Bu haber kez okundu.

MEDYA KAZANI
Yargı sintinesini boşaltmalı
Sintine denizcilikte kullanılan bir kavramdır. Geminin içindeki en alt bölüme denir. Geminin atıkları ve çöpleri yanı pisliği burada toplanır.

Marmara Denizi'nde sintinesini denize boşaltan gemilere çok ağır cezalar kesilir...

Ankara'da startı verilen "Neşter?2" veya "Yargıya Neşter" kod adlı operasyon da böyle bir şey...

Olayın içyüzünü hatırlayalım

Aralarında Çukurova Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ersin Pamuksüzer ve Show TV Genel Müdürü Saner Ayar'ın da yer aldığı bir grup üst düzey yönetici ile hukukçu, Salı günü İstanbul ve Ankara'da ''yargıya rüşvet'' iddiasıyla gözaltına alındı. Operasyon her ne kadar ''Neşter Operasyonu'' çerçevesinde ortaya çıksa da, bu operasyonun adı ''Yargıda rüşvet'' operasyonu. Bu operasyonun SSK ile ilgili yolsuzlukları kapsayan ''Neşter Operasyonuyla'' uzaktan yakından ilgisi yok. Hangi konuyla ilgili olduğu da şu ana kadar net değil, ancak isimlere şöyle bir baktığımızda operasyonun Mehmet Emin Karamehmet'in ~|~sahibi olduğu ''Çukurova Grubu''na yönelik olduğunu söylemek pek de yanlış olmaz.

Söz konusu isimler, hangi konuyla ilgili yargı mensuplarına rüşvet vermiş? Rüşvet verilen yargı mensupları kimler? Skandalın boyutu kimleri kapsayacak? Önümüzdeki günlerde bütün bu soruların cevabını öğreneceğiz.

1.5 katrilyonluk hesap

Meselenin özünde Türk Telekom ile Turkcel'le arasındaki ihtilaf yatıyor. Malum önceki düzenlemeye göre, sabit telefonlardan Turkcel'le arandığında faturanın yüzde 92'si Turkcell'e; yüzde 8'i Telekom'a kalıyordu. Haksız paylaşım yüzünden 1998 yılından itibaren biriken Turkcell'in borcu 1.5 katrilyon liraya ulaşıyor. Tukcell ile Telekom sonunda bir uzlaşmaya vardı. Sabit telefondan Turkcell arandığında gelirin yüzde 59'unun Türk Telekom'a yüzde 41'inin Turkcell'e verilmesi, buna mukabil, Turkcell'den sabit telefon arandığında gelirin yüzde 84'ünün GSM operatörüne, yüzde 16'sının da Telekom'a bırakılması kararlaştırıldı. Geriye dönük olarak aradaki farkın tahsilinden ise vazgeçilmedi. Problem de burada yaşandı. Turkcell'in işte mahkemelik olan bu 1.5 katrilyon lirayı ödememek için yargıya rüşvet verdiği iddiaları Neşter 2 Operasyonu'nun omurgasını oluşturuyor.





Uçaklarımız neden düşüyor, pilotlarımız niçin şehit oluyor?
Hafta başında Manisa'da F?4 tipi bir savaş uçağımız düştü. Biri yüzbaşı, biri üsteğmen iki subay pilotumuz şehit oldu. 1997 yılından buyana kazaya uğrayarak düşen F 4 tipi savaş uçaklarımızın sayısı 7'ye ulaştı. F 4 Tipi uçakların düşmesi sonucu 6 subay pilotumuz hayatını kaybetti. Manisa'daki üzücü olaydan sonra basına yansıyan bilgilere göre, son 7 yılda düşen askeri uçaklarımızın sayısı 25'e ulaştı. Acaba neden uçaklarımız düşüyor? Daha önceki bir değerlendirmemizde, bizim eğitim uçuşlarında verdiğimiz zayiatı ABD'nin Irak savaşında vermediğine işaret etmiştik. Milliyet'ten Güngör Uras da dün aynı konuya temas etmiş. Uras'ın yazısından kesitler...

