10 Aralık 2013 Salı 00:08
1848 Okunma
Milletin buluştuğu tek adres BTP
RECEP BAHAR / TRABZON

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, İslam dünyasında oynanan oyunlardan ‘sıfır sorun’a, Türkiye’nin meselelerinin nasıl çözüme kavuşturulacağından Türklük anlayışına kadar önemli konularda açıklamalar ve analizler yaptı. Trabzon’da Yeni Mesaj Gazetesi tarafından düzenlenen Milli Kahramanlarımızı Anma ve Ehl-i Beyt Programı’nda konuşan BTP Lideri, Atatürk hakkında kapsamlı bir eser hazırladığına işaret ederek, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş kararının Hacı Bektaş Dergâhı’nda verildiğini ve Atatürk’ün Cumhuriyet’i içki masasında kurduğunu iddia edenlerin asırlar boyu İslam’ın içinde İngiliz’in sözcülüğünü yapan hainler olduğunu ifade etti. İngilizlerin İslam dünyasındaki yıkıcı faaliyetlerini takriben 20 yıl önce ortaya koyduğunu, bu çerçevede Vahhabilik mezhebinin İngilizlerin yönlendirmesiyle kurulduğunu, Abdülvahhab’ı ikna edebilmek için İngiltere’den Safiye isimli Yahudi asıllı bir kadının Hicaz Bölgesi’ne getirildiğini ve muta nikâhı ile Abdüvehhab ile evlendirildiğini aktaran Prof. Dr. Haydar Baş, benzer bir hareketin 1500’lü yılların sonu ile 1600’lü yılların başlarında Faruk Sirhindi tarafından Hindistan’da hayata geçirildiğini kaydetti. Prof. Dr. Baş, şunları söyledi: “O devirde Hindistan’da Ekber Şah dinleri birleştirerek dinlerarası diyalog faaliyeti yürütüyordu. Ancak oğlu Cihan Şah, babasına hiç benzememişti. Muttaki ve zühd ehli bir insandı. Hanımı Mümtaz Banu Sultan, dünyanın bir numaralı harikası olan Tac Mahal’de yatıyor. Cihan Şah fark ediyor ki, Farul El Sirhindi tuluatlarla, zuhuratlarla İslam’ı saptırıyor ve onu hapse attırıyor. Bir sene hapiste kalıyor. Bir yıl onu gözaltında tutuyor. Şimdi o İngiliz etkisinde kalan adamın bugünkü avukatları sözümona akademisyen... Ancak bu işlerden anlamazlar. Hikâyenin adına ilim diyorlar. Olayın aslı anlattığım gibidir, her türlü vesikayı da sunarız.”

İşte gerçek İslam’ın tarifi

Bu iki akımın İslam’ı sarığa, cübbeye, şalvara kurban ettiğine ve bu şekilde Müslümanlığı bir şekle mahkûm ettiklerine dikkatleri çeken BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, İslam’ın ne olduğu konusunda şu çarpıcı tanımı yaptı: “İslam; Kuran’ın iffetini, izzetini, fetanetini, muhabbetini, Allah’ın zikrini ve Allah korkusunu müşahhas olarak yaşamanın adıdır. Haramlardan kaçmak, helale insanları teşvik etmek, insanların arasını bulmak, arası açılan insanlar arasında hakemlik yapıp ıslah etmek, fakir fukaraya yardım edip elinden tutmaktır. Her zaman ve her yerde seni kontrol eden Allah’ın murakabesi altında olduğunu yaşamandır İslam. Allah beni görüyor ve işitiyor. Ben onu görmüyorum ve işitmiyorum. Ben mutlak surette ona hesap vereceğim. Bütün adımları bu inançla atmanın adı zühd, takva ve Müslümanlıktır. Ama bunlar İslam’ı nasıl tarif etmişler: Şalvarın, cübben, sarığın oldu; dünyada senden üstün adam yok... Oysa kalbindeki yılanların kuyruğu birbirine değmiyor.”

