23 Nisan 2007 Pazartesi 00:00
596 Okunma
Milli Egemenliğimiz işte böyle ilan edildi
Atatürk, yavaş yavaş uyanmaya başlayan milli bilinci ulusal kurtuluş mücadelesine dönüştürdü. Samsun'dan başlatılan mücadele, Ankara'da Meclis'in açılmasıyla noktalandı ~|~








"...Gerek askeri gerekse siyasi hayatımın bütün dönem ve safhalarını işgal eden mücadelelerimde daima hareket kuralım, milli iradeye dayanarak milletin ve vatanın muhtaç olduğu gayelere yürümek olmuştur."
Bir imparatorluğun küllerinden yepyeni bir cumhuriyetin kurulmasına giden yolda önemli bir aşamayı daha gerçekleştiren Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, Meclis'teki ilk konuşmasında mebuslara böyle seslendi.
Ata'nın bu sözlerle mebuslara seslendiği Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan'da 87. yıldönümünü kutlayacak. Ankara'da zorlu şartlarda kurulan Millet Meclisi bugünlere kolay gelmedi.

Ulusal egemenliğe geçiş
Birinci Dünya Savaşı'nın galibi olan İtilaf Devletleri, Osmanlı ülkesini kağıt üzerinde paylaşmışlardı.
Bu planlara göre Türk Ulusu'nun siyasi varlığı bütünüyle yok ediliyor ve üzerinde yaşadığı bin yıllık vatanı da ufak bir bölge dışında elinden alınıyordu.
30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesi hükümlerine dayanarak 1 Kasım 1918'den itibaren Türk vatanının bazı yerleri işgal edilmeye başlandı. Türk ordusu dağıtılırken, ülke içinde çeşitli ayrılıkçı örgütler ayaklanma hazırlıklarına girişmişti.
Bunun üzerine Anadolu ve Trakya'daki bazı vatanseverler 1918 yılı sonlarında ''Müdafaa?i Hukuk" adı altında direniş örgütleri kurmaya başladılar.
Bazı aydınlar kurtuluş çarelerini düşünmekle beraber güçleri birleştirmek, milli ve genel bir uyanış yaratacak mücadeleyi açmak kolay değildi. Farklı düşünceler nedeniyle ülkenin hemen her yerinde, dağınıklık, çaresizlik ve genel bir karamsarlık görülüyordu. Bu karanlık içinden Türk Ulusu'nun tarihsel karakterine uygun bir ses yükseldi: Mustafa Kemal Paşa.

Mustafa Kemal, bu durumda ulusal egemenliğe dayalı, bağımsız, yeni bir Türk devletinin kurulmasından başka bir kurtuluş yolu olamayacağını ortaya koydu.
15 Mayıs 1919'da İzmir'in Yunanlılar tarafından işgalinden 1 gün sonra 9. Ordu Müfettişliği'ne atanan Mustafa Kemal, karargahına aldığı bazı arkadaşlarıyla İstanbul'dan Anadolu'ya hareket etti. Mustafa Kemal'in 19 Mayıs 1919'da Samsun'a ayak basmasıyla Türk tarihinde kişisel egemenlikten ulusal egemenliğe geçiş süreci başladı. Bir milletin kaderi değişiyordu.
Samsun'da ve daha sonra da Havza'da yapılan hazırlıklar ilk kurtuluş meşalesini tutuşturdu. Milli hareketin başladığını duyuran "..Milli bağımsızlığımızın ve tarihimizin kurtuluşu, ancak milletin tek vücut olarak savunması ile kabil olacaktır..." gibi bildiriler dağıtıldı.
Her yerde protesto mitingleri düzenlenmesi için askeri ve sivil makamlara talimatlar verildi, Mustafa Kemal bütün bu çalışmaları yaparken, Mondros Ateşkesi'nden kısa bir süre sonra ülkenin çeşitli yerlerinde, sayıları bugün dahi kesinlikle saptanamamış kongreler toplanıp, vatanseverler kendi bölgelerini kurtarma çareleri arıyorlardı.

Bir millet uyanıyor...
Mustafa Kemal, yavaş yavaş uyanmaya başlayan milli bilincini bir ulusal kurtuluş mücadelesine dönüştürdü.
  Bu amaca ulaşmak için 10 gün süren ilk hazırlık çalışmaları, 21?22 Haziran 1919 günü "Amasya Tamimi" ile sonuçlandı. Bu kısa, fakat anlamlı belgede ''milletin bağımsızlığını yine milletin azmi ve kararının kurtaracağı" kesin bir dille belirtiliyor, bu amaçla Sivas'ta millet temsilcilerinin katılacağı büyük bir kongrenin toplanacağı duyuruluyordu.

