapay şeker, bir başka deyişle tatlandırıcı. Tatlandırıcılar malum şekerleme ve meşrubat sanayii başta olmak üzere gıda sektöründe yaygın olarak kullanılıyor. Dünyada pek çok ülkede tatlandırıcı kullanma kotası yüzde 2.

Pancar üreticilerinin

düşmanı

"Cargill"in Türkiye'deki kotası ise, bizim pancar üreticilerinin tüm itiraz ve tepkilerine rağmen daha geçenlerde hükümet tarafından yüzde 10'dan yüzde 15'e yükseltilmiş. Cargill'in kotasının yükseltilmesi demek, şeker pancarı üreticilerinin kotalarını düşürmek demek.

Milliyet'in haberine göre, ABD bu kotanın ta~|~mamen kaldırılmasını istiyor.

Pancar ekimi ve şeker sanayiinden Türkiye'de 5 milyon insan ekmek yiyor. Pancar, petrolden sonra katma değeri en yüksek ürün. Yapay tatlandırıcının ise katma değeri hemen hiç yok. Tamamen döviz yutan bir sektör...

IMF'nin Türkiye'ye dayattığı programlarla kol kanat gerdiği Cargill'in üretimi artırması daha çok sayıda Türk üretici ve işçisinin işsiz kalması ve fakirleşmesi demek...

Cargill ABD'den ithal edilen mısırı işliyor. Ve dünya mısır üretiminin yüzde 38'ini gerçekleştiren ABD'nin derdi mısır stoklarını en hızlı şekilde eritmek.

Cargill'in Türkiye'nin yanı sıra Arjantin, Avustralya, Hollanda, Belçika, Brezilya, Kanada, Fransa, Polonya, Japonya, Rusya ve Venezüella gibi tarım üretiminin yaygın olduğu ülkelerde fabrikaları bulunuyor.

Şirketin künyesi

Milliyet'in ekonomi yazarı Güngör Uras, Cargill'in künyesi hakkında daha detaylı bilgiler veriyor: "Cargill, ABD'nin Iowa eyaletinin Conover kentinde hububat ticareti yapmak için 1865 yılında kurulmuş bir şirket. Daha sonra büyümüş ve dünyaya yayılmış. Şimdilerde 61 ülkede faaliyet gösteriyor. Yıllık cirosu 60 milyar dolar. 2003 faaliyet kazancı 1 milyar dolar dolayında.

1960 yılından bu yana Türkiye ile iş yapıyor. 1986 yılında Türkiye'de şube açtı. Önce Pendik'te kurulu nişasta fabrikasını satın aldı. 1997 yılında Bursa'nın Orhangazi'sinde "mısır şurubu" üretmek için 90 milyon dolarlık bir fabrika kurdu. Hendek'te fındık işleme tesisi var. İşlenmiş fındık ihraç ediyor. Türkiye'ye hububat, yem, ayçiçeği ve pamuk ithal ederek piyasaya satıyor.

Cargill'in 2 sorunu var:

(1) Orhangazi'deki fabrikasını "birinci derece" tarım arazisine kurduğu için firma aleyhine 4 ayrı dava açıldı. Bu davalar nedeniyle üretim yapamaz hale geldi. Hükümet gizli bir kararname ile faaliyetine devamını sağladı.

Cargill, bulunduğu arazinin "birinci derece" tarım arazisi statüsünden çıkarılarak "sanayi bölgesi" ilan edilmesini ve böylece 4 davanın da düşmesini istiyor.

(2) Orhangazi fabrikasında, mısırdan "fruktoz" veya "mısır şekeri / şurubu" diye adlandırılan şekeri üretiyor. Pancar üreticisinin korunması amacıyla "mısır şekeri" üretiminde kota uygulanıyor.

Cargill bu kotanın kaldırılmasını ve tam kapasite ile çalışması için önünün açılmasını istiyor.

Mısır şurubu

Gelelim Başkan Bush'un isteklerinin nasıl yerine getirilebileceğine...

(1) Cargill Orhangazi'de fabrikasını kurmuş. Üretim devam ediyor. Fabrikayı kapatmaya veya yerini değiştirmeye kimsenin gücü yetmeyecek. "Birinci derece" tarım arazisi, bir hükümet kararı ile sanayi bölgesi ilan edilecek.