"Savunma ile ilgili konularda kamuoyuna çok az bilgi veriliyor. Bu nedenle düşmanla çarpışmadan, yapılan olağan uçuşlar sırasında. 7 yılda 25 askeri uçağın düşmesinin normal olup olmadığını bilemiyoruz.

Ocaklar sönüyor

Bu nedenle son 6 yıldaki 7 F ? 4 uçağı kazasından sonra, "düşen uçakların İsrail'de elden geçen F ? 4 uçakları olup olmadığı" tartışması gündeme geldi. Bu olayların bir insani, bir de maddi boyutu var. İnsani boyutu, düşman ile savaşmadan, sulh döneminde, olağan uçuşlarda subaylarımızın hayatlarını kaybetmesidir. Pilot ölüyor. Aile ocağı sönüyor. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Bu para ile ölçülebilecek bir şey değil.

Ama ülke ekonomisi bakınımdan olayların bir de maddi boyutu var. Bir pilot subay kolay ve kısa zamanda yetişmiyor. Pilotun kayıbı yanında her düşen uçak bir maddi kayba da yol açıyor.

Kamuoyunun bilgilenmeye ihtiyacı var

Türk Hava Kuvvetleri bu konularda kamuoyunu "yeterince" bilgilendirir ise "yanlış anlamalar" ortadan kalkar. Düşen uçaklar bu halkın uçağı. Ölen pilot subaylar, bu halkın çocuğu. Neyin ne olduğunu halkın bilmesinde yarar var."





Adalet rüşvet çarkında kayboluyor
Yargıtay eski Başkanı Mehmet Uygun'un ünlü bir sözü var: "Hakimler cüzdan ile vicdan arasında sıkıştı." Yargıtay'da görev yapan hakimlerin aldıkları maaşlar 2 milyarın üstünde. Kamuda çalışan birinci sınıf avukatlardan 2.5 kat daha fazla ücret alıyorlar. Özel servisleri var. Lojmanları var. Bugün Türk yargısı aşağıdan yukarıya rüşvete bulaşmış. Mahkeme kalemlerinden tutun da icra müdürlüklerine, oradan Yargıtay'a kadar...

Uyuşturucu kaçakçılığı ve banka hortumlama gibi özellikle bir yönü devleti ilgilendiren davalarda rüşvet gırla gidiyor. "Avukat tutma, hakim tut" anlayışı sıradan vatandaşa bile belletilmiş. "En iyi avukat, en çok hakim ve savcı tanıyan; en rahat rüşvet verebilen avukattır" deyişi yargı dünyasında adeta deyimleşmiş..

Ve bu manada İstanbul Barosu'nun "Adli yargıda yolsuzluk" araştırmasından kesitler. Avukatlar bile "Mahkemelerde rüşvetsiz iş yaptırılamaz" inancında...

Meslekte en az 5 yılını doldurmuş avukatları kapsayan araştırmanın sonuçlarını bir kez daha hatırlatmakta fayda var:

* Avukatların yüzde 94.9'u adli yargıda yolsuzluk olduğu görüşünde.

* Yüzde 63.1'i yolsuzluğu yargının en temel sorunlarından biri olarak görüyor.

* Yüzde 96.1'i yargıdaki yolsuzlukların örtbas edildiğini belirtiyor.

* Yüzde 88.3'ü Yargıtay'ın da yolsuzluğa bulaştığına inanıyor.

* Yüzde 97.5'i yargıç ve savcılardan yolsuzluk yapanlar olduğunu söylüyor.

* Yüzde 66.6'sı rüşvet alan yargıç ve savcıların bilindiğini ifade ediyor.

* Yüzde 93.5'i avukatların konumlarını yolsuzluk için kullandıklarını bildiriyor.

* Yüzde 74.1'i avukatların mesleki başarılarında, yani davaları kazanmalarında verdiklerin rüşvetin rol oynadığını itiraf ediyor.

* Yüzde 95.7'si bilirkişilerin de rüşvet aldıklarını kaydediyor. Bu tabloya bakınca adalete güven duygusunu ne kadar koruyabilirsiniz? "Adalet devletin temeli" olduğuna göre, yine bu tabloya bakınca, mülkün, yani devletin temellerinin sağlamlığından nasıl kuşkuya kapılmazsınız?
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100