Bu haber kez okundu.

MEDYA KAZANI
Ya diğer hortumcular?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, önceki akşam katıldığı bir TV programında, vatandaşın cebinden hortumlanan paranın miktarını 77 milyar dolar olarak açıkladı. Batan bankaların faturasının 50 milyar dolar dolayında olduğunu sanıyorduk. Bu 77 milyar dolarlık faturanın içinde İmar Bankası'nda mevduatı olanlara ödenecek 5.7 milyar dolar var. Uzan şirketleri nedeniyle devletin ödeyeceği para yok!!!

Uzanlar'ın içi boşaltılmış şirketlerine el koyan devlet, bundan sonra bu şirketlerde çalışan 40 bin kişinin maaşını ve kıdem tazminatını ödeyecek. Yetkillier farklı açıklamalarda bulunsalar da, kanunlar elvermese de, Telsim şirketinin Motorola ve Nokia firmalarına borcu olan 2 milyar doları ödeyecek. Hükümetin uluslararası ilişkileri böyle bir mecburiyet gerektiriyor. Star TV'nin, Star gazetesinin bağlı yayın organlarının zararını ödeyecek. Çimento fabrikalarının zararını ödeyecek. Fatura büyüyecek... Sonunda bütün bu paralar benim cebimden, sizin cebinizden, halkın~|~ cebinden çıkacak. Yani hortumun boyutu artacak, artacak, artacak, tepe olacak, dağ olacak!

77 milyar dolar... Bu rakam, Türkiye'nin iç ve dış borcunun dörtte birinden fazla... Erdoğan, hortumlanan paraların geri getirileceğini söyledi. Acaba?

Hortumlanan paralar suyunu çekti

Aralık 2003'te çıkan 'hortum yasası' BDDK'ya hortumlanan paraların geri getirilmesi için epey yetki tanıyor. Ancak! Ortada bir sorun var. Hortumlanan paraların önemli bir bölümü suyunu çekti. Bu şuna benziyor. Adamın biri bankayı soyuyor, mesela, 200 milyar çalıyor. Bir ay içinde bu parayı kumarhanelerde, meyhanelerde ezip ezip yiyor ve sonra da yakalanıyor. Bu insana ne yapılabilir ki? Cezaevine atmaktan başka...

Hortumcuların bir bölümü böyle. Kimler mesela? Ali Balkaner, Yahya Murat Demirel, Korkmaz Yiğit, Kamuran Çörtük... Bir de bu hortumcuları içeri tıkabilecek bir yasa da yok. Böyle bir yasa olsa hatta, idam sehpasına götüren bir yasa olsa, belki bunlardan çaldıkları geri alınabilir...

Ödeme planı bile sunmamışlar

Aşağıda ismi geçen hortumcular, vatandaşın cebinden çaldıkları paraları geri ödemek için 'ödeme planı' sunmaya tenezzül etmeyen zevatın listesini ihtiva ediyor. Bu şahısların çaldıklarının miktarı, 8 milyar 35 milyon dolar...

İsim isim hortumcular şunlar...



Korkmaz Yiğit

Banka: Bank Ekspres

Zarar: 434 milyon dolar

Ödeme planı: Yok

Cavit Çağlar

Banka: İnterbank

Zarar: 1 milyar 170 milyon dolar

Ödeme planı: Yok

Yavuz Zeytinoğlu

Banka: Esbank

Zarar: 1 milyar 113 milyon dolar

Ödeme planı: Yok

Murat Demirel

Banka: Egebank

Zarar: 1 milyar 219 milyon dolar

Ödeme planı: Yok

Hayyam Garipoğlu

Banka: Sümerbank

Zarar: 496 milyon dolar

Ödeme planı: Yok

Ali Balkaner

Banka: Yurtbank

Zarar: 656 milyon dolar

Ödeme planı: Yok

Erol Aksoy

Banka: İktisat Bankası

Zarar: 1 milyar 953 milyon $

Ödeme planı: Yok

Kamuran Çörtük

Banka: Bayındırbank

Zarar: 115 milyon dolar

Ödeme planı: Yok

Halis Toprak

Banka: Toprakbank

Zarar: 879 milyon dolar

Ödeme planı: Yok

Ödeme planı

yapanlar da var

Milletin cebinden aşırıp, şirketlerine aktaran kimileri de ödeme konusunda iyi niyet beyan etmişler. Bunların çaldıklarının yekünü de 5 milyar 855 milyon dolar tutuyor. Burada verilen isimlerin çaldıklarının miktarı 13 milyar 890 milyon dolar. Uzanların faturası 6.5 milyar dolar. Batan diğer 8 bankanın yol açtığı tahribat ise yaklaşık 7 milyar dolar. Toplamda 27.5 milyar dolar ediyor. 49.5 milyar doları kimin çaldığı ise tam olarak bilinmiyor.

