07 Haziran 2007 Perşembe 00:00
292 Okunma
Milletin oğulları şehit! Vekili liste sarhoşu! Komutanı suspus!
Necati Doğru, Türkiye'nin son 6 ayda 41 şehit verdiğini hatırlatarak, yaşanan durumu analiz ediyor ~|~

O adı "Kocatepe" olan jandarma karakolu; Tunceli'nin Pülümür İlçesi'ne ne de çok yakındır. Seslensen duyulur. Pülümür'den yola çık, 30 kilometre git, işte o karakola varırsın...
Ulu dağlarla çevrili...
Keskindir yamaçları...
Ülkenin orta yerinde...
Vatan toprağı...

Vatan toprağı bölünmesin, parçalanmasın, ihanete uğramasın ve vatanın dirliği düzenliği bozulmasın diye milletin asker oğulları bekler. Milletin oğulları; yani onların içinde İstanbul'un gece hayatında fink atanların, zengin kodamanların, düzenin kaymağında yer tutmuşların, Ankara'nın siyaset sınıfının oğlu olarak doğmuş olanların hiçbiri yoktur.
Onlar yoktur.
Biri bile yoktur.

Olsaydı; kahpe kurşun adres sorarcasına gelir, o karakolda vatan toprağını bekleyen milletin 7 oğlunu daha şehit eder ve fakat onların arasında hiç değilse bir de "düzenin kaymak yiyicilerinin, gece hayatı sevicilerinin, siyasete demirleyip gemi sahibi olanların oğlu" olurdu.
Ve şehit cenazesinde!
Bir başbakan olurdu.
Bir bakan olurdu.
Bir meclis başkanı olurdu.
Bir muhalefet lideri olurdu.
Bir milletvekili olurdu.
Türkiye yine yandı

Adres sorarak gelen kahpe kurşun İzmirli ikizlerden Er Erdem Erkaçtı'yı, Amasya'dan Er Eraslan Güngör'ü, Şırnak'tan Er Burhan Yalçın'ı, Gaziantep'ten Er Emrah Kayadelen'i, Balıkesir'den Er Mustafa Aslan'ı, İzmir'den Er İlhan Sağlam'ı ve Kayseri'den Er Eyüp Yabangülü'nü Pülümür'e bir mermi atımlık mesafedeki Kocatepe Jandarma Karakolu baskınında şehit etti.
Bütün vatan kavruldu.

Şehitler salı günü memleketlerine gönderildi. Toprağa verildi. Cenaze töreninde saf tutanlar yine milletin kendisiydi. Bir başbakan yoktu, bir bakan da yoktu, bir meclis başkanı da yoktu, 550 milletvekilinden biri dahi yoktu.
Onlar liste derdindeydiler.
Listeye girdi mi?
Seçilecek yerden mi girdi?

Oysa "Türkiye Vatanı üzerine" karanlık bir savaşın uzantısı olarak kapkara bir uluslararası oyun oynanıyor, Kuzey Irak'taki PKK yuvası yapılmış Kandil Dağı'nı vurması beklenirken tam tersi oluyor; PKK bizim vatanımızın ortası Tunceli'ye operasyon yapıyordu.
550 milletvekilinin!
Başbakan'ın.
Bakanların.
Meclis Başkanı'nın.
Muhalefet liderinin.

Hepsi birden bu cenaze törenlerinde saf tutup, bütün dünyaya "şehitlerimizin kanı
yerde kalmayacak" diye ABD'ye, AB'ye, Irak'taki kukla Barzani'ye seslenmeleri gerekiyordu. Yuh çekilse, çürük domates, cılk yumurta atılsa bile "milletimin yanan yüreğinin yanında olmak için bu öfkeli sözleri göğüslüyorum" diyerek 550 milletvekili cenazelerde olmalıydı. Genelkurmay da; oğulları şehit olmuş millete anında hesap vermeliydi.
Vatanın bağrında!
Gündüz ortasında!

Yemek vaktini bilerek, askeri görünümlü cipi, şu ya da bu yolla ele geçirip, karakola dost gibi sızmayı başararak, devriye gezen helikopterlerin geliş yönünü de hesap ederek ve tepelere mevzilenip uzun menzilli silahlarla 7 erin şehit edilmesinde oradaki komutanın, binbaşının, yüzbaşının ya da sorumlu kimse, onun hiç mi ihmali, dikkatsizliği, vazifeyi savsaklama suçu yok.
Milletin çocuğu şehit.
Lanet olsun PKK'ya!
Lanet olsun ABD'ye!
Lanet olsun AB'ye!
Lanet olsun koruyana!
Lanet olsun bölücüye!

Tamam da bu şehitlerden sorumlu olan generalin, albayın, binbaşının, yüzbaşının hakkında şimdiye kadar açılmış bir soruşturma neden yok? Gün ortasında ve vatanın tam ortasında nasıl avladılar askerimizi?
Açıklama neden yok?
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100