(2) Amma velakin... "Mısır şurubu" konusundaki istekleri yerine getirmek zor.

Bu çok önemli bir konudur. Anlatayım.

Dünyada şeker, ya kamıştan ya pancardan üretilirdi. Teknolojik gelişmelere dayalı olarak 1990'lardan itibaren nişastadan da şeker üretimi başladı. Mısır nişastasından üretilen "fruktoz" sanayide kullanılıyor. Cola gibi içecekler, çikolata, pasta ve hatta baklava gibi tatlılar bununla yapılıyor. Çünkü ucuz... (Bizde şekerin kilosu 1 milyon 400 bin lira, mısır şurubunun kilosu 980 bin lira.)

Bizde pancar bol. Pancar üretimi çok insanı ilgilendiriyor. Şekerde arz fazlası var, diyerek devlet pancar üretimini kısıyor. İşte tam bu sırada pancar şekerine rakip olarak "mısır şurubu" üretimi artıyor.

Bizden başka ülkelerde de benzer tablolar ortaya çıkınca, pancar üreticisini ve şeker sanayiini korumak arayışında devletler "mısır şurubu"na kota koymuş.

Türkiye'de üçü yabancı sermayeli dört firma mısır şurubu üretiyor: Cargill, Amylum, Sunar ve Tat firmaları. Bunların toplam 935 bin ton mısır şurubu üretme kapasiteleri var. Kapasitenin yarısı, 440 bin tonu Cargill'e ait.

Türkiye'de 935 bin ton mısır şurubu kapasitesi yanında 2 milyon 731 bin ton da pancar şekeri kapasitesi var. İkisinin toplamı 3 milyon 666 bin ton eder. Halbuki toplam şeker talebi 2 milyon 300 bin ton. Neticede 1 milyon 300 ton kapasite fazlası var.

Başka ülkelerde olduğu gibi bizde de devlet arz fazlasını önlemek arayışında yıllık üretim rakamını sınırlıyor. Ve üretim rakamını pancar şekeri ile mısır şurubu üreticileri arasında bölüştürüyor.

Kota 351 bin ton

Geçen yıl, devlet yıllık toplam üretim hedefini 2.341 bin ton olarak belirledi. Bunun yüzde 90'ı olan 2.107 tonun pancar şekeri, yüzde 10'u olan 234 bin tonun mısır şurubu olmasına karar verdi. Daha sonra mısır şurubu üreticilerinin baskısı ile yüzde 10'luk kota yüzde 15'e yükseltildi. Mısır şurubu üreticilerinin kotası 351 bin tona çıkarıldı. Bu kotanın 160 bin tonu Cargill tarafından kullanılacak.

Başkan Bush, "Mısır şurubunda kotayı kaldırın. Veya yükseltin ki, Cargill istediği kadar üretsin" diyor. Hükümeti bu konuda zorlayan şu: Pancar şekerinin pancarı bu ülkede üretiliyor. Üretim fazla diyerek pancar üretimi kısıtlanıyor. Mısır şurubu üretimi arttıkça pancar üretimini daha da çok kısıtlamak gerekecek."

Son olarak bir kaç hususu daha vurgulamak istiyorum. Türkiye'de yılda 4 milyon ton mısır tüketiliyor. Üretimimiz sadece 2 milyon ton ile 2.4 milyon ton arasında değişiyor. Bisde Adana'nın mısırı meşhur. Gerçekten kaliteli mısır... Oysa Türkiye, geçtiğmiz yıl destekleme alımlarına rağmen, her yıl 2.0 milyon ton mısır ithal ediyor. Mısır şurubu üretimi arttıkça mısır ithalatı da artacak tabii...

İthal mısırın tonu yaklaşık 220 milyon lira... Adana mısırının ki 330 milyon lira. 2 milyon ton mısıra yaklaşık 440 trilyon lira karşılığı döviz ödüyoruz. Bu da yaklaşık 320 milyon dolar ediyor. Şeker pancarı üreticisi mağdur edip, elalem mısır üreticisinin cebini doldurmak ne biçim bir politikadır? Bu kadar döviz açığı olan bir ülkede, pancar üreticilerini mağdur etmenin anlamı ne? Üstelik Amerika'nın mısırları da sağlıklı değil... Hem zehirleniyoruz, hem de dövizimiz uçup gidiyor. Peki ABD, Türk tekstiline veçeliğine uyguladığı kotayı kaldıracak mı? Hayır...