23 Temmuz 1919... Erzurum Kongresi toplandı, artık bütün vatanseverler Mustafa Kemal'in etrafında kenetlenmişti. Erzurum Kongresi'nde, bir yandan vatanın ayrılmaz bir parçası olan doğu illeri halkının düşmanla mücadele için el birliği ile çalışacağı kararlaştırılmış, bir yandan da milli bir istek olarak İstanbul'daki Meclis?i Mebusan'ın toplanıp gereken önlemleri alması gereği vurgulanmıştı.
  Erzurum'da başlayan yerel kongre akımı, batıda Yunan tehdidi altında bunalan Marmara ve Ege bölgelerinde devam etti. 26 Temmuz 1919'da Balıkesir'de, 6 Ağustos'ta Nazilli'de, 16 Ağustos'ta Alaşehir'de kongreler toplandı.
  Bu kongreler sonucunda "Kuvay?ı Milliye" adı altında vatansever milis güçleri kuruldu.
  4 Eylül 1919... Milli egemenlik ilkesine dayalı yeni Türk devletinin kuruluşuna temel olan Sivas Kongresi toplandı. Kongrede, "vatanın bölünmez bir bütün olduğu" konusunda millet temsilcileri ortak karara vardı. Ülkedeki tüm yerel direniş örgütleri "Anadolu ve Rumeli Müdafaa?i Hukuk Cemiyeti" adı altında birleştirildi. Başkanlığına da Mustafa Kemal seçildi.

  Kongre sonucunda oluşturulan "Heyet?i Temsiliye", milletin isteklerini yansıtan bir nitelik kazandı. Ancak, İstanbul yönetiminin "ruhsal ve duygusal ağırlığı" henüz devam ediyordu. Bundan dolayı, Sivas Kongresi Mustafa Kemal'in istediği "kuruculuk" niteliğini gösterememiş, vatanın kurtuluşu için bir an önce Meclis?i Mebusan'ın toplanmasının padişaha bildirilmesine karar verilmişti.
 Ancak bu karar da önemli bir adımdı. Kurtuluş mücadelesi ve ulusal egemenliğe geçişin ikinci evresi tamamlanmıştı.
Üçüncü aşamada ise ulusal egemenliğin gerektirdiği tüm ilke ve değerlere sahip bir büyük meclisin kurulması ve Kurtuluş Savaşı'nın milli güçlere dayalı olarak kazanılması süreci başladı.

Meclis açılıyor

İstanbul'un işgalinden 3 gün sonra Mustafa Kemal, 19 Mart 1920 tarihli bildiriyi yayımladı.
Bildiride, "olağanüstü yetkiler taşıyan bir meclisin Ankara'da toplanacağı, meclise katılacak üyelerin nasıl seçileceği ve seçimlerin en geç 15 gün içinde yapılması gereği" kesin ifadelerle yer alıyordu.

 Ayrıca, dağılan Meclis?i Mebusan'ın üyeleri de Ankara'daki Meclis'e katılabileceklerdi. İllerde seçilen temsilciler ve Meclis?i Mebusan'ın bir kısım üyeleri Ankara'ya geldiler. Ankara'nın o günkü şartları içinde Meclis'in toplanabileceği elverişli bir bina yok gibiydi. Sonunda, İkinci Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakki Cemiyeti Kulübü olarak yapılmış tek katlı bir bina uygun görüldü. Eksik kalmış yapı tamamlandı, okullardan toplanan ve halkın katkısıyla sağlanan eşyalarla donatıldı.
Hazırlıklar tamamlanınca, Mustafa Kemal, 21 Nisanda yayınladığı ikinci bir bildiriyle Meclis'in 23 Nisan günü toplanacağını ve açılış töreninin nasıl yapılacağını duyurdu.
22 Nisan 1920'de yapılan çağrı ile Millet Meclisi, 23 Nisan 1920 günü toplandı. O gün, Hacı Bayram Camisi'nde kılınan Cuma namazından sonra topluca meclis binasına gelindi.

23 Nisan 1920... Saat 14.00'te merasimle ve dualarla Meclis açıldı. Başkanlığa ilk olarak en yaşlı üye Sinop Mebusu Şerif Bey getirildi. Bu heyecanlı günü yaşayan bir tanık yaşadıklarını şöyle anlatıyor:
  "O gün, şimdiki Ulus Meydanında bir tabur piyade sıralanmıştı. Askerlerin arkasında da Ankaralılar toplanmıştı. Saat ikide birkaç yüz kişilik bir kafile, başlarında Mustafa Kemal olduğu halde Taşhan'a iniyordu. Bu bir avuç insan, yok edilmek istenen bir ulusu kurtarmak için birleşmişlerdi. Hepsinin ümidi de Mustafa Kemal'de idi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin meclisi tam 86 yıl önce böyle doğdu. Kazanılanlar, bu milletin kanıyla, canıyla, o günlerin şartlarında verilen büyük mücadeleyle elde edildi. Tıpkı Atatürk'ün şu sözlerindeki gibi:
"Efendiler! Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Türkiye ve Türkiye halkının beka ve istiklalini temine çalışıyor. Çünkü Türkiye'nin asıl sahibi, meşru ve gerçek sahibi olan Türkiye halkının kati arzu ve iradesi bu yoldadır..."
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100