Selçuk Yaşar

Banka: Yaşarbank

Zarar: 1 milyar 148 milyon dolar

Ödeme planı: Yapıldı

Mahmut Ceylan

Banka: Bank Kapital

Zarar: 392 milyon dolar

Ödeme planı: Yapıldı

Dinç Bilgin

Banka: Etibank

Zarar: 697 milyon dolar

Ödeme planı: Ön protokol var plan açıklanmadı

M. Emin Karamehmet

Banka: Pamukbank

Zarar: 3 milyar 618 milyon dolar

Ödeme planı: Yapıldı





Tüh sizin gazeteciliğinize!
Türkiye'de "ahlak dışı" basın Avrupa Birliği sevdası uğruna Türk milletini dönüştürme operasyonuna başladı. MANTIK ŞU: AB'de ne varsa, Türkiye'de de o olacak. Ama Alman'ın Mercedes'i, BMW'si, İtalya'nın Ferrari'si gibi özgün markalar Türkiye'de üretilmeyecek. Her türlü ahlaksızlık gelecek ama asla bilimsel çalışma misyonu gelmeyecek!

10 yıldır süren operasyon

Aslında bu operasyon Televole tarzı programlarla yaklaşık 10 yıl önce başlatılmıştı. Ancak 2003 ve 2004'te operasyonun boyutu genişledi ve Popstar, Biri Bizi Gözetliyor türü programlarla Türk Halkı "gerçekler dünyasından kopartılıp hayal alemine taşındı." Ayrıca AB'nin Türkiye'ye müzakere tarihini verilip verilmeyeceğini görüşeceği Aralık 2004 yaklaştıkça, hem misyonerlik faaliyetlerinde bir artış görünmeye başladı, hem de "uyuşturucu programların" sayısı patladı.

Devletin operasyonu mu?

Hürriyet gazetesi bizzat sahibi Aydın Doğan tarafından "devletin gazetesi" olarak ilan edilmişti. Bir başka deyişle, derin devletin ve askerin gazetesi. 28 Şubat sürecinde bu rolü etkin bir biçimde oynamıştı Hürriyet.

O zaman şu soru akla geliyor. Devlet, "milletin ahlakını bozmak, her türlü sapıklığa vize vermek için" harekete mi geçti? Bir başka deyişle, devlet milletin ahlaki değerlerini yerle bir etmek için beşinci kol faaliyetine mi başladı?

Öyleyse neyin nesi dünkü Hürriyet manşeti. Bu gazete en çok satan ikinci gazete. Öyle sıradan bir magazin gazetesi değil. Dipten gelen operasyonların duyurulduğu ilk gazete...

Ama bu gazete ahlaksızlık,adilik, müptezellik, perdesizlik, rüsvaylık, soysuzluk pazarlıyor...

Yöneticilerinin içinde bulunduğu "fiziki ve ahlaki konumu" dışa yansıtıyor bir bakıma. Geçtiğimiz hafta bir gazetede Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni ve yazarı Ertuğrul Özkök'ün "metroseksüel olup olmadığı" tartışmaya açılmıştı. Hürriyet'in manşetlerini genel de Özkök attığı için, ben onun "başka bir seksüel olduğunu" düşünmeye başladım.

Hayasız haber

Bunca yazıdan sonra manşeti merak ettiniz, değil mi? Onuda yüzüm kızararak aktarıyorum: "Eşcinsellere yönelik bir derneğin Ankara'daki toplantısında 6 ay önce tanışan Alman vatandaşı ve Alman Edebiyatı öğrencisi 29 yaşındaki Koray Günay ile 26 yaşındaki Bilgisayar Mühendisliği okuyan Ankaralı Ulaş Yılmaz, geçen kasım ayında Schöneberg Belediyesi'nde nikah kıydılar. Bir de evlat edinmeyi düşünüyorlar."

Olay 4 ay önce gerçekleşmiş. Peki Hürriyet bunu neden şimdi manşete taşıdı? Herkes bu soruyu soruyor. Neden? Gerçek cevabı Hürriyetçiler dün vermek istemedi.
Anahtar Kelimeler:
medya kazanı
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100