Gürtuna bilmecesi...
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna ne yapacak? AKP'den mi, CHP'den mi, başka bir partiden mi, yoksa bağımsız aday mı olacak? Gürtuna, daha önce SkyTürk'teki bir programda AKP'ye mesaj göndermişti ama bu mesaj şimdiye kadar karşılık bulmadı. Bugüne kadar bu muamma çözülmediği için, yani Erdoğan Gürtuna'ya "açık ve berrak" bir mesaj göndermediği için AKP'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmak için bir çok isim 5 milyar lirayı cebinden çıkararak, resmi girişimde bulundu, bulunuyor. Kimisi reklam için diyeceksiniz. Olabilir...

Öte yandan Kanal 7 Haber Koordinatörü Ahmet Hakan Coşkun, Sabah gazetesindeki köşesinde bundan bir süre önce yazdığı yazıda, Gürtüna'nın kesinlikle AKP'den aday olmayacağını, bu konuda elinde sağlam malumat olduğunu iddia etmişti.

Sonuçta Gürtuna'nın ismi CHP kulislerinde bile konuşuluyor. CHP'nin Gürtuna'ya bir şeyler kazandıracağını zannetmiyorum. Gürtuna CHP'den aday olursa, ne CHP'lilerin ne de mütedeyyin kitlenin oyunu alabilir. Çünkü, "anti?İslam" tutumunu iyice sertleştiren CHP ile Gürtuna'ya sıcak bakan kitle arasında "kan yuşmazlığı" var.

Bu arada Genç Parti'nin de Gürtuna'ya teklif götürdüğü iddia ediliyor. Gürtuna'nın bu teklife gülüp geçtiğini zannediyorum.

Bir ihtimal daha var: Gürtuna AKP'den aday olamazsa, sanırım bağımsız katılacak seçimlere...



Cargill hatırası
Milliyet'ten Melih Aşık, Cargill ile ilgili önemli bir hatırayı aktarıyor:

"Başkan Bush'un Tayyip Erdoğan'ın ABD gezisi öncesi sorunlarının çözülmesini istediği Cargill'in adını biz son yıllarda duyduk. Meğer tarım ürünleri işleyen bu ünlü tekel ile ilgili baskıların hayli eski bir tarihi varmış. Eski Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürü Ahmet Özgüneş, dün gönderdiği notta anlatıyor: Ben 1984 yılında TMO Genel Müdürü oldum ve kısa bir süre sonra ciddi bir problemle karşılaştım. 1985 yılları başlarında rahmetli Başbakanımız Özal ABD'ye bir ziyaret yapmış ve Başkan Ronald Reagan ile görüşmesinde ortaya bir mesele getirilmişti. Başkan Reagan, Cargill şirketinin TMO ile bir anlaşmazlığı olduğunu ve bunun çözülmesini dilediklerini ifade etmişti. Rahmetli Özal Türkiye saatiyle gece 02.00'de beni aradı, konuyu araştırmamı ve bir çözüm getirmemi istedi.

Konu şuydu: Cargill ile TMO, 1970'lerde Ecevit hükümeti zamanında anlaşmazlığa düşmüşler, konu Ankara mahkemelerine intikal etmiş, mahkeme Cargill'i haklı bulmuş ancak küçük bir tazminata hükmetmişti. Cargill bu tazminatı almamış ve daha yüksek taleplerini sürdürmüştü. ABD'yi arayarak durumu Başbakan'a arz ettim. Başbakan konunun mutlaka çözülmesi gerektiğini ifade ederek gerekli talimatları verdi. Hazırlanan bir Bakanlar Kurulu kararı ile Cargill'e takriben 4 milyon dolar tazminat ödendi.

Evet... Cargill'in 4 milyon dolarını koskoca ABD Başkanı o zaman mesele yapmış... Türkiye'ye musallat olan bu firma hayli belalı..."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100