‘3 merkez’ tek merkezde buluştu

Merhum Attila İlhan’ın kendisine gönderdiği selamda ‘ulusal hareket’in merkezinde Haydar Baş’ın olacağını dile getirdiğini hatırlatan Prof. Dr. Haydar Baş, “Şimdi biz hem ulusal, hem milli, hem de dini hareketin merkezindeyiz” dedi. Atatürk döneminde Kayseri’de savaş uçağı imal edilip Avrupa’ya ihraç edildiğine işaret eden Prof. Dr. Baş, sözlerine şöyle devam etti. “Atatürk yaşamış olsaydı bugünkü siyasileri süpürüp Karadeniz’e dökerdi, ‘Siz bu milleti temsil edemiyorsunuz. Şu benim evladım Haydar gibi olacaksınız’ derdi. Niçin derdi? Takriben 3 ay evvel KKTC’den Çiftçiler Birliği Başkanı Alican Bey ile iki arkadaşı bizi ziyarete geldi. Duma’daki konuşmamızı takip etmişler. Tarım konusunda çıkış kapısı arıyorlar. ‘Bu çıkışı onlara gösterebilmemiz için KKTC’nin bağımsız olması lazım’ dedim. Kıbrıs’tan geldiler ve sorunlarını anlattılar. Dedim k, sizin ciddi pazar probleminiz var. Bunu halledemiyor musunuz? ‘Bağımsızlığımızı ilan edemediğimiz için biz Kıbrıs’ın dışına çıkamıyoruz’ dediler. Bunun üzerine Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Birliği Başkan Yardımcısı, Rusya Liberal Demokrat Parti İktisat Danışmanı, Duma İktisat Komisyonu Başkanı Vladimir Lisiçkin’i Türkiye’ye davet ettik. Azeri İktisat Profesörü Ruşen Guliyev de gelsin, dedik. Bunlar 5 vakit namazını eda eden Müslüman insanlar. Ben birileri gibi gittiğim yerin uydusu olmam. Herkesi kendime benzetirim. Benim özelliğim budur. Benim nefesim İmam Ali’nin nefesidir. Lisiçkin geldi... Ona dedim ki, ‘Sayın Lisiçkin. Sizden bir ricamız var. Kıbrıslı kardeşlerimiz mamullerini pazarlayamıyor. Bunlar aç, susuz. Rusya’da bize pazar bulacaksın.’ Dedi ki, ‘Ben bir inceleme yapayım, size haber veririm’. Daha sonra haber gönderdi: Biz Kıbrıs’ın bütün narenciyesini alacağız.’ Dedim ki, ‘Bütün bunları KKTC’deki Milli Ekonomi Modeli Kongresi’nde beyan edeceksin.’ Oradaki konuşmasında KKTC’nin 80 bin tonluk narenciye üretiminin tamamını alacaklarını beyan etti. Ben de oradaki konuşmamda ‘KKTC’nin dünyanın tanıdığı bir bağımsız devlet olmasını Bağımsız Türkiye Partisi olarak temin edeceğim.  Daha ben Meclis’e girmedim. Öyle korktular ki, Rumlar hemen Maraş’ı bize verin barışalım, dediler. Dünya fikre, doğruya muhtaç... Ayrıca Türkiye’den de 4 milyar dolarlık ithalat yapacaklarını ifade ettiler. Bakan değilim, vekil değilim... Bendeniz bu işi biliyorum. Bu iş akıl ve zekâ işidir.”

Mevcut iktidar her şeyi sıfır ile çarptı

Mevcut iktidarın ‘sıfır sorun’ diye yola çıktığını ama her tarafı, her şeyi ‘sıfır’ ile çarptığını ifade eden BTP Lideri Prof. Dr. Baş, “Elde var sıfır... Hani komşu, bitti... Sen her türlü komşunla ABD ve İsrail öyle istedi diye kavga ediyorsun. Sen hanımınla, kızınla, gelininle Esad’ın sarayına gittin, yiyip içtiniz hatta ortak bakanlar kurulu toplantısı yaptınız. ABD Dışişleri Bakanı gelip bir göz kaş işaret yaptı, namluyu Esad’a doğrulttu. O gün bugün kavga ediyor. Bir müddet sonra Esad dedi ki, ‘Ben kalacağım, sen gideceksin.’ Esad kaldı, o gidiyor. Hala daha teröristleri destekliyor. Bu teröristlerin ne zaman insanlığa faydası oldu? Kasten bir mümini öldüren ebediyen cehennemliktir. Hem de o bölgede çok sayıda insanımızın ölümüne sebep oldular. Peki, Türk milleti olarak elimize ne geçti? İhracatımız engelledin, ticari kapılarımızı kapattın... Sadece Suriye’de değil, Libya’da da aynı şeyler oldu. Bunlar Müslüman Türk evladına yakışır mı? Diyoruz ki, bunlar Türklüğü inkâr ediyor... Dünyada böyle bir Türk tipi yok ki! Elbette inkâr eder. Bir millet kimliğini unutursa, sürülerin yamağı olmak mecburiyetinde kalır. Bu Türk milletine asla yakışmaz...”

El ele verelim, bu işi bitirelim 

Türkiye’nin tüm sorunlarını çözeceklerini ifade eden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, şunları söyledi: “Bir problem düşünün... O problemin çözümünü bir öğrenci hatta bir öğretmen bilmiyorsa, tahtanın başında 50 saat onu tutun, çözebilir mi? Hayır... Ama kurallarını bilen bir talebe ya da hoca 5 dakikada çözer mi? Çözer... Ben de problemleri çözmeyi biliyorum. Benim suçum problemlerin çözümünü bilmek mi? Burada benim çok aleyhimde çok konuşuyorlar çünkü yaptıklarımın izahını yapamıyorlar. Eğer benim yaptığımı sen izah edersen, Haydar Hoca’nın hocalığı kalmaz... Kuş ne demiş? Ah vatan, ah vatan... Şimdi dünya beni altın tahta oturtsa, ben de vatan diyorum. Yanlış mı söylüyorum? El ele verelim, bu işi bitirelim. Dahası Türkiye’de tarım kesiminde ne kadar mamul varsa, onları ihraç edeceğiz. Pazar bulduk...